Nedir

KULP « Türkiye Coğrafyası

Diyarbakır iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.600 kilometrekare, nüfusu 26.859 dur. İlçenin yüzeyi, çok engebeli, dik yamaçlarla kaplı dar alanlardan İbarettir. Tarla ekimi ve hayvancılık, halkın bağlıca geçim kaynaklarıdır.İlçe merkezi 3.150 nüfuslu Pasur kasabasıdır.

TELESKOP « Teknik

Gök cisimlerinin, daha büyük görüntüler şeklinde görülmesini sağlayan ve özellikle rasathanelerde kullanılan bir optik âlet.

Teleskopun esas kısımları şunlardır : a - Objektif ödevini gören bir çukur ayna. b - Oküller, c - Objektifin verdiği görüntüyü oküler önüne getirmeğe yarayan bir düzlem ayna.Objektif, yıldızların görüntüsünü, odak düzleminde verir. Düzlem ya da küresel olabilen küçük yüzeyli bir ayna, bu görüntüyü oküllerin önüne getirir, oküller ise bu görüntüyü daha büyük bir açı altında görmemize yarar.

Dünyanın en büyük teleskobu Amerika'da Palomar Rasathanesinde bulunmaktadır. 1948 Mayısında açılış töreni yapılan bu teleskobun yapılışı, içinde yaşadığımız yüzyılın en hârikalı işlerinden birini teşkil eder. Yapılışında çok emeği geçen Dr. Hale'in adını taşıyan bu teleskop aynasının açıklık çapı 5.08 m. ve odak uzaklığı 16.92 m. ve odak uzaklığı 16.92 m. dir. Yapılması 14 yıl sürmüştür.

TELEVİZYON « Teknik

Radyo dalgaları yardımıyla, bir cismin görünüşünü ve hareket edişini, sinema perdesine aksettirir gibi uzaklara nakletme işi. Bugün televizyon, radyonun evrimleşmiş bir şekli haline gelmiştir. Radyolarda, uzaklara nakledilebilen seslerin yanında, televizyon olarak görüntülerin de nakledilebilme imkânının sağlanmış olması, alıcı olan her yerde, sesle birlikte görüntülerin de elde edilmesi sonucu yaratmıştır. Televizyon programlarının yayınlanışı, radyo programlarının yayınlanışı gibidir. Yalnız televizyonlarda en önemli değişiklik, televizyon kamerasındadır.

Televizyon kamerası, dış görünüşü bakımından sinema filmi çekilen kamerayı andırır. Televizyonla yayınlanacak sahnenin görünüşü kamera önündeki objektifle, içeride bulunan bir tüpe yollanır. Bu tüp büyük bir hunî biçimindedir. Bu tüpün gerisinde düz bir levha vardır. Binlerce küçücük fotosellerden meydana gelen bu tabaka gözün duyar tabakası gibi çalışır. Objektiften geçen görüntü buraya düşer. Tüpün en gerisinde, boyun kısmında bir elektron “tüfeği” bulunur. Bu tüfek fotosellerden meydana gelen levha üzerine kıl kadar ince bir elektronlar ışını atar. Sahnenin değişik ve karanlıklardan meydana gelen görüntüsü fotosel üzerine düştüğü zaman, bu aydınlık ve karanlıklara göre değişen bir elektrik meydana gelir. Fotosel levhasını sağdan sola ve yukarıdan aşağıya büyük bir hızla tarayan elektronlar ışını, levhanın çeşitli yerlerinde değişik olarak meydana gelen elektrik akımını alır. (Görüntünün karanlık yerleri ya hiç akım meydana getirmez ya da pek az akım verir, aydınlık kısımlar çok akım verir). Böylece görüntünün biçimine göre değişik olarak alınan bu akımlar büyütülerek bir verici istasyona yollanır, buradan radyo dalgaları halinde yayınlanır.

Verici istasyondan yayınlanan bu dalgalar, dinleyicinin alıcı makinesinin anteni ile toplanır. Alıcı televizyonda da, vericideki gibi bir tüp bulunur, fakat bu tüp tam aksi şekilde çalışır. Tüpün dik dörtgen şeklindeki ön kısım, televizyon alıcısının perdesidir. Bu kısmın üzeri özel bir madde ile örtülüdür. Radyo dalgaları halinde gelen elektronlar bu yüzeye çarpınca görülebilir ışığa çevrilir. Bu ışığın karanlık ve aydınlık dereceleri, vericidekinin aynıdır. Böylece seyirci, stüdyodaki sahneyi aynen görmüş olur.

DENİZ FENERİ « Sözlük

Gemilere yollarını göstermek amacıyla yapılan fener kulesi. Çoklukla denizciler için tehlikeli burunlar, da kurulan bu fenerler bozuk havalarda ve geceleri yanan kuvvetli ışık düzenekleri aracı ile gemicilerin dikkatini çekmekte fayda sağlarlar. Özellikle telsiz ve radar' ın bulunmasından önce büyük faydalar sağlayan deniz fenerlerinde fenerin devamlı bakımını sağlayan ve yanma zamanlarını düzenleyen bekçiler için her türlü ihtiyaca cevap verecek nitelikte bölümler de yapılmıştır. Büyük bir deniz fenerinde, yiyecek ve petrol depoları, yatma ve çalışma odaları vardır.

AYASTEFANOS ANTLAŞMASI « Tarih

Osmanlı - Rus devletleri arasında 3 Mart 1878 de Ayastefanos (şimdiki Yeşilköy) ta imzalanan ve şartları Osmanlı'lar için çok ağır olan antlaşma. 93 Savaçı adı ile ünlü savaşta Osmanlı'lar Gazi Osman Paşa'nın Pilevne'de ve Ahmet Muhtar Paşa'mn Anadolu cephesinde büyük kahramanlıklarla başarılar kazanmasına rağmen, idaresizlik yüzünden yenilgeye uğramışlar ve Ruslarla bir antlaşma yapmak zorunda kalmışlardır. Bu antlaşmaya göre Karadağ, Sırbistan ve Romanya'nın egemenliği tanınmacak, Bulgaristan imtiyazlı bir prens lik olacak, Besarabya, Kars, Ardahan Doğu Bayezit ,Batum Ruslara geçecek. Balkanlardaki Türk toprakları ikiye bölünerek merkezle olan bağlantısını kaybedecek ve Osmanlı Devleti 254.207.305 Türk altını tazminat vermeyi kabul edecek.Çanakkale ve İstanbul boğazları Rus gemilerine ve tarafsız yabancı gemilere açık olacaktır. Birçok Avrupa devletlerinin bu arada bilhassa İngiltere'nin arabulucuğu ile bu antlaşmanın çok ağır olan bazı maddeleri sonradan değişikliğe uğratılmıştır

TEYP « Teknik

Sesleri tespit etmekte kullanılan bir âlet. Diktafon'un evrimleşmiş şeklidir. 1930 yılında Alman mühendisi Stille tarafından keşfedilmiştir. Tepyte sesler, plâstik bir şerit üzerine tespit edilir. Bu şerit, ses alınacağı zaman, iki magnetik kutup arasında döner. Geri çevrilip tekrar döndürülmeğe başlandığında, buraya nakledilmiş olan sesleri dinlemek imkânı vardır.Teypler, son yıllarda, hemen her evde, her okulda, çeşitli işler için kullanılmağa başlayan gerekli ve faydalı âletlerden biri olmuştur.