Nedir

KEBAN « Türkiye Coğrafyası

Elâzığ iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 531 kilometrekare, nüfusu 8.390 dır. Yüzeyi Fırat nehrinin meydana getirdiği derin vadisini çevreleyen geniş düzlük alanlardan ibarettir. Halkının başlıca geçim kaynağı tarım, meyveciliktir. İlçe merkezi 1.475 nüfuslu Keban kasabasıdır.

YUNAN MİTHOLOGİASI « Mitoloji

Yunan mithologiası sınırsız bir boşluk olan Caos'la başlar. Sonra Gaea (Yer) ve unsurların birleşme prensibi olan Eros (Aşk) meydana gelmiştir. Caos'tan Ereb ve “Gündüz” meydana gelmiş, bunlardan da Ether ve Hemera (Gece) doğmuştur. Gaea, Uranüs'ü (Gök) dağları ve Pontos'u (Deniz) Titan'lar, Kiklop'lar ve yüz kollu üç dev meydana gelmiştir.

Tianların en genci Cranos, Uranusu öldürerek onun yerine geçmiş. Yer'in benzeri olan Rhea ile birleşerek Hades, Poseidon, Zeus adlı üç erkek ve Hera, Demeter, Hestia adlı üç kızı meydana getirmişlerdir.

Zeus büyüyünce Cronos'u tahtından indirmiş, göklerin egemenliğini kardeşi Poseidon'a yeraltı egemenliğini öbür kardeşi Hades'e vermiştir.

Böylece, Teselya'da Olimpos dağında egemenliğini kuran Zeus, yeryüzünün egemeni olmuştur.

Eski Yunanlılar, Olimpos'ta oturan Tanrıların on ikisine önem verirlerdi: Zeus (Eh büyük tanrı, göklerin egemeni), Hera (Zeus'un karışıdır), Athena (Şimşeğin ilâhi zekânın, bekâretin tanrıçası), Apollon (şiir ve musikinin, erkek güzelliğinin, güneşin tanrısı), Arthemis (Bakirelerin, av ve ormanların tanrıçası), Hermes (Şafak ve rüzgâr tanrısı), Ares (savaş tanrısı), Hephaistos (Yerdeki ateşin tanrısı), Aphrodite (Aşkın, kadın güzelliğinin tanrıçası), Eros (Aşk ihtirası tanrısı), Hestia (Aile ocağı tanrısı), Demeter (Ekin ve buğday tanrıçan).

AKÇADAĞ « Türkiye Coğrafyası

Malatya iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.231 kilometrekare, nüfusu 42.267 tir. Yüzeyi çok dik meyilli, engebeli çıplak yamaç ve sırtlardan ibarettir. Halk geniş tarla ekimi ve hayvancılıkla geçinir

BİTKİ SİSTEMATİĞİ « Bitkiler

Ortak özellikte olan, birbirlerine benzeyen, benzer karakterleri olan bitkilerin bir araya getirilmesi ile meydana gelen sınıflandırma. Dünyadaki hayvan ve bitkilerin çokluğundan doğan bu ihtiyaç sonucu, bütün bitkileri, başlıca, karakterleri ile tanımak imkânı sağlanmıştır.

Bitkiler dört şubeye ayrılır : Talli bitkiler. Kara yosunları, Eğreltiler (bunlar çiçeksiz bitkilerdir); Tohumlu bitkiler (bunlar çiçeklidir)

ASYA « Dünya Coğrafyası

Dünya'nın beş kıtasından biri ve en büyüğü. Asya, eski dünyanın da bir parçasıdır. İnsanlığın ve medeniyetlerin eşiğidir. Dünya üzerindeki karaların üçte birini teşkil eder. Yüz ölçümü 44.700 km2, nüfusu 1.6000.000.000 dir.

