PRUT SAVAŞI « Tarih
Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında 1711 yılında yapılan savaş. Karlofça antlaşması ile Azak kalesini alan ve Karadeniz'e çıkan Ruslar, XVHE. yüzyılın ilk yıllarında İsveç'le savaş halinde bulunuyorlardı. Rusların İsveçlileri Poltova'da ağır bir yenilgiye uğratması üzerine, İsveç Kralı Charles XII. (Demirbaş Şarl), yaralı bir halde Osmanlı sınırlarına sığınmıştı. Rus askerlerinin, bu sığınma üzerine Osmanlı sınırlarına yaptığı saldırılar sonucu, sadrazam Baltacı Mehmet Paşa, büyük bir ordu ile Tuna'ya doğru ilerlemiş, Rus Çarı Petro I.in komutasındaki Rus kuvvetlerini, Prut nehri bataklıklarında Palci denen yerde kuşatmıştı. Rus ordusunun yok olmak üzere olduğu bu sıralarda, yapılan gerekli şiddetli bir çarpışma için yeniçerilere güvenmeyen Baltacı Mehmet Paşa, Rusların teklif ettiği barış şartlarını kabul ederek, Prut anlaşmasını imza etmiştir. Böyle bir antlaşmayı Baltacı Mehmet Paşa'nın imzalamasında, Petro'nun karısı Katerina'nın, Baltacı'nın çadırına gelerek bazı hediyeler vermesinin de yol açtığı ileri sürülür. Prut anlaşmasına göre, Rusya Azak kalesini geri verecek, Osmanlı sınırları üzerinde bulunan bazı kaleleri yıkacak, Rusya bir daha Lehistan işlerine karışmayacak, Charles XII. nin serbestçe memleketine dönmesine karşı gelmeyecek, İstanbul'da devamlı bir elçi bulundurmayacak, Petro I. ve ordusu serbest bırakılacaktı.
AĞIT « Edebiyat
Bir ölünün ardından, duyulan adları anlatmak üzere düzenlenen manzumelere verilen ad.
Ağıt, bütün milletlerin halk edebiyatlarında, gerek sözlü gelenek halin, de, gerekse yazılı olarak yer etmiştir.
Her milletin, çeşitli devirlerinde, ölümler karşısında duyulan acılar, halk söyleyişleri olarak, büyük yer tutar. Bunların kimi, şiir söylemekle ilgisi olmayan kimseler tarafından düzenlenir. Kimi de halk şairleri tarafından, yakılır.
Ağıt söylemenin de, her toplumda değişen ve kural denebilecek biçimleri vardır.
METABOLİZMA « Biyoloji
Bitki ve hayvanların, beslenmek ve gelişmek için dışarıdan aldıkları maddeleri, kendilerine yarar bir duruma getirmek üzere birçok değişikliklere uğratmaları ve bu arada beliren değersiz ve zararlı artıkları atmaları olaylarına verilen genel ad.
SOLHAN « Türkiye Coğrafyası
Bingöl iline bağlı bir ilçe Yüzölçümü 1.313 kilometrekare, nüfusu 11.284 tür. Yüzeyi ,çok dağlık, engebeli ve yer yer ormanlarla kaplı dağlık alanlardan ibarettir. Hayvancılık halkın başlıca geçim kaynağıdır.Merkezi 1.420 nüfuslu Solhan kasabasıdır.
HARF « Eğitim
Bir alfabeyi meydana getiren ve okuyup yazmayı sağlayan işaretlerden her biri. Bugün kullanmakta olduğumuz alfabede, dilimizin seslerine göre harf bulunmaktadır. Türk alfabesindeki küçük ve büyük harfler şunlardır.
a, b, c, ç, d, e, f, g, ğ, h, i, ı, j, k, 1, m, n, o, ö, p, r, s, ş, t, u, ü, v, y, z.
A, B, C, Ç, D, E, F, G, Ğ, H, I,İ, J, K, L, M, N, O, Ö, P, R, S, Ş, T, T Ü, V, Y, Z.
Alfabedeki her harf , bir sesin karşılığıdır. Harfler, ya ses kirişlerinden kopup gelerek, ağzın az ya da çok aç durumunda, hiçbir engele rastlamada serbest olarak çıkarlar; ya da bir seslinin yardımıyla çıkarılabilirler. Serbest olarak çıkan seslere, “Sesli harfler”, b sesli harfin yardımıyla çıkarılabilen harflere de “sessiz harfler” denir.
Sesli harfler, dilin, dudakların, çenenin aldığı duruma göre, a - kalın ince sesliler, b - düz yuvarlak sesliler c - geniş ve dar sesliler olmak üzere üç ayrılırlar.
Sessizler de çıkış yerlerine (dudak diş, damak, hançere) söyleniş sırasında ses yolunun aldığı duruma, kirişleri ses verip vermemesine göre çeşitlere ayrılır.
ARMA « Devlet
Bir devletin, bir hanedanının ya da bir şehrin alâmeti olarak kabul edilmiş ve ressâm, harf ve çizgiden yapılmış işaretler. İnsanlar, çok eski zamanlardan beri kendilerine mahsus özel armalar kullanmışlardır. Hemen bütün eski milletlerde görülen armalar, asıl XII. yüzyılın ortalarında, bugünkü anlamında bir özellik kazanmıştır. XII. yüzyılın ortalarından sonra, ilkin savaşlarda kalkan ve miğferlere konan işaretler şeklinde başlamış, sonraları daha da gelişerek belli bir sınıf ve asil ailelerin birer arma edinmeleri ile yaygın olmuştur.
Osmanlılar'ın son devirlerinde de (Mahmut II. zamanında) bir devlet arma sı kabul edilmiştir. Bu armada, en üstte güneş ışıkları arasında bir tuğra, altında sonradan kaldırılan tuğranın yarısını kaplayan bir hilâl resmi, hilâlin altında tuğlu bir padişah kavuğu, bağımsızlık, adalet ve kanun remzi olan sancak, kılıç, tabanca, top, süngü, terazi, kitap ve en altta da beş nişan bulunmaktadır. Eskiden hilâlin içinde bulunan “El-müstenid bitevfikat-ir Rabbaniye melik-devlet-il-Osmaniyye” cümlesi, sonradan kalkanın içine alınmıştır.