Nedir

KARABİBER « Bitkiler

Karabibergillerin örnek bitkisi ve onun meyvelerinin kuru, küçük ve siyah taneleri. Bu tanelerin keskin kokusu, yakıcı bir lezzeti vardır. Dövülüp toz haline getirilerek yemeklere çeşni vermek üzere kullanılır. Karabiber bitkisinin fidanı tırmanıcı, yaprakları yürek biçimindedir.

VİYANA KUŞATMASI « Tarih

Viyana şehri, Osmanlılar tarafından tarihte iki defa kuşatılmıştır:

Birinci Viyana kuşatması: Osmanlı imparatorluğuna bağlı bir krallık durumunda olan Macar tahtına, Bohemya kralı ve Avusturya arşidükünün sahip çıkmak istemesi üzerine, Macar kralı Zapolya, Osmanlı imparatorluğundan yardım İstemiştir. Bunun üzerine, Kanunî Sultan Süleyman, 300,000 kişilik bir kuvvetle 17 Haziran 1527 de Belgrad'a gelmiş, burada beş hafta kadar konakladıktan sonra, Macaristan - Avusturya sınırını geçerek, Viyana önlerinde karargâhını kurmuştur. Osmanlı ordusu 24 - 27 Eylül günlerinde Viyana önlerinde toplanmış ve böylece Viyana kuşatılması başlamıştır. Fakat, gün geçtikçe havaların soğumağa başlaması, Viyana kalesini yıkmağa yarayacak ağır topların Belgrad'da bırakılmış olması, yapılan çeşitli hücumlara rağmen ,bu kuşatılmadan bir sonuç alınmamasına sebep olmuş, kışın şiddetlenmeye başlaması üzerine de, Kanunî'nin 26 Ekim 1527 de karargâhını kaldırması üzerine son bulmuştur.

İkinci Viyana kuşatması: Almanya imparatorluğu ile Macaristan krallığı ve onun müttefiki olan Transilvanya arasında birkaç yıldan beri devam etmekte olan savaş üzerine, Macar krallığı ve Transilvanya krallığı, Osmanlı imparatorluğundan yardım istemişlerdir. Osmanlı Sadrazamı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, on yıldan beri devam eden bu savaşın Avusturya'yı yıprattığına kanaat getirerek Ocak 1663 te Avusturya'ya savaş açmış ve büyük bir kuvvetle yola çıkmıştır. 3 Mayıs 1683 te Belgrad'a gelen Osmanlı ordusu, burada fazla kalmamış .Mehmet IV. ün savaşa katılmaması üzerine başkomutanlık vazifesini üzerine alan Merzifonlu Kara Mustafa Paşanın komutasında Avusturya sınırlarına ulaşmıştır. Macarların, Ulahların, Kırımlıların da katılmasıyla 170.000 kişilik büyük bir ordu haline gelen Osmanlı ordusu, 14 Temmuz 1683 te Viyana'yı kuşatmaya başlamıştır. Fakat, Birinci Viyana kuşatılmasındaki hatalar yeniden tekrar edilmiş, ordu ağır toplardan mahrum bırakılmış, fena bir mevsim seçilmiş, kuşatılma için belirli bir plân yapılmamıştı. Bir sonuç alınmadan kuşatılmanın uzaması üzerine Avusturya'ya yardımcı olan kuvvetler, Viyana önlerine gelmeğe başlamışlardır. Bu müttefik kuvvetleriyle savaşa tutuşan Osmanlı ordusu, savaşın fena idaresi yüzünden başarı kazanamamış ve Viyana kuşatılmasından vazgeçilerek geri dönülmüştür. Bir yenilgi halinde 16 Ekimde Belgrad'a gelinmiş, Kara Mustafa Paşa, Mehmet IV. tarafından idam edilmiştir. İkinci Viyana kuşatması, Osmanlı imparatorluğunun Avrupa'dan son ilerleme deneyidir. Bundan sonra Osmanlı imparatorluğu için “gerileme” devri başlamıştır.

GÜMÜŞ « Kimya

Kimyasal bir eleman. Sembolü Ag, atom numarası 47, atom ağırlığı 107,9 dur. Güzel beyaz renkte, parlak 960.5 derecede eriyen, 1955 derecede kaynayan ve 0,000025 mm. kalınlığında ince varak haline getirilebilen bir metaldir. Isı ve elektriği en fazla ileten metallerden biridir. Tabiatta bazen serbest, bazen da kükürt, arsenik, antimuan ve klorla birleşik halde bulunur. En çok bulunan bileşiğinden kuru ve yaş (siyanür metodu) olmak üzere iki yolla elde edilir. Kuru metodda. gümüş sülfür filizlerinden gümüş klorür elde edilir. Bundan da bakır parçaları aracı ile gümüş elde edilir. Siyanür metodunda gümüş natrium siyanür eriği ile temas ettirilir, çinko aracılığı ile gümüş çöktürülür.

