AKÜMÜLÂTÖR « Fizik
Bir elektrik enerji kaynağının verdiği elektrik enerjisini toplamaya yarayan aygıtlar. Akümülâtörlerde toplanan elektrik enerjisi istenildiği zaman alınıp kullanılabilir.
Bugün radyo ve otomobil işlerinde önemli yer tutan akümülâtörlerin türlü çeşitleri varsa da pratikte en çok kullanılanları kurşun akümülâtörlerdir.
Kurşun akümülâtörler, çok sayıda kurşun levhasının, sulandırılmış sülfürik asit eriyiğine daldırılmasıyla yapılır. Artı (Pozitif) kutupta bulunan levhalar, da kurşun oksit, eski (Negatif) kutupta bulunan levhalarda kurşun süngeri bulunur.
Akümülâtörler doldurulurken, kurşun oksitten yapılan pozitif levhaya bir pozitif ucu, öbür levhaya negatif ucu bağlanır. Böylelikle sülfirik asit eriyiğinden akım geçer ve asidin artı yüklü hidrojen iyonları negatif levhaya eksi yüklü asit kökü iyonları pozitif levhaya gider. Pozitif levhada kurşun oksit ve negatif levhada kurşun toplanır.
Akümülâtörler boşalırken, bu olayın tersi olur ve negatif kutuptaki kurgun, kurşun iyonu haline, pozitif kutuptaki kurşun oksit de kurşun haline geçer ve hidrojen iyonları, oksijen ile birleşerek su meydana getirirler. Hem pozitif kutupta hem negatif kutupta kurgun sülfat toplanır.
Bu kimyasal değişmeler sonucu iki levha arasında bir potansiyel farkı doğar ve bu iki levha bir iletken yardımı ile bir radyoya ve herhangi bir almaç'a bağlanırsa buralardan bir elektrik akımı geçer.
Akümülâtörlerin elektromotor kuvvetleri yaklaşık olarak iki volt'tur. Daha büyük değerde bir gerilim elde edilmek istenirse, gerektiği sayıda elemanlar bir birlerine seri olarak bağlanırlar.
Akümülâtörler, bir kimyasal olay sonucu meydana gelen elektrik yükünden istifade etmek sonucu meydana gelmiştir.
TİREBOLU « Türkiye Coğrafyası
Giresun iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 956 kilometrekare, nüfusu 43.722 dir. Yüzeyi derin vadilerden ve bu vadileri kaplayan ormanlarla kaplı dağlık alanlardan ibarettir. Halkın başlıca geçim kaynağı denizcilik, balıkçılık ve hayvancılıktır. Merkezi 4.705 nüfuslu Tirebolu kasabasıdır.
MERİÇ « Türkiye Coğrafyası
Edirne iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 359 kilometrekare, nüfusu 20.202 dir. İlçenin yüzeyi, tamamıyla dümdüz uzanan geniş ovalık alanlardan ibarettir. İlçe halkının başlıca geçim kaynağı tahıl ekimi ve hayvancılıktır.İlçenin merkezi 2.118 nüfuslu Büyük Doğanca kasabasıdır.
TANZİMAT « Tarih
Mahmut II. nin yerine geçen Abdülmecit'in, o zaman Haricîye Nazırı bulunan Mustafa Reşit Paşa'nın teşebbüsüyle 3 Kasım 1839 da yayınladığı bir hattı-hümayunla uygulanmasına başlayan yenileşme hareketine verilen ad. Abdülmecit'in tahta geçişi Osmanlı imparatorluğu'nun büyük bir buhran içinde olduğu zamanlara rastlamıştır. Mısır valisi bulunan Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Osmanlı ordularını bir kaç yerde yenilgiye uğratmıştır. Osmanlı imparatorluğunun bu güç durumundan kurtulmasını, çeşitli çıkarlarına uygun gören Batı devletleri (İngiltere, Fransa), Osmanlı devletinde yenileşme hareketleri yapıldığı taktirdi yardımdan geri kalmayacaklarını açıklayarak bildirdiler. Hariciye Nazırı bulunan Mustafa Reşit Paşa devletin bu güç durumunu genç padişaha anlatır ve devleti kurtarmak için, yenileşme roketleri yapmaktan başka çıkar yol olmadığını söylemiştir. Bunun üzerine Aldülmecit, “Tanzimat” adı altında uygulanacak olan bir yenileşme hareketinin “hatt-ı hümayun” la ilân edilmesine razı olmuş, nazırlar, devlet adamları ve şeyhülislâm tarafından hazırlanan bu metin, bir hatt-ı hümayun olarak, 3 Kasım 1839 tarihinde büyük bir törenle, bizzat Mustafa Reşit tarafından okunmuştur. Okunduğu yere nispetle adına, “Gülhane Hatt-ı Hümayun'u” adı verilen bu vesikanın bağında Osmanlı împaratorluğunun zuhurundan beri Kur'an hükümlerine ve şeriat kanunlarına riayet edildiği cihetle devlet kuvvetlenmiş ve bütün tebaa refahın son derecesine vasıl olmuşken yüz elli yıldan beri birçok kaileler ve sebepler yüzünden şeriat hükümlerine riayet edilmediğinden memleketin kuvvet ve mamuriyetini kaybetmiş olduğu, halbuki devletin coğrafî durumuna ve halkın kabiliyet ve istidatlarına göre teşebbüs edilirse on beş sene içerisinde memleketin arzu edilen seviyeye çıkacağı izah edildikten sonra bunu temin için yeni kanunlar yapılmasına zaruret görüldüğü ve bu kanunların başlıca; can emniyeti, ırz, namus ve mal mahfuziyeti, halktan alınacak verginin muayyen olması ve askerlik müddetinin mahdut bulunması gibi esaslara dayanması lâzım geleceği tespit ediliyor. Gülhane Hattı, bundan sonra bu esaslardan her birinin önemini ve bunların tatbikine neden zaruret bulunduğunu ayrı ayrı belirterek bundan böyle bir mahkemenin hükmü olmadıkça gizli veya aleni hiç bir kimsenin idam ve teslim edilmesini, hiç bir kimsenin ırz ve namusuna dokunulmamasını, herkesin malına serbestçe tasarruf etmesini, kimsenin malının müsadere edilmemesini, bütün tebaanın aynı haklardan istifade etmelerini emrettikten sonra yeni yapılacak kanunlar Meclis-i Ahkâm-ı Adliyede yapılacağından bu meclisin azasının çoğaltılmasına lüzum gösteriyor ve burada yapılan kanunların tasdik edilmek üzere kendisine arz edilmesini istiyor. Hatt-ı hümayun, bu kanunların hükümlerine riayet edeceğine padişahın yemin edeceğini, vükelâ ve vezirlere de yemin ettireceğini beyan ettikten sonra bir ceza kanunu vücuda getirilmesini henüz maaşları tahsis edilmemiş memuriyetler varsa hemen onlara maaş bağlanmasını, rüşvet alınmasının menedilmesini tesbit ettikten sonra “keyfiyat-ı meşruha usul-i atikayı bütün tasvir ve tevcit demek olacağından işbu îrade-i şahanemiz Dersaadet ve bilcümle memalilk-i mahrusamız ahalîsine ilân ve işaa olunacağı misullu düvel-i mütahâbbe dahi bu usulün inşaallahü taalâ ilelebet başkasına şahit olmak üzere Dersaadetimizde mukim bilcümle süferaya dahi resmen bildirilisin. Hemen Rabbımız Taalâ Hazretleri cümlemizi muvaffak buyursun ve bu kavanin-i müessesenin hilâfına hareket edenler Allahü Taalâ Hazretlerinin lanetine mazhar olsunlar ve ilelebet felah bulmasınlar; âmin” bedduasıyla sona ermektedir.
Tanzimat Hattı, hükümdarın bundan böyle kimseyi bir mahkeme hükmü olmadan öldürmeyeceğini ve zehirlenmeyeceğini kimsenin malını elinden almayacağını, bütün vatandaşları aynı haklardan istifada ettireceğini, halka zararı dokunan iltizam usulünü kaldıracağını, askerlik vazifesini mahdut bir zaman için yaptıracağını alenî ve resmî olarak taahhüt altına almış olması bakımından tarihî önemi yüksek bir siyasî belgedir.
Bu devirde garp medeniyetine, garp usullerine temayül arzuları belirmiş ve idarî ve içtimaî yenilikler vücuda getirilmiş bilhassa edebiyat alanında önemli adımlar atılarak edebiyatımıza yeni neviler getirilmiştir. Bununla beraber, dahilî ve haricî birtakım âmiller, Tanzimattan beklenen neticelerin elde edilmesine engel olmuştur.
BEYİN HASTALIKLARI « Sağlık
Beyinle ilgili olan hastalıklar. İnsan vücudunun en önemli hastalıklarından olan beyin hastalıklarının başlıca çeşit ve şekilleri şunlardır:
Beyin kanaması: Beyin dokusu ve beyin zarları kan damarlarının çeşitli sebeplerle (yüksek tansiyon, arterioskleroz, kalp yetersizliği, tümörler v.s.), âfete uğramasından meydana gelir.
Beyin Trombozu: Beyin damarlarının çeşitli sebeplerle (frengi, tifo, alkol zehirlenmeleri, kanser gibi hastalıklar sonucu beyin damarlarında tıkanma olması) meydana gelir.
Beyin ambolisi: Bilhassa kalp hastalıklarında, kopan bir pıhtı parçasının beyin damarlarını tıkaması sonucu, beyinin birdenbire kansız kalması.
Beyin iltihapları: Çeşitli bulaşıcı hastalıkların seyri sırasında mikropların beyine yayılması ile meydana gelir (çiçek, kızamık, tifo, grip pnomöni gibi).
Beyin frengisi : Frengi hastalığı etmeninin beyinde yerleşmesi ile meydana gelir. Beyin felçleri: Beyindeki sinir demetlerinin çeşitli sebepler sonucu (kanama, amboli, tromboz, bulaşıcı hastalıklar gibi) meydana çıkan felçlerdir.
Beyin, en önemli organlarımızdan biri, hatta en önemlisi olduğuna, beyindeki herhangi bir bozukluk, bütün organizmayı ilgilendirdiğine göre, beyinde meydana gelecek hastalıklar, bütün organizmayı ilgilendiren hastalıklardandır. Bu bakımdan, beyinin başlıca hastalıkları olan kanamalar, trombozlar, amboliler, beyin felçleri v.s. sonucu, beyinde meydana gelen herhangi bir bozukluk bütün ruh hayatımızı ilgilendiren bozuklukların (o âfetin beyindeki yerine ve şiddetine göre) meydana gelmesine sebep olur. Bu bakımdan beyinde meydana gelen bu hastalıklar sonucu ya tam, ya da yerel felçler, konuşma, görme, işitme, hareket bozuklukları, solunum, sindirim bozuklukları gibi bütün organizmayı yakından ilgilendiren bozukluklar meydana gelir. Beyin hastalıklarının yerleşme ve şiddetlerine göre ya bu bozukluklardan biri ve birkaçı, ya da ölüm meydana gelir.
Beyinle ilgili bir hastalığın daha başlangıcında, hemen hekime başvurmak gerekmektedir.
POTASYUM « Kimya
Kimyasal bir eleman. Sembolü K, atom numarası 19, atom ağırlığı 39,096 dır. Alkali metallerdendir. Taze kesildiğinde gümüş parlaklığında bir metaldir. Sodyumdan daha yumuşaktır.Ticarette küçük ceviz büyüklüğünde, yuvarlaklar halinde bulunur. Su ile şiddetli reaksiyon gösterir.