İSVİÇRE « Dünya Coğrafyası
Orta Avrupa'da bir federal cumhuriyet. Almanya, Avusturya, İtalya ve Fransa arasında sıkışmış gibidir. Yüzölçümü 41.925 kilometrekare, nüfusu 5.576.000 dir. Başşehri Bern'dir.
Coğrafya: Dağlık bir ülkedir. Yüzey şekilleri bakımından a - Alpler, b - Juralar, c - İsviçre ve yaylaları olmak üzere üç bölgeye ayrılır. Alpler, ülkenin güney ve güneydoğusunu kaplar. Büyük bir dağ sırası meydana getirirler. Aralarında derin vadiler bulunmaktadır. Juralar, Alplere paralel olarak güneybatıdan kuzeydoğuya doğru uzanırlar. Genç dağlar olmakla beraber, Alpler kadar yüksek değildirler. Bu iki dağlık bölge arasında İsviçre yaylası ve ovaları, yaklaşık olarak 500 metreye kadar yükselmektedir. Bu yayla akarsuların iki taraftaki dağlardan taşıdıkları alüvyonlarla örtülüdür. Tarım bakımından İsviçre'nin en önemli bölgesidir. Ülkenin en büyük gölleri de burada bulunmaktadır. İsviçrenin yağışlı ve soğuk bir iklimi vardır. Ekonomik hayatın önemli bir kolu hayvancılıktır. Tarım hayatının ve ekimin az olmasına karşılık hayvan ve hayvan ürünleri, İsviçre ekonomisinin en önemli gelir kaynağını meydana getirir. Bunun yanında endüstri hayatı da çok gelişmiştir. Ham maddelerin çoğunu dışardan getirtmesine rağmen, saatçilik, ipek ve dokuma sanayii İsviçrede çok ilerlemiştir.İsviçre 22 kantonun birleşmesinden meydana gelmiş federal bir cumhuriyettir. Aralarında dil ve din birliği olmamasına rağmen, kuvvetli bir millî birlikle Avrupa’nın en medenî ülkelerinden biri durumuna gelmiştir.
Tarih: Bu küçük ülkenin eski bir tarihi vardır. Bu bölgeye ilkin Keltler'den Helvetler gelmiştir. Bu sebeple buraya “Helvetia” denir. Bundan sonra ülke, sırasıyla Romalıların, Borgondlar'ın Alman İmparatorluğu'nun egemenliklerinde bulundu. Onüçüncü yüzyılın sonlarında millî kahraman Guillaume Teli, Almanlara karşı ayaklandı. .Sonraki yüzyılda da İsviçre kantonları bağımsızlıklarını kazandılar. 1499 yılında, Alman İmparatoru, İsviçre'nin tam bağımsızlığını tanıdı. On dokuzuncu yüzyılda Napoleon, İsviçreye girmişse de bağımsızlığına dokunmamıştır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında, İsviçre, tarafsız kaldı, savaşan tarafların arasını bulmaya çalıştı.
Böylece, İsviçre'nin devamlı olarak tarafsız kalması, sınırları araşma sokulduğu büyük devletlerin sık sık birbirlerine saldırıda bulunmalarım önlemiştir. Avrupa’nın ortasında, siyaset, din ve mezhep bakımından bir hürriyetler ülkesinin meydana gelmesini, bu bakımlardan, bütün devletler ister olmuşlardır.
Bugün, çeşitli milletlerarası toplantıların yapıldığı bir ülke olan İsviçre, milletlerarası Kızılhaç'ın merkezidir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı arasında kurulmuş bulunan Milletler Cemiyetinin merkezi de İsviçre idi.