Nedir

DÖRTGENLER « Matematik

Dört kenarlı çokgenlere verilen ad. Başlıca beş çeşit dörtgen vardır: Kare, dikdörtgen,paralelkenar, eşkenar dörtgen, yamuk. Bunların iç açılan toplamı 360 derecedir. Hepsinde de karşılıklı açılar ve karşılıklı kenarlar bulunur. Karşılıklı köşeleri birleştiren doğrular da köşegenlerini meydana getirir.

Kare : Bütün açıları ve kenarlara birbirlerine eşit olan dörtgenlere verilen ad. Köşegenlerin birleştiği nokta, karenin alanı, iki kenarının birbiriyle dar açı da birbirine eşit olduğuna göre, karenin alanı, iki kenarının birbiriyle çarpımına eşittir.

Dikdörtgen : Bütün açıları ve karşılıklı kenarları birbirine eşit olan dörtgendir. Bu duruma göre, açıları doksanar derecedir. Bir dikdörtgenin alam, tabanı ile yüksekliğimi çarpımına eşittir.

Paralelkenar : Karşılıklı açıları ve karşılıklı kenarları birbirine eşit olan dörtgenlerdir. Bu duruma göre, karşılıklı iki açısı doksanar dereceden küçüktür. Alanı, tabanı ile yüksekliğinin çarpımına eşittir.

Eşkenar dörtgen : Karşılıklı açılan birbirine eşit, kenarları da birbirine eşit dörtgendir. Bu duruma göre, karşılıklı iki açılardan birisi doksanar dereceden küçüktür. Alanı, köşegenlerin çarpımının yarısına eşittir.

Yamuk : iki kenarı birbirine paralel olan dörtgendir. iç açılarının toplamı 360 derecedir, fakat, birbirlerine eşit olmayabilir. Yamuğun paralel kenarlarına “taban”, iki taban arasındaki dik çizgiye “yükseklik” denir. Taban açılara eşit olan yamuklara “ikizkenar yamuk” adı verilir. Bir yamuğun alanı, iki taban toplamının yükseklik ile çarpımının yarısına eşittir.

SİNDİRİM « Biyoloji

Besinlerin vücuda yarar bir hale sokulması işlemine verilen ad. Her organizma, yaşamak ve çalışmak için bir madde harcar. Vücuda yarayan maddeler besinlerden alınır. Fakat bu besinler, oldukları gibi kaldıkları sürece, vücuda yarayamazlar. Bunlar, vücuda yarar bir hale sokulurlar. Böylece, alınan besinler, ilkin sindirilir, sonra emilir ve kana karışarak “asimilasyon” a uğrar, hücrelere ve dokulara yarar bir hale gelir. Bundan sonra, vücuda yaramayan artıklar, hücre dışına atılarak “dessimilasyon”a uğrar.Besinler, ağızdan başlayarak sindirime uğrarlar.Ağızda sindirim mekanik ve kimyasal olmak üzere iki şekilde olur. Mekanik şekil, ağza giren besin maddelerinin, ufak parçalara bölünmesi işi (çiğneme), dir. Çiğneme, kaslar ve dişler aracılığı ile olur. Kimyasal sindirim ise, besinlerin tükrük ile karışmasıdır. Tükrük bezlerinin bir salgısı olan tükrük, içindeki “pityalin” fermenti aracılığı ile karbon hidratlara etki yapar ve onları dekstrin ve maltoz'a çevirir.

Ağızdan çiğnenen besinler dil ve yumuşak damak yardımı ile önce yutağa, oradan da yemek borusuna gelir. Yemek borusu kaslarının devamlı hareketleri ile mideye gelir.

Midede sindirim; mekanik ve kimyasal olur. Mekanik sindirim, mide kasları ile olur. Kimyasal sindirim ise, mide mukozasında bulunan bezlerin salgıları ile olur. Mide mukozasında bulunan kloridrik asit bezleri ile pepsin bezleri proteinli besinlere etki ederek bunları pepton'a çevirirler. Çocuklarda, midede bulunan “lapferment”süte etki eder, sütün kazeinini sindirir.Mideden oniki parmak barsağına gelen besinler, burada sindirilmelerine devam ederler.Oniki parmak barsağında sindirim; sindirim fermentleri aracılığı ile ve kimyasal yolda olur. Mideden gelen asit besinler, safra, pankreas fermentleri (amilaz, tripsinliyaz), barsak fermentleri (enterokinaz) aracılığı ile sindirilmelerine devam eder. Safra, mideden gelen asit besinlerin (buna kimus adı verilir) asitliğini değiştirir ve lipaz ile birleşerek yağlı maddeleri sindirir. Amilas, karbon hidratları sindirir. Tripsin ve enterokinaz proteinleri amino aside çevirir.İnce barsaklarda sindirim; mekanik ve kimyasal yolla olur. Mekanik yolla olan sindirim, barsakların peristaltik hareketleri sonucu olur. Kimyasal sindirim ise, enterokinaz tripsin fermentleri aracılığı ile olur ve proteinler amino aside çevrilirler karbon hidratları da invertin fermenti glikoz'a çevrilirler. Bu olaylardan başka ince barsakların ilk bölümlerinde (boş kıvrım barsakta) “emilme” vardır. İnce barsağın mukoza, sindirilmiş besin maddelerini ve suyu emer. Burada bulunan toplardamarlarla lenfa damarları, sindirilmiş maddeleri toplar. Toplardamarlar, amino asitlerle glikozu ve pek az yağı toplayarak kapıtoplardamarı'na ve oradan karaciğere götürürler. Lenfa damarları ise sindirilmiş yağı (kilus) toplayarak çeşitli yollarla kana ulaştırır.

Kalın barsaklarda sindirim yoktur, ince barsaklardan kalın barsaklara geçen maddeler, artık sindirilmesi gereken maddeler olmaktan çıkmıştır. Burada bu maddelerin suyu azaltılır. Suyu da azaltılmış bu maddeler, “dışkı” (pislik) karakterini kazanarak dışarı atılır.

LÜZERN GÖLÜ « Dünya Coğrafyası

İsviçre'nin orta kesiminde bir göl, Lüzern şehrinin yanında olduğu için yabancılar “Lüzern Gölü” derlerse de İsviçreliler için bu gölün Fransızca adı, “Dört Kanton Gölü” anlamına gelen “Le Lac des Quatre Cantons” dur.

Lüzern Gölü'ne bu ad, etrafını çeviren dört kantondan dolayı verilmiştir. Bu kantonlar Lüzern ,Unterwald, Uri, Schwyz'dir. Çevresinde sarp kayalık dağlar bulunması göle ayrı bir güzellik verir. Bu dağların en önemlileri, gölün kuzeyindeki Rigi, güneybatısındaki Pilatus tepeleridir.

Lüzern Gölü bir haç biçimindedir. Güney doğuya doğru uzanan kolu Uri Gölü'nü meydana getirir; batıya doğru uzanan kolu Lüzern Körfezi'dir; kuzeye doğru uzanan bölümü Küssnacht Körfezinde son bulur; doğuda ise göl, dar bir boğaz meydana getirir. Denizden 425 m. yükseklikte olan Lüzern Gölünün uzunluğu 38 km, en dar yeri 5 km, en derin noktası 22 m. dir. Yüzölçümü 114 km2 dir. Eski İsviçre efsanelerinde Willielm Tell'in serüvenleri, Lüzern Gölü kıyılarında geçmiştir. Tabiî güzelliği modern tesisleriyle Lüzern Gölü bugün İsviçre’nin en çok turist çeken bölgelerinden biridir.

ÇUHADARAĞA « Tarih

Osmanlı sarayında padişaha hizmet edenlerden bir sınıfın başı.Çuhadarağa, padişaha ait kaftan ve kürklerle öbür eşyaları korur, bayram günlerinde halka padişah adına para serper, alaylarda ata binerek hükümdarın arkasından giderdi.

Çuhadarağalar arasında sonradan devlet hizmetine alınanlar beylerbeylik rütbesi ile eyâlet valilikleri verdiği gibi, vezir olanlar da vardır.

PLASTİKLER « Teknik

Genel olarak ısıya ,ateşe ve havaya dayanıklı baskıda ezilmeyen ,aldığı şekli devam ettiren ,istenildiğinde yumuşak olarak yapılabilen maddelere verilen ad. İlkin 1855 yılında Alexander Pankes (1813.1890) adlı bir İngiliz kimyacısı tarafından araştırılmıştır. Bu tarihten sonra pek çok plâstik madde yapılmıştır. Bugün plâstik maddeler büyük bir sanayi halinde gelişmiş en çok kullanılan maddeler haline gelmiştir. Otomobillerin ,uçakların çeşitli bölümleri camlar çeşitli eşyalar gömlekler çoraplar birçok eşyalar (çeşitli ev eşyaları ambalajları v.b.) Plâstiklerden yapılmaktadır. Plâstiklerin ilkel maddeleri karbon ,azot ,oksijen ve hidrojendir.Bakalit glatit üre reçinesi; vinil bileşikleri ,naylon ,orlon en çok kullanılmakta olan plâstiklerdir.

VOLEYBOL « Spor

Altı kişiden kurulu iki takımla oynanan bir takım oyunu. Ortasında, iki metre yirmi santim yüksekliğinde bir ağ bulunan bir oyun alanında oynanır.

Oyun üç settir. Her set on beş sayı sürer. Top, oyuncular tarafından elle vurulmak suretiyle oyuncudan oyuncuya ve iki tarafa gönderilir. Topu yere düşüren taraf sayı kaybeder.