Asya, kuzey, doğu ve güneyde denizlerle kuşatılmıştır. Batıda Akdeniz Karadeniz’le de kıyıları vardır. 1730 da kabul edilen sınırlamaya göre de batı Ural dağlarında Avrupa ile birleşir. Kuzeyini Buz Okyanusu, doğusunu Büyük Okyanus, güneyini Hint Okyanusu, batısını Kızıldeniz, Süveyş kanalı ve Akdeniz kuşatır. Avrupa kıtasından Haz denizi Ural dağları ile ayrılır. Asya düzensiz bir dörtgen biçimindedir. Sahilleri çok girintili çıkıntılıdır. Bu girinti çıkıntılar bazen çok büyük yarımadaları ve körfezlerin meydana gelmesine sebep olmuştur.

Tabiî bölümleri : Asya beş büyük bölüme ayrılabilir: 1) Kuzey Asya (Batı Sibirya ile birlikte bütün kuzey bölümü içine alır), 2) Yüksek Asya (iç dağlık alanlarla yüksek düzlükler ve yüksek ülkeler bölgesinin bulunduğu yer) 3) Ön Asya (Arabistan, Anadolu İran, Batı Türkeli ile Hazer çevresi), 4) Güney Asya (Hindistan, Çin - Hindi, İndonezya adaları), 5) Doğu Asya (Tonkin körfezinden Çukça yarımadasına kadar hemen bütün doğu bölümünü ve kenar denizlerle kıtadan ayrılmış bütün adaları içine alan bölüm).

Yüzey şekilleri: Asya, ortalama yüksekliği 950 - 1000 metre olan yüksek bir kara parçasıdır. Dünyanın en yüksek dağları ile en yüksek yaylaları Asya'da yer almıştır. En derin çukurluklar da Asya-dadır. Önemli dağ sıraları arasında Himalayalar, Hindikuş, Kunjun, Tien-şan, Altay, Kafkas ve Ural dağları vardır. Dünyanın en yüksek noktası olan Everest tepesinin (8.882 metre) bulunduğu Himalayalar, Hindistan, yarımadasını kıtadan ayıran tabiî bir sınır biçimindedir. Afganistan'ın kuzeyine doğru Hindikuş sıradağları yer alır. Kun-lun Himayaların kuzeyinde ve ona paralel olarak uzanmıştır. Tien-şan dağları da bunlara paralel olarak uzanan dağ sırasıdır. Altay dağları ise Moğolistan'dan Sibirya'ya doğru kuzeybatı yönünde uzanırlar. Batıda Asya ile Avrupa arasında tabiî sınırı meydana getiren Kafkaslar ve bunların kuzeyinde Ural dağları uzanır.

Kıtanın ortasını geniş çöller kaplamıştır. Bunlardan en büyüğü Gobi çölüdür. Batıda Önasya ve Arabistan Yarımadasında da çöller bulunmaktadır.

Sular : Asya'nın büyüklüğüne uygun olarak büyük nehirler vardır. Hindistan'ın üç büyük nehri olan Ganj, İndüs ve Brahmaputra, kıt'anın en önemli akarsularıdır. Çin'deki Gökırmak ve Sarıırmak bunlardan da uzundur. Hindistan'da bulunan nehirler Hind Okyanusuna, Çin'de bulunanlar Büyük Okyanus'a dökülürler. Kuzeyde bulunan büyük nehirlerden Obi, Yenisey. Lena nehirleri Kuzey Buzdenizine dökülürler. Bunlardan başka tarihî bakımdan önemli Şiriderya ve Amuderya Aral gölüne,

Dicle ve Fırat Basra körfezine dökülen. Asya nehirlerinden bazıları yeryüzünün büyük nehirlerindendir. Fakat bunlar en büyük nehirler değildir. Gölleri, çok sayıda ve kullanışlı değildir Baykal, Aral, Balkaş, Işık ve Van Gölleri en önemli göller arasındadır.

İklim: Kutuplardan ekvatora kadar uzanan bu geniş kıtada hemen her türlü iklim kuşaklarına rastlamak mümkündür. Kuzey Asya iklimi, kışları 50 dereceye kadar düşen kıtanın en soğuk bölgesidir. Batı Sibirya ve Kuzey Buzdenizi kıyıları bir dereceye kadar daha yumuşak bir iklim özelliği gösterir. Batıda. Akdeniz'in kıtalar arasına çok sokulmuş olması dolayısıyla Akdeniz iklimi yer alır. Bu kıyılarda kışları ılık ve yağışlı, yazlar sıcak ve kurak geçer. İç bölümlerde bu iklim gittikçe zayıflayarak İrana, Batı Türkeline hattâ Himalayalara kadar etkisini gösterir. Güney, batıda Arabistan'ın büyük bölümü güney İran kuzeybatı Hindistan'da astropikal kurak iklim tipi yer alır. Güneyde mevsim rüzgârlarının doğrultuları dolayısıyla kışlar kurak, yazlar yağışlı ve sıcak geçer. Güney Çin'den Mançur'yaya kadar, yazlar sıcak ve yağışlı fakat kışlar çok soğuk geçer. Asya'nın doğu kenarında bulunan ülkelerde şiddetli kışlara rastlanır. Kıyı bölümleri ise yazın sıcak kışın ılık geçen ve mevsim rüzgârlarının etkisi altında kalan bir bölümdür. İç Asya, tamamıyla kara ikliminin hüküm sürdüğü bir yerdir. Yaz ile kış gündüz ile gece arasındaki ısı farkları büyüktür. Yağış azdır. Bu sebeple iç Asya'nın büyük bir kısmı step ve çöllerle kaplıdır. Önaysada genel olarak bir kuraklık göze çarpar.

Bitki örtüsü ve hayvanlar : Bütün bu değişik iklimlere uygun olarak çeşitli bitki örtüsünü Asya'da görmek mümkün dür. Kuzey'de Buzdenizi çevresinde Tundura'lar uzanır. Bunların daha güneyinde bodur ağaçlar bulunur. Sibirya bölümünde ise büyük bir şerit halinde uzanan ormanlar bölgesi yer alır. Kıtanın en verimli bölgesi, güney ve güneydoğu kısımlarıdır; buralarda tropikal bitkilerin her çeşidine rastlanır. Tunduralarda rengeyikleri beyaz ayılar, kutup tilkisi görülür. Daha güneyde, Sibirya ormanlarında kürklü hayvanların birçok

türleri bulunur. Bozkırlar, kurtların, yaban eşeklerinin, develerin, atların, yaşama alanlarıdır. Tibette özel birtakım hayvanlar (Lama) yaşar. Tropikal bölgede maymunlar, kaplan ve parslar görülür. Tropikal ve astropikal bölümlerde daha çok doğu Afrika'da bulunan hayvanlar yaşar.

Nüfus : Asya, çeşitli medeniyetlerin ve çok değişik ırklarda insanların yaşadığı bir kıtadır. Bir buçuk milyara yakın nüfusu ile dünyanın en kalabalık kıtası olan Asya'da nüfusun dağılışı çok değişiktir. İklimin sertliği, kışlarının uzunluğu dolay isiyle Sibirya'nın kuzey bölümü çok seyrek nüfusludur. Güneye doğru geniş bir alanda yerleştirilmiş olan - Rusların oturduğu yerlerde nüfus daha sıktır. Kilometrekareye 10-15 kişi düşer. Geniş bozkırlar ve çöllerde ya göçebeler dolaşır ya da buralar büsbütün ıssız alanlardır. Güney ve Doğu Asya çok kalabalıktır. Hindistan ve Çin yüzyıllar boyunca dünyanın en kalabalık yerleri olarak kalmışlardır. Buralarda kilometrekare başına 65 - 70, Japonya da 200 kişi düşmektedir.

Asya, büyük dinlerin beşiğidir. Bu gün nüfusun hemen yarısı budist, dörtte biri müslüman ve hemen aynı miktarı brahman'dır. Bunlardan başka elli milyon kadar hristiyan, yahudi ve ilkel dinde olanlar yaşar.

