Nedir

MARXİZM « Felsefe

Kari Marx tarafından ortaya atılan bir tarih felsefesi ve ihtilâlci değişim programı. Markizinin esasları, dialektik materyalizmi savunan bir tarih felsefesidir. Marx'a göre, kapitalizm kendi yıkılış ve çürüyüş tohumlarım kendi bünyesinde taşımaktadır. Bu yüzden ihtilal kaçınılmaz bir sonuçtur. Marx şunları savunur: 1 - Toprak mülkiyetinin kaldırılması ve bu toprakların devlet taralından yeni bir kiralama sistemi kullanılarak işletilmesi; 2 - Gelir Vergisi konusunda tam anlamıyla ve ileri bir yenileştirme; 3 - Miras hakkının kaldırılması; 4 - Kredinin kurulacak bir devlet bankasınca merkezileştirilme-si; 5 - Ulaştırma örgüt ve araçlarının devletleştirilmesi; 6 - Fabrikaların üzerinde devlet mülkiyeti ve arazinin dağıtılması; 7 - Bütün işçilere iş; 8 - Bütün çocukların devlet tarafından öğretiminin yaptırılması ve çocuklar için fabrika işçiliğinin kaldırılması.

CAM « Kimya

Kum ya da kumun çeşitli alkalilerle karışımını ergitmek suretiyle meydana gelen sert, saydam ya da az çok saydam olan, gayrimuntazaım şekillerde, çabuk kırılabilen bir madde.

Tarih: Camın yapay olarak elde edilmesinin başlangıç tarihi kesin olarak belli değildir. Tabii cam özelliğini taşıyan ve "oksidiyen" denen maddenin ilerlemiş medeniyetlerde sus eşyası, ayna gibi amaçlarla kullanıldığı bilinmektedir. Fakat, suni olarak ve bugünkü anlamı ile camın ne zaman elde edildiği, ne zamandan itibaren kullanılmaya başlandığı kesin olarak bilinmemektedir. Cam yapımının başlangıcı çeşitli söylentilere dayanmakta, bu söylentilerin başlangıcı da Fenikelilere kadar ulaşmaktadır. Romalı Pliniusun anlattığı bu söylentiye göre, Fenikeli gemiciler, kumluk bir sahilde yemeklerini güherçile ile pişirirlerken, kum ve güherçilenin beraber erimesiyle, o zamana kadar bilinmeyen saydam bir sıvının ocaktan sızdığını görmüşlerdir. Cam, bu tesadüfün sonucu bulunmuştur.

Modern camcılık, Haçlı Seferlerinin etkisi ile Bizans İmparatorluğunun çökmesi sonucu XI. yüzyılda Venedikte gelişmeye başlamıştır. Venedik, dörtyüz yıl kadar Avrupada cam sanayiinin merkezi olmuştur. Bundan sonra cam sanayiinde önemli ilerlemeler olmuş, Avrupa'da kısa zamanda bir çok cam fabrikaları kurulmuştur. 1615 te cam sanayiinde odun yerine kömür kullanılmaya başlanması, XVII. yüzyılın sonlarında billur camın yapılması ve XIX. yüzyıl da optik camın keşfedilmesi, cam sanayiinin gelişmesini hızlandırmış ve cam teknolojisinin esasları hakkında sağlam sonuçlara varılmıştır.

Türklerde camcılık: Türkler camı, Anadolu Selçukluları zamanından itibaren kullanmaya başlamışlardır. Fakat Türklerdeki cam sanayii, asıl XVI. yüzyıldan itibaren büyük gelişmeler kazanmıştır. Bununla beraber modern anlayışta ilk cam fabrikası ancak Cumhuriyetin ilânından sonra 17 Şubat 1934 te kurulmuştur. İstanbul'da Paşabahçe'de kurulan Şişe ve Cam Fabrikası kaydettiği önemli gelişmelerle şişe ve züccaciye eşyası süs eşyası yapımında önemli ilerlemeler sağlamış ve Türkiye'nin cam ihtiyacının Çayırova'da kurulan yeni fabrika ile birlikte büyük ölçüde karşılar bir duruma gelmiştir.

Cam yapımı: Cam yapımı, gerek kullanılan maddeler gerekse camın kullanılacağı amaçlar bakımından özellikler gösterir. Başlıca şu safhalarda olmaktadır.

1 - Ham madde hazırlanması: cam yapımında kullanılan ham maddeler yapılacak cama göre değişmektedir. Bunlar, camlaştırıcı özelliği olan (silis, boroksit), sabitleştirici özelliği olan (kireç, magnezyum oksit), eritici özelliği olan (soda, potas) gibi esas maddelerle matlaştırıcı, renk verici, renk giderici maddelerden ibarettir. Bu maddeler, yapılacak cam cinsine göre belli oranlarda harman edilerek tartılır, karıştırılır ve eritilmek üzere fırınların silolarına yollanır.

2 - Cam fırınları ve eritilme: Elde edilen harman, yüksek sıcaklık veren fırınlarda (1500°C) kömür, mazot gibi yakıtlar aracı ile ısıtılır. Bu sıcaklıkta ergiyen ham madde, "eritme havuzun"dan, sıcaklığı l.200°c ye kadar düşen "çalışma havuzu" na gönderilir.

3 - Camın soğutulması ve işlenmesi: Çalışma havuzunda bulunan cam hamurundan, türlü metotlarla cam ürünleri elde edilir. Fakat henüz sıcak olan bu ürünlerin çatlayıp kırılmaması için soğutma yavaş yavaş ve çok dikkatle yapılır.

Cam hamurunun işlenmesi, eskiden 1,5 metre uzunluğundaki borularla ve üflemek suretiyle yapılırdı. Bu boruların üflenecek kısımlarında tahta bir ağızlık bulunur, çalışma havuzundan alınan cam hamuru üflenerek hafifçe şişirttir ve daha sonra kalıp içine konularak içi boş olan cama, istenen şekil verilirdi. Fakat bugün cam, en çok kullanılan bir madde olması ve süs eşyası olmaktan çıkması sebebi ile bu usul bırakılmış bunun yerine özel makineler kullanılmağa başlanmıştır. Bu özel makinelerle cam hamuruna istenen şekiller verilebilmektedir.

Cam çeşitleri: Camın kullanılma araçlarına göre, bileşimlerindeki maddelerden bazılarının değişmesi ile birçok çeşitleri meydana getirilmiştir. Bunların başlıcaları şunlardır: Pencere camı, şişe camları, kristal camlar, optik camlar, renkli camlar, buzlu camlar, telli camlar, emniyet camları, dışardan içeriyi göstermeyen camlar, ısıya dayanıklı camlar, ayna camları. Pencere ve şişe camları hammaddeleri, genel olarak soda, kireç ve kum kanşımından ibarettir. Billur ve kristal camlar, içinde, cam için gerekli ham maddelerden başka kurşun bulunan camlardır. Renkli camlar, soda, kireç, silis gibi ham maddelerin harmanına renk vermeye yarayan bazı metal ya da metal oksitleri katılmak suretiyle elde edilir. Buzlu camlar, ya cam yüzeyine çok ince kum tanelerinin püskürtülmesi ile ya da cam bileşimine fosfatlar, flörürler katılması ile elde edilir. Telli camlar, düz bir yüzey üzerinde bulunan cam levhaya sıcak bir tel ağının bir merdane yardımı ile iyice bastırılması sonucu elde edilir. Emniyet camları, iki cam levha arasına saydam olan plâstik bir maddenin yerleştirilmesi ile elde edilir. Dışardan içeriyi göstermeyen camlar, bir yüzeyleri çok ince gümüş tabakası ile kaplanması sonucu elde edilir. Böylece karanlık bir odadan aydınlık bir yere bakılınca cam hafif mavimsi ve saydam görünür, aydınlıktan bakıldığında bir ayna görünüşünü alır.

Ayna camları; cama, kalay klorid eriyiği, nişadır, gümüş nitrat eriyiği ve Roşel tuzu eriyiğinden meydana gelmiş bir sıvının dökülmesi ile yapılır.

BALLIBABA « Bitkiler

Ballıbabagillerden Asya, Afrika ve Avrupa'da 40 tan fazla türü bulunan bir bitki cinsi Otsu olan bu bitkiler yıllık olacağı gibi, uzun ömürlü de olabilir. Dört köşe olan gövdelerinin üzerleri çoklukla tüylüdür. Yaprakları saplı, yaprak şekilleri yumurta ve kalp biçiminde, kenarları sivri ya da testere gibi dişlidir. Çiçeklerinde balözü bulunduğundan böcekler tarafından çok ziyaret edilir. Bazı türleri süs bitkisi olarak yetiştirilen ballıbabalar,yurdumuzda yol, hendek kenarlarında, orman ve çayırlarda rastlanır.

DARÜLACEZE « Devlet

Düşkün, sakat, ihtiyar, bir tutup kendini geçindiremeyen, aynı zamanda

bakacak kimsesi olmayan gariplerin barındırıldıkları, yedirilip içirildikleri yer. İstanbul Belediyesinin kontrolü altındadır. 1805 yılında kurulmuştur.

MİLLİ BİRLİK KOMİTESİ ÜYELERİ « Politika ve Siyaset

Millî Birlik Komitesi'nin 38 üyesi şunlardır;

Gürsel, Cemal Orgeneral .M.B.K. Başkanı. ACUNER, Ekrem, Kurmay Albay (1919 . ) İstanbul'da doğmuştur. 1935 yılında Harp Okulu'nu bitirmiş. Genel Kurmay Başkanlığında Şube Müdürü iken, devrim hareketine katılmıştır.

AKSOYOĞLU, Refet, Kurmay Yarbay (1921 - ), Üsküdar'da doğmuştur. Genekurmay Lojistik Başkanlığında vazifeli iken devrim hareketine Ankara'dan katılmıştır.

ATAKLI, Mucip, Kurmay Yarbay (1919 - ), Erzurum'da doğmuştur. Devrim hareketine Eskişehir'de katılmış ve eski Başbakan Menderes'in tevkifinde önemli rol oynamıştır.

ÇELEBİ, Emanullah, Kurmay Yüz. başı (1926 - ), Yalova'da doğmuştur.

Devrim hareketine fiilen katılmıştır.

ERSÜ, Vehbi, Kurmay Binbaşa (1918 - ) Erzincan'da doğmuştur. Ankara nümayişleri sırasında Sıkıyönetim Komutanı Namık Argüç'ün "vur" emrini dinlememiştir. Devrim hareketine süvari grup komutanı olarak katılmıştır.

GÜRSOYTRAK, Suphi Kurmay Binbaşı (1925 - ) Ankarada doğmