TEYP « Teknik
Sesleri tespit etmekte kullanılan bir âlet. Diktafon'un evrimleşmiş şeklidir. 1930 yılında Alman mühendisi Stille tarafından keşfedilmiştir. Tepyte sesler, plâstik bir şerit üzerine tespit edilir. Bu şerit, ses alınacağı zaman, iki magnetik kutup arasında döner. Geri çevrilip tekrar döndürülmeğe başlandığında, buraya nakledilmiş olan sesleri dinlemek imkânı vardır.Teypler, son yıllarda, hemen her evde, her okulda, çeşitli işler için kullanılmağa başlayan gerekli ve faydalı âletlerden biri olmuştur.
KANGURU « Hayvanlar
Memeli hayvanlardan, Avustralya ile çevresindeki bazı adalarda yaşayan bir hayvan. Arka ayakları çok uzun ve kuvvetli, kuyruğu çok kalın ve sağlam, ön ayakları çok küçüktür. Başı ve kulakları tavşanınkileri ne benzer. Üç metre kadar yükseğe sıçrayabilir. Koşması daima sıçramak suretiyledir. Tavşan büyüklüğünde bulunduğu gibi, iki metre boyunda, 70-75 kilo ağırlığında olanları da vardır. Kangurunun, kendine has özelliklerinden birisi de dişilerinin karnında yavrularını taşıyacak birer cepleri bulunmasıdır. Tehlikeli zamanlarda yavrularını bu cebe yerleştirip kaçabilirler. Ot ve kökler yiyerek yaşamasını sağlar.
HACİM « Matematik
Bir cismin boşlukta kapladığı yer. Cisimlere göre, hacimde değişiklikler görülür. Katı cisimler kırılıp parçalanmadıkça hacimlerin değiştirmezler. Sıvı cisimler, bulundukları kabın biçimine uyarak, o kalıbın şeklini alırlar. Gaz cisimlerin hacimleri ise, kabın biçimine bağlı olduğu gibi, gazların hacimleri sıcaklık, basınç gibi şartların etkisi altında değişiklik gösterir.
Geometride bir cismin hacmi, boy en, yükseklik boyutları ile gösterilir. Bir cismin bu üç boyutu yoksa o cismin hacmi yoktur.
Hacim ölçüleri: Hacim ölçüsü birimi (metreküp)tür.Boyu,eni ve yüksekliği birer metre olan cisimlerin hacmi, bir metreküpe denktir.
BAHÇE « Türkiye Coğrafyası
Adana'ya bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 748 kilometrekare, nüfusu 38.555 tir. Adana'nın doğusunda bulunmaktadır. İlçe yüzeyi çoklukla dağlıktır.
İlçenin merkezi olan Bahçe kasabası 1.171 nüfuslu küçük bir kasabadır.
SEİNE « Dünya Coğrafyası
Fransa'da bir nehir. Uzunluğu 776 kilometredir. Langres yaylasının Tasselor tepesinde bir noktadan çıkar, birçok nehirler suladıktan sonra, çok dolambaçlı bir akışla Manş Denizine dökülür. Gemilerin işlemesine elverişli bir nehirdir.
BALIKLAR « Hayvanlar
Omurgalı hayvanlardan su içinde yaşayan solungaçla soluyan yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.
Bu ad altında toplanan yaratıklar birçok biçimlere ve çeşitlere ayrılır. Kimi denizlerde tuzlu sularda kimi göl deve ırmak gibi tatlı sularda yaşarlar. Bir kısmının omurgası kemikten çok kıkırdağa benzer. Derileri pullu pulsuz olabilir. Bazıları su içinde solungaçları ile solunum yaparlar. Bazıları da su dışında ciğerle solurlar. İçlerinde uçanları da vardır. Bu ayrıntılarına rağmen, balıkların genel bir yapıları vardır.
Balıkların dış görünüşleri, çoklukla yandan basık, mekik şeklindeki. Vücut kısımları birbirinden kesin olarak ayrılmamıştır. Çoğunun üzeri, uçları derinin alt tabakalarına yapışmış, bir tarafları serbest pullarla örtülmüştür. Üzerlerindeki üst deri çoğunda ince olduğundan sudan çıkarılırken bozulur. Pullar, derinin sağladığı yapışkan bir sıvı sayesinde daima nemlidir.
Renkleri genel olarak sırtta koyu yeşil, yanlarda ve karında yeşilimtrak kahverengindedir. Vücut, baş, gövde, kuyruk ve yüzgeçler olmak üzere üç bölümdür.
Baş, koni biçiminde olup gövde ile devam eder. Ağız genişçe bir yarık şeklindedir. Çenelerde ,ince ve sivri dişler vardır. Üst dudağında duygu sağlayan dokunma organları vardır.
Gözler, büyük, hareketli ve yuvarlaktır. Göz kapakları bulunmaz. Burun delikleri ağız boşluğuna açılır. Gözlerin gerisinde solungaç kapakları vardır. Sağda ve solda iki yassı plâkadan ibaret olan bu kapakların ön tarafı başla bitişik, arka tarafları serbesttir. Bunların iç tarafında koyu kırmızı renkli solungaçlar görülür.
Gövde, baştan ayrılmadan devam eder. Balıklarda boyun bulunmaz. Gövdenin şekli yanlardan basık mekik ya da gemi teknesi gibidir. Karın tarafında son yüzgecin önünde anüs bulunur. Gövdenin sağında ve solunda bulunan ve kuyruğa kadar uzanan birer yanal çizgi ile balıklar, suyun akıntısının yönünü tâyin ederler.
Yüzgeçler, tek ve çift olmak üzere iki kısımdır. Bunlar, balıkların hareketini su içinde düzgün ve dengeli durmasını, istenilen yöne doğru yönelmesini sağlarlar. Yüzgeçler, diken şeklindeki sert kıkırdak ya da kemikten yapılmıştır, yelpaze gibi açılıp kapanan uzantılardır. Tek yüzgeçler, sırtta, anüs arkasında ve kuyrukta bulunurlar. Çift yüzgeçlerin ikisi solungaç kapaklarının gerisinde (göğüs yüzgeçler), öbür ikisi karnın ön kısmında (karın yüzgeçleri) yer almışlardır. Kuyruk yüzgeci balıkların yer değiştirmesine, sırt ve anüs yüzgeçleri yön vermeğe, göğüs ve karın yüzgeçleri hareketine yararlar.
Balıkların iç yapısı, omurgalıların yapısı gibidir. Bunlarda da, kemik iskelet, solunum, dolaşım, sindirim, boşaltı ve üreme sistemleri vardır. Balıklardaki iskelet kemik ve kıkırdaktan yapılmıştır. Omurga, baştan kuyruğa kadar devam eder. Omurlarının yanından kılçık denen ve kaburgaların yerini tutan uzantılar çıkar. Solunum, solungaç kapaklarının altındaki solungaçlarla olur Solungaçlar, yassı ve kıkırdaksı yaylar üzerinde yerleşmiş iki katlı zar keseciklerinden ibadettir. Bu keseciklerin içinde kılcal damarları dağılmıştır. Bu sebeple solungaçlar koyu kırmızı renktedirler. Ağız boşluğundan giren su, solungaçlara gelir; suda erimiş havanın oksijeni kılcal damarlardaki kana, kandaki karbondioksit de suya geçer. Bu suretle kan temizlenir. Sindirim sistemi, kısa bir yemek borusundan şişkince bir mide ve kısa bir barsaktan ibarettir. Karaciğer de barsaklara açılır. Dolaşım sistemi, biri karıncık, biri de bulakçık olmak üzere iki gözlü bir kalpten ve damarlardan ibarettir. Kalp, solungaçların altında bulunur. Solungaçlarda temizlenen kan, sırt damarı ile bütün vücuda dağılır. Kalp iki gözlü olduğu için, içinde daima kirli kan vardır. Sinir sistemi, kafa tası içinde beyin ödevini gören ufacık bir merkezle omurganın içindeki omurilik ve sinirlerden ibarettir. Sinirlerin bir kısmı harekete, bir kısmı duyguya yararlar. Boşaltım sistemi, sırt kısmında omurgaya yapışık iki böbrekle sidik kanallarından ibarettir. Üreme bezlerinin kanalları, sidik kanalları, barsağın sonu aynı yere açılır. Balıkların çoğalmaları yumurta ile olur. Dişi ve erkek balıklardan çıkan dişi ve erkek döl hücreleri suya salınır. Bunlar suda birleşerek döllenmiş yumurtayı meydana getirirler. Yumurtalardan çıkan balıklar, başkalaşım geçirmeden büyürler.
Balıkların çeşitleri : Balıklar, beş büyük bölümde toplanır :
1 - İskeletleri tamamen kemikten olan balıklar, vücudu örten pullar sert değildir. Ağız başın ucundadır. Kuyruk yüzgecinin üstte kalan kısmı alttakine eşittir. Yüzme keseleri vardır. Yeryüzündeki balıkların onda dokuzu bu sınıf, tandır. Beş ayrı bölüme ayrılırlar :
a - Yüzme kesesi yemek borusuna bağlı olanlar (Sazan, alabalık, som balığı, turna balığı).
b - Yüzme keseleri kapalı olanlar (Morina, mezit balığı).
c - Yüzgeçleri dikenli olanlar (Orkinos, uskumru, hani balığı).
d - Üst çenesi kafatasına kenetli olanlar.
e - Solungaçları püskül şeklinde olanlar.
2 - Ağızları yuvarlak, vantuz biçiminde balıklar. İskeletleri çok basittir. Boynun iki yanında yedi çift solungaç yarığı bulunur. Bazı türleri denizde, bazıları da tatlı sularda yaşar.
3 - İskeletleri tamamen kıkırdaktan olan balıklar. Bu bakımdan bu çeşit balıklara “kıkırdaklılar” denir. Başlarının gerilerinde her iki yanda beşer tane solungaç yarıkları vardır. Ağızları başlarının alt tarafındadır. Kuyruk yüzgeçlerinin üst kısmı alt kısmından daha uzundur. İri yumurta yumurtlarlar. Bazı. lan yavrularını canlı olarak dünyaya getirirler.
4 - Bunların iskeleti bazı cinslerinde kıkırdağımsı kemikten, bazılarında da kıkırdaktan yapılmıştır. Vücudun üzerinde kemiğimsi kıkırdaktan zırh gibi kaim pullar vardır. Solungaçlar özel bir boşluk içindedir.
5 - Bu sınıftaki balıkların bir kısmı solungaçlarla nefes aldıkları gibi bazıları da akciğerleriyle nefes alırlar. Avustralya civarındaki denizlerde yaşayan “ceratodus” lar. Afrika’da yaşayan “prtopoterus” lar bunlardandır.