Nedir

BOŞNAKLAR « Tarih

Bosna'nın Türkler tarafından işgal edilmesinden itibaren Müslümanlığı kabul etmiş olan halkına verilen ad. Boşnaklar, Balkan kültürü çerçevesine girmekle beraber, İslâm kültürünün de kuvvetli etkisi altında kalmışlardır. Şehir ve kasabalarda oturanlar çoklukla el sanatçılığı ve ticaretle, köylerde oturanlar çiftçilik ve hayvancılıkla geçinirler. Boşnaklar, geniş ölçüde Türkiye'ye göç etmişlerdir. Bugün Türkiye'de tamamen Türkleşmiş olanlardan başka, dillerini ve geleneklerini halâ unutmayan 5000 kadar Boşnak vardır.

Boşnaklar, Osmanlı İmparatorluğundan bu yana, Türk kültürüne ve Türk devletine büyük hizmetleri dokunan ünlü kişiler yetiştirmişlerdir. Boşnaklar arasında Osmanlı İmparatorluğunda sadrazamlığa kadar yükselmiş olan Sokullu Mehmet Paşa'yı, bu arada sayabiliriz.

BÜNYAN « Türkiye Coğrafyası

Kayseri iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.138 kilometrekare, nüfusu 44.635 tir. İlçenin yüzeyi, genel olarak. Kuzeybatıda, Kuzeydoğu - Güneybatı yönünde uzanan Kızalırmak nehrine bakan, yer yer dik ve sarp, yer yer hafif ve tatlı meyilli sırtlardan ibarettir. İlçe halkı, geniş tarla ekimi ve bağcılıkla geçinmektedir.

İlçe merkezi 8.123 nüfuslu Bünyan kasabasıdır.

ARNAVUTLUK « Dünya Coğrafyası

Balkan yarımadasının batısında bir devlet. Yüzölçümü 27.538 kilometrekare, nüfusu 1.510.000 dir. Halkının yarıdan fazlası Müslümandır. Kuzey ve doğuda Yugoslavya ile güney güney - doğuda Yunanistan'la komşudur. Batısında Adriyatik denizi bulunmaktadır. Başşehri Tiran'dır.

Arnavutlar, Avrupa'nın en eski milletlerinden biri olup, oturdukları yerlerden ayrılmamışlardır. Bu bölge, Romalıların, Bulgar'ların ve Bizanslıların egemenliği altında bulunmuştur. XV. yüzyıldan itibaren Osmanlıların saldırılarına sahne olmuş ve Arnavutların elinde son dayanak olarak kalan İskodra kalesinin 1479 da, Venediklilerin elinde bulunan Ülgün ve Bar şehirlerinin 1571 de alınmasından sonra tamamen Osmanlıların egemenliği altına geçmiştir. Burada Osmanlıların yönetimi 1912 yılma kadar sürmüştür. 1912 de yapılan bir antlaşma ile bağımsızlık kazanmış ve krallık olmuştur. 1925 de Cumhuriyet ilân edilerek Zogo Cumhurbaşkanı olmuştur.1928 de tekrar krallık olmuş ve Kral Zogo, 1939 da İtalyanların işgaline kadar Arnavutluk'un başında kalmıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yeniden (1946) Cumhuriyet ilân edilmiş ve Enver Hocanın liderliği altındaki Komünist Partisinin yönetiminde Demirperde bloğuna bağlı komünist bir memleket olmuştur.

Arnavutluk, Adriyatik kıyılarının dışında genel olarak dağlık bir bölgedir.İklimi, Akdeniz iklimi özelliklerini taşır.Yazları sıcak ve kurak, kışları bol yağışlı ve kararsızdır. Dağlık bir bölge olan İç Arnavutluk'ta ise dağların doğrultuları ve yükseklikleri ile ilgili olmak üzere çeşitli iklim özellikleri gösteren alanlar vardır.

Arnavutlar daha çok tarım ve hayvancılıkla geçinmektedirler. İlkel bir sanayileri vardır. Nüfus ve yüzölçümü bakımından olduğu gibi, ekonomik rolü bakımından da Balkanlar'ın en geri kalmış bir ülkesidir.

ULUKIŞLA « Türkiye Coğrafyası

Niğde iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.593 kilometrekare, nüfusu 24.180 dir Yüzeyi ormanlarla kaplı dağlık alanlardan ve tarıma elverişli tatlı meyilli yamaçlardan ibarettir. Hayvancılık halkın başlıca geçim kaynağıdır.Merkezi 4.524 nüfuslu Ulukışla kasabasıdır.

AKCİĞER « Sağlık

Göğüs boşluğu içinde bulunan ve solunuma yarayan organ. Göğüs boşluğunun sağ ve sol yanlarında bulunan iki ayrı parçadan meydana gelmiştir. Üzeri Plevra denen bir zarla kaplıdır. İçerisi, hava ile dolu olan ve "akciğer kesecikleri" denen boşluklardan yapılmıştır. Keseciklerdeki bu hava, bronşçuklar, bronşlar ,soluk borusu (trakea), gırtlak, yutak, ağız ve burun yolları ile dış hava ile birleşir.

Yarım koni biçiminde bulunan akciğerlerin her birinin ikişer yüzü, birer tabanı ve birer tepesi vardır. İç yan yüz ile tabanlar hafif konkav, dış yan yüzler konvekstir. Birbirlerinden damarlarının ve bronşların meydana getirdiği mediasten organları ile, karından diyafragma ile ayrılırlar. Renkleri genç yaşlarda açık kırmızı, yetişkinlerde kül renkli olur ve üzerinde esmerimtrak lekeler bulunur. İçleri hava ile dolu olduğundan sudan hafiftirler.Ancak boşaltılmış bir akciğerle soluk almadan ölen yeni doğmuşların akciğerleri suda batarlar.

Sağ akciğer üç loba, sol akciğer iki loba ayrılmıştır. İç yan yüzlerinden bronşlar, atardamarlar, toplardamarlar lenfalar ve sinirler çıkar.

Akciğerler, solunuma yani nefes alıp vermeye yarayan bir organdır.

Canlıların nefes alıp vermeleri, balıklarda olduğu gibi solungaçlarla; kuşlarda olduğu gibi hava boruları ile ve insan ve yüksek hayvanlarda olduğu gibi ciğerlerde olur.

Solunum sırasında, akciğerler hareketsizdir. Nefes alma olayını sağlayan, diyafragma kasıdır. Karın boşluğu ile akciğerleri ayıran diyafragma, muntazam aralıklarla karın boşluğuna doğru alçalır ve yükselir, Diyafragma'nın bu hareketi, akciğerlere basınç yaparak, kanın ciğerlere dolmasını ya da ciğerlerden boşalmasını sağlar. Böylece nefes alıp verme olayı meydana gelmiş olur.

Nefes alıp verme olayı da, oksijeni fazla olan temiz havanın ciğerlere dolması, ciğerlerdeki karbondioksiti fazla olan kirlenmiş havanın ciğerlerden çıkması olayıdır. Bu olay meydana gelirken de, akciğer keseciklerine (alveoller) kadar gelen kılcal kan damarlarındaki kirlenmiş kan taze gelen oksijeni alarak yerinde karbondioksiti bırakır ve temizlenmiş bir vaziyette kalbe gider. Böylece hayat ve canlılığın esasını teşkil eden nefes alıp verme olayı meydana gelmiş olur.

AKADLAR « Tarih

M. Ö. üçüncü bin yılda Mezopotamya bölgesinin kuzeyinde yerleşerek devlet kurmuş olan Sami asıllı bir halk. Bunlar, Arabistan'dan çıkmışlar ve Fırat’ın Dicle nehrine doğru destek yaptığı yerlerdeki "Sippara" şehrinde yerleşmişlerdir. Burada zamanla kuvvetlenmişler, Sümerlilere ait olan Kiş Şehrini alarak güneye doğru yayılmağa başlamışlardır. Sümerlilerle devamlı savaşlar yapmışlar, ilkin yenilgiye uğramışlardır. Fakat ünlü kralları Sargon zamanında yeniden kuvvetlenerek büyük bir devlet kurmuşlardır. Sargon M.ö. 2500 yıllarında yalnız Mezopotamyayı değil, kenar bölgeleri de alarak insanlık tarihinin büyük fatihlerinden biri olmuştur. Sargonların gelmesine rağmen Akad'lar gittikçe zayıflamışlar ve 2300 yıllarına doğru tarihe karışmışlardır.

Akad'larm devri, yalnız siyasî hayat bakımından değil, medeniyet bakımın, dan da önemlidir. İnsanlık tarihinde ilk olarak şuurlu bir devlet kurdukları gibi, Sümerlilerden aldıkları medeniyete kendi damgalarını vurarak bu medeniyeti yüceltmişler ve Mezopotamya'da yeni bir Sümer - Akad medeniyeti'nin meydana gelmesini sağlamışlardır.