Her iki metot da da gümüş saf değildir. Bunun için elektrik akımından faydalanılır.

Gümüş havadan etkilenmediğinden paraların ,madalya ve ziynet eşyalarının yapımında kullanılır. Bunlardan başka fotoğrafçılıkta sofra takımlarının ve çeşitli kaplama eşyanın yapılmasında kullanılır.

ATLAS DAĞLARI « Dünya Coğrafyası

Afrika'nın kuzeybatı bölümünde uzanan dağ sıraları. Uzunluğu 2.000, eni 400 kilometre kadardır. Kapladığı yerin yüzölçümü 750.000 kilometrekaredir. Atlas dağları, Tunus'tan Atlas Okyanusu'na doğru uzanırlar.Yükseklikleri 4.000 metreye kadar (Musa Dağı 4.000 metre) ulaşır.

İklim bakımından yazları kurak, kışları yağışlı geçen Akdeniz ülkeleri arasında yer alır. Yaklaşık olarak % 40 ı ormanlık, fundalık ve çalılıktır. Geri kalan kısmı ise bozkır ve çöllerdir.

ÇİVİT « Sözlük

Mavi renkli bitkisel bir toz boya. Tropik ve subtopik ülkelerde yetişen ve boyu 1-1,5 metre boyunda olan baklagillerden bir ağacın yapraklarından elde edilir. Dikensiz bodur bir akasyayı andıran bu ağacın yapraklarındaki “İndigotin” adlı boya maddesi bulunmaktadır. Bitkinin üç aylık sürgünleri çiçekte iken kesilir. Kesilen dal ve yapraklar birlikte ezilerek birkaç saat suda bırakılmak suretiyle doyurulur. Suyun rengi berrak sarıya dönünce başka kaba aktarılarak karıştırılır. Dinlenmeye terk edilir. Çivit, bu dinlenme sırasında pul pul teşekkül ederek kabın dibine çöker. Bu teşekkül, keten bezden süzülerek pres altında istenilen şekle sokulduktan sonra kurutulur ve piyasaya sevk edilir.

Çivit, boyacılıkta ve özellikle ev işlerinde çamaşırlara hafif mavi renk vermek için kullanıldığı gibi hekimlikte de kullanılmaktadır. Piyasada bulunan çivitlerin büyük bir çoğunluğu sentetiktir. Sentetik çivit, 1880 yılında, Alman kimyageri Adolph Baeyer taralından kömür katranından elde edilmiştir.

BOĞAZİÇİ « Türkiye Coğrafyası

Karadenizle Marmara denizini birbirine bağlayan İstanbul Boğazı kıyılarına verilen ad. Zengin ve muhteşem güzellikleriyle dünyada benzeri az olan Boğaziçinin uzunluğu, kuzeyde Karadeniz kapısını meydana getiren Rumeli ve Anadolu fenerleri arasından, Sarayburnu - Kızkulesi arasına kadar uzanır. Tam ortadan geçen çizgi, 25 kilometre ve 9 metredir. iki yakadaki kıyılarının girinti ve çıkıntıları değiştiğinden Rumeli tarafı kıyıları 46 kilometre, Anadolu yakası kıyıları 34 kilometre sürer. Genişliği de yer yer değişir. Karadeniz’den girerken Rumeli ve Anadolu fenerleri arası 3600 metre, Yeniköy ve Çubuklu arası 1430 metre, Rumeli ve Anadolu Hisarları arası 689 metredir. Boğazın derinliği koylara doğru azalmakla beraber ortalama olarak 50 - 100 metre arasındadır. Birisi üstte olan, öbürü Marmara’dan Karadeniz’e doğru giden ve altta olan iki akıntısı vardır.

Bizans İmparatorluğu zamanında Boğaz içi kıyılarının çoğu boş ve Bizans medeniyetinin etkisinden uzak kalmıştır. Boğaziçinin Türk devrindeki tarihî, İstanbul'un 1453 yılındaki fethiyle başlar. Türkler, İstanbul’u aldıktan sonra, Boğaziçi kıyılarına bir yandan ahali yerleştirmişler, bir yandan da çeşitli imar hareketlerine girerek buralarını eğlence ve sayfiye yeri haline getirmişlerdir.