DOMUZ « Hayvanlar
Dört ayaklıların geviş getirmeyen çift parmaklıklarından bir hayvan. Koyun büyüklüğündedir. Çoklukla ılıman ülkelerde yetiştirilir. Yaban olanı ve evcilleştirilmesi vardır. Eti makbul sayılan, derisinden, yağından kılından istifade edilen bir hayvandır. Fakat yaban domuzu, özellikle ekinlere zarar veren zararlı ve tehlikeli bir hayvandır. Domuz, Müslümanların inanışına göre eti yenmeyen bir hayvandır. Bu sebeple, Hıristiyanlar tarafından beslenir ve onlar tarafından yenir.
ANTALYA « Türkiye Coğrafyası
Güney illerimizden Antalya'nın merkezi olan şehrin adı. Yüzölçümü 2.226 kilometrekare, nüfusu 50.963 tür.
Şehir, Antalya körfezinin kuzey-batı kıyısında ve bu körfezin kuzey noktasındadır.
Antalya, ilk çağdan beri Akdeniz'in tüccar milletleri için iyi bir pazar yeri olmuş ve M. Ö. VI. yüzyılda Yunanlıların kıyı sömürgelerine katılmıştır. Antalya adı, Bergama Kralı Attalos II. nin, bugünkü yerde kurduğu Attaleia şehrinin adından gelmektedir.
Süleyman Şah zamanında Selçuk Türkleri tarafından zapt edilmiş (1085) Murat I. zamanında da (1391) Osmanlıların eline geçmiştir. Mondros Mütarekesinden yararlanan İtalyanlar da kısa bir süre (1919) şehri işgal etmişlerdir.
Portakal bahçeleriyle kuşatılmış koyu yeşillik içinde güzel ve toprağı veşit sebze ekimi ve meyveciliği ile hızla ilerleme yolunda olan şehirlerimizdendir.
ANTALYA İLİ
Anadolu'nun güney-batısında bulunan Akdeniz Bölgesi illerimizden biri. Yüzölçümü 20.469 kilometrekare, nüfusa 418.413 tür.
Antalya'nın güneyini kaplayan Akdeniz kıyıları en büyükleri Antalya körfezi olmak üzere irili ufaklı birçok körfezler, koylar, limanlar ve Antalya -Kaş arasında ufak adacıklarla bezenmiştir. Yüzeyi, Batı Toroslar'ı ile kıyı arasında kalan yollar, dik meyilli yamaçlardan ibarettir. İklimi Akdeniz iklimi özelliğini taşır. Çeşitli tarım ürünleri yetiştiren bir bölge olmasının yanında Türkiye’nin en zengin orman bölgelerinden biridir.
EKLEM « Biyoloji
İskelet kemiklerinin birbirlerine eklendikleri yerlere verilen ad. Eklemler, özellikleri bakımından üçe ayrılırlar: 1 - Oynamaz eklemler, 2 - Yarı oynar eklemler, 3 - Oynar eklemler.
Oynamaz eklemler, Kafatası kemiklerinin birbirlerine eklendikleri yerlerdeki eklemlerdir. Buradaki eklem yerleri, bir testerenin dişleri gibi birbirlerine geçme şeklindedir. Kemikler, bu girinti ve çıkıntılarla, birbirlerine oynamayacak şekilde eklenmiş durumdadırlar.Yarı oynar eklemler, omurgayı meydana getiren omurların birbirlerine olan eklemlerindeki eklemlerdir. Bunların oynamaları pek azdır.
Oynar eklemler, Kol ve bacak kemikleri bağlantı yerlerindeki eklemler, oynar eklemlerdir. Bunlar, iki bağlantı kemiğinin, eklem yerlerinde istenen hareketi verecek şekilde oynayabilmesini sağlamış olurlar. Böylece, bu eklemlerin bulunduğu kemikler, çeşitli hareket yeteneğine sahip eklemler özelliğini kazanmış olurlar.
Oynar eklemlerdeki kemiklerden birinin başı, öbür kemiğin çukuruna girmiş şekildedir. İki kemik, birbirlerine eklem bağları ile bağlanmıştır. Kemiklerin birbirlerine sürtünmeleri sırasında aşınmalarım önlemek için, bu eklem yüzlerinde kıkırdak yastıkları ve buraları yumurta akı bir madde ile sıvayarak kaygan hale getiren eklem kesecikleri bulunur.
SİNEMA « Sinema ve Tiyatro
Bir ışık kaynağından çıkan ışınları, üzerinde resimler bulunan bir film şeridinden geçirecek, gerçekte olduğu gibi hareketli görüntüler meydana getirme işi ve bu şekilde meydana gelmiş olan görüntü.
Bir projeksiyon makinesi özelliğinde olan sinema makinesinde, film üzerinde bulunan resimler, saniyede en az on oniki, ortalama olarak onaltı defa değiştirmek suretiyle, bu hareketi görüntülerin meydana gelmesini sağlamış olur.
Bu hareketli görüntü, gözün aldanmasından meydana gelen bir görüntüdür. Saniyede ortalama olarak, aynı ekran üzerinde 16 defa değişen ve hareketlerinin birer devamı özelliğinde olmak kaydı ile çekilmiş filimler, sinema makinesinden geçerek, sahnede bulunan bir perde üzerine aksettiklerinde, ayrı ayrı olan bu resimlerin ayrılığı, göz tarafından fark edilmez: böylece, perdede, gerçekte olduğu gibi hareket eden görüntüler meydana gelmiş olur.
Lumiere kardeşler, ilk defa, hareket halinde film çeken makineyi yapmışlar ve 1896 yılında bu buluşlarını, ilk defa olarak halka göstermişlerdir. İlkel bir sinema görüntüsü veren bu buluştan sonra, sinema, bir hayli gelişmeler kazanmış: 1903 yılında, ilk defa konusu olan bir film yapılmış, bundan sonra olan gelişmelerle, bu görüntülere ses verilmiş, renkli olan görüntüler elde edilmiş ve bugünkü evrimleşmiş sinemaya ulaşılmıştır.
Bugün sinema, en önemli bir dinleme, bilgiyi ve görgüyü arttırma, çeşitli konuları olan olayları, gerçekteki gibi, istenildiğinde görebilme imkânlarını sağlayan resim, müzik, tiyatro gibi güzel sanat kollarının hepsini birden kapsayan önemli buluşlardan biridir.
DAMA « Eğlence
İki kişi arasında oynanan bir oyun. Siyahlı beyazlı eşit hanelere ayrılmış kare şeklinde bir tahta üzerinde taşlarla oynanır. Dama tahtası, satrançta olduğu gibi 64 hanelidir. Oyuncuların 16 şar taşı vardır. Satranç gibi, düşünülerek ve muhakeme edilerek oynanması gereken eğlenceli ve faydalı oyunlardan biridir.
BREMEN « Dünya Coğrafyası
Batı Almanya'nın en önemli şehirlerinden biri. Nüfusu 640.000 dir. Almanya'nın, Hamburg'dan sonra gelen ikinci büyük limanı ve deniz ticareti merkezidir. Bu arada, Almanya'nın en büyük gemi işletmeleri de Bremen'de bulunmaktadır.
İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Almanya'nın en çok hava hücumlarına uğrayan şehirlerinden biri olmuştur. 1945 yılından sonra da, Batı Almanya'nın önemli şehirleri arasında yer almıştır.