Ekonomi: Asya'da en önemli geçim kaynakları hayvancılık ve tarımdır. Kuzeyde ormanlık bölgeler maden bakımından zengindir. İç Asya'da daha çok hayvancılık gelişmiştir. Asya'nın en ö~ nemli bölgeler güneyde ve doğuda toplanmıştır. Buralardaki pirinç, kauçuk, şekerkamışı, çay, kahve ve tütün ekimi çok geniştir. Endüstri kıtanın tabiî zenginliklerine uygun şekilde gelişmemiştir. Ülkeler: XIX. yüzyılda İngiltere, Rusya, Birleşik Amerika, Asya'da yerleşmişler ve Asya'nın en verimli bölgelerini ellerinde tutmuşlardır. Fakat Asya'da millî duyguların kuvvetlenmesi ve hele “Asya Asyalılarıdır” fikrinin yayılması yavaş yavaş, fakat gittikçe daha kuvvetle beliren birtakım kımıldamaların görülmesini sağlamıştır. İkinci Dünya Savaşından sonra Çin'deki gelişmeler, Hindistan ve Pakistan'ın hareketleri bu duyguların yayılmasının sonucudur.İngiltere'nin el koyduğu bazı küçük yerlerle, Rusların sınırları içinde olan bölümlerin dışında Asya, yerli ve egemen devletlerin elindedir. Asya'da bulunan ülkeler şunlardır: Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Ürdün, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, İran, Afganistan, Pakistan, Hindistan, Endonezya, Burma, Filipinler, Çin Japonya, Kore, Malaya, Tayland, Vietnam, Nepal.

DEMİR « Kimya

Kimyasal bir eleman. Kimyasal sembolü Fe, Atom ağırlığı 55,8 atom numarası, 26, özgül ağırlığı 7,9 dur. Mavimtrak gri renkte ve en çok kullanılan madenlerden biridir. Tabiatta bileşikler halinde bulunur ve yeryüzünün yapısında önemli bir yer tutar.

Bileşimindeki karbon miktarı % 0,25 ten aşağı olan ve dövülebilen, yassılatılabilen bir madendir. Kuru havada ve soğukta bozulmaz, fakat nemli havada paslanır. Sulu madensel asitlerle organik asitlerin çoğu etki yapar. Ticarette bulunan demirin bileşiminde bir miktar karbonla birlikte silisyum, fosfor, kükürt gibi yabancı maddeler de bulunur. Bunlar, demirin mekanik özelliklerine etki yapar. Demir, inşaatta bazı makine ve aletlerle tel yapımında, kullanılır.

Tabiatta başlıca bileşikleri olan oksit, karbonat ve sülfür hallerinde bulunur. Oksit halindeki demir bileşikleri: Olijist (kristalize Fe2 03), Kırmızı Hematit (amorf Fe2 03), Esmer Hematit (Fe 2 03) Limonit (Fe2 03) ve Manyetit (Fe2 04) tür.

Demir karbonat ise Sideroz (kristalize FeCOS) ve Litoit demir (amorf Fe2Co3) tür. Bunlardan başka, demirin Prit (Fe 82) denilen bir de sülfürü vardır. Fakat prit, kükürtlü bir bileşik olması bakımından demir filizinden çok bir kükürt filizi olarak demir sanayinde kullanılacak filizin % 30-70 oranında demir ihtiva etmesi gerektir.

Zamanımızda demir, genel olarak fonttan fazla sıcaklıkta hava ya da demir oksit temasında, karbonun azaltılması suretiyle elde edilmektedir, Bu olay sırasında karbon yanarak karbonik gaz haline çıkacağı gibi, font'u bulunan silisyum ve magnezyum da demir silikat ve manganez silikat hallerinde cüruf olarak ayrılır. Kükürt ve fosfor ise, bazik maddelerle alınır. Demir, font'un dışında, elektroliz yolu ile de elde edilir. Bu şekil demirde karbon miktarı çok azdır. Font'tan demir elde edilmesi: Pudlaj metodu, Bassemer ve Martins-Siemens usulleri ile mümkündür. Pudlaj metodu: Bu metod, 1784 yılında İngiltere'de Henry Cort tarafın dan meydana konmuştur. Font, yüksel derecede şiddetle ısıtılır. Bu fırınlar; fontla birlikte kireç gibi bazik maddeler ve demir pisliği de atılır. Bu suretle karbon yanarak uçacağı gibi silisyum ve fosfor da font'tan ayrılır. Kullanılan demir oksit, font'un bütün kütlesin de karbonun yanmasını sağlar.