SITMA « Sağlık
Anofel denilen sivrisineklerin, insanlara aşıladıkları bir hastalık. Nöbet şeklinde gelen ateşle kendini gösterir. Titremeler ve yüksek ateş görülür. Hastalığı yok etmek, sivrisinekleri ve bunların kaynağı olan bataklık yerleri yok etmekle mümkündür. Kinin ve atebrin gibi ilâçlarla iyi edilebilen bir hastalıktır.
KIRIKHAN « Türkiye Coğrafyası
Hatay iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 631 kilometrekare, nüfusu 33.378 dir. Yüzeyi Amanos dağlarının sarp yamaçlarından ve geniş ovalık alanlardan ibaret tir. Halkının başlıca geçim kaynağı geniş tarla ekimi ve hayvancılıktır.Merkezi 15.014 nüfuslu Kırıkhan kasabasıdır.
BİTLER « Hayvanlar
Böcekler sınıfına bağlı kanatsız, küçük hayvanlar. Çeşitli bitkilerin yapraklarında filizlerinde, dallarında, gövdelerinde, bazen köklerinde yaşayarak öz suyu ile geçinenleri olduğu gibi,memeli hayvanların derisinde parazit olarak (asalak) yaşayan ve kan emenleri vardır. Bit denince, asıl bunlar hatırlanır.
Memeli hayvan asalakları olan bitlerin, koyunlarla insanların dışında ,her memelide belli bir türü yaşar. Koyunlarda bir cinsin iki ayrı türü, insanlarda ise iki ayrı cinsi bulunabilir. Bitlerin gelişmeleri doğrudan doğruyadır. Yani, yumurtadan çıkan yavrular, tamamıyla ergin bite benzerler ve yumurtadan çıktıklarının 13. gününde erginleşirler.
İnsan bitleri bulundukları bölgeye göre adlandırılırlar : a - Baş biti, Beyaz renkli yumurtalarını (sirkelerini) saçlara yapıştırır. Sirke içindeki larva, iki hafta içinde çıkar. Rengi, üzerinde yaşadığı insanın rengine benzer.En çok kulak arkalarında bulunur. Uzunlukları erkeklerde 1-1,5 milimetredir.Karnı yedi halkalıdır, b - Vücut biti; baş bitinden biraz daha büyüktür. Yumurtalarım çamaşırların liflerine ve vücut kıllarına bırakırlar, c Kasık biti, çoklukla kasık kıllarında bulunur.
Bitler, aynı zamanda tehlikeli olan hastalıkların da bulaşma vasıtasıdır. Tifüs, hummayı râcia, beş gün humması gibi hastalıklar bitler vasıtasıyla insanlara geçer.
Pis olma sonucu insanlarda yer eden bitlerden sakınma, devamlı temiz olma ile mümkündür. Bunun için vücut ve eşyaların devamlı temiz tutulmasına çalışmalıdır.
Bitlis ilinin merkezi olan 16.562 nüfuslu bir şehir. Ne zaman kurulduğu bilinmeyen Bitlis .İslâmlar devrinde bir sınır şehri olarak kullanılmış, Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı sunarları içine girmiştir.
Yüzeyi, çoklukla 3.000 metreyi aşan dağlarla kaplıdır. Halk, hububat ekimi ve hayvancılıkla geçinmektedir.
KARESİ BEYLİĞİ « Tarih
Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra kurulmuş beyliklerden biri. Başkentleri Balıkesir ili idi. Beyliği, Danişment Gazioğullarından Kalem Bey ile oğlu Karesi Bey kurmuştur. Karesi Beyliği 1341 yılında Osmanlıların eline geçmiştir.
AKÇAKALE « Türkiye Coğrafyası
Urfa iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1952 kilometrekare, nüfusu 26.390 tir.
Urfa'nın güneyinde ve Suriye siniri üzerinde bulunmaktadır, düz denecek kadar belirsiz engebeli bir ova halindedir, ilçe halkı, tahıl ekimi ve hayvancılıkta geçinirler.İlçe merkezi Akçakale kasabasıdır.
TELEVİZYON « Teknik
Radyo dalgaları yardımıyla, bir cismin görünüşünü ve hareket edişini, sinema perdesine aksettirir gibi uzaklara nakletme işi. Bugün televizyon, radyonun evrimleşmiş bir şekli haline gelmiştir. Radyolarda, uzaklara nakledilebilen seslerin yanında, televizyon olarak görüntülerin de nakledilebilme imkânının sağlanmış olması, alıcı olan her yerde, sesle birlikte görüntülerin de elde edilmesi sonucu yaratmıştır. Televizyon programlarının yayınlanışı, radyo programlarının yayınlanışı gibidir. Yalnız televizyonlarda en önemli değişiklik, televizyon kamerasındadır.
Televizyon kamerası, dış görünüşü bakımından sinema filmi çekilen kamerayı andırır. Televizyonla yayınlanacak sahnenin görünüşü kamera önündeki objektifle, içeride bulunan bir tüpe yollanır. Bu tüp büyük bir hunî biçimindedir. Bu tüpün gerisinde düz bir levha vardır. Binlerce küçücük fotosellerden meydana gelen bu tabaka gözün duyar tabakası gibi çalışır. Objektiften geçen görüntü buraya düşer. Tüpün en gerisinde, boyun kısmında bir elektron “tüfeği” bulunur. Bu tüfek fotosellerden meydana gelen levha üzerine kıl kadar ince bir elektronlar ışını atar. Sahnenin değişik ve karanlıklardan meydana gelen görüntüsü fotosel üzerine düştüğü zaman, bu aydınlık ve karanlıklara göre değişen bir elektrik meydana gelir. Fotosel levhasını sağdan sola ve yukarıdan aşağıya büyük bir hızla tarayan elektronlar ışını, levhanın çeşitli yerlerinde değişik olarak meydana gelen elektrik akımını alır. (Görüntünün karanlık yerleri ya hiç akım meydana getirmez ya da pek az akım verir, aydınlık kısımlar çok akım verir). Böylece görüntünün biçimine göre değişik olarak alınan bu akımlar büyütülerek bir verici istasyona yollanır, buradan radyo dalgaları halinde yayınlanır.
Verici istasyondan yayınlanan bu dalgalar, dinleyicinin alıcı makinesinin anteni ile toplanır. Alıcı televizyonda da, vericideki gibi bir tüp bulunur, fakat bu tüp tam aksi şekilde çalışır. Tüpün dik dörtgen şeklindeki ön kısım, televizyon alıcısının perdesidir. Bu kısmın üzeri özel bir madde ile örtülüdür. Radyo dalgaları halinde gelen elektronlar bu yüzeye çarpınca görülebilir ışığa çevrilir. Bu ışığın karanlık ve aydınlık dereceleri, vericidekinin aynıdır. Böylece seyirci, stüdyodaki sahneyi aynen görmüş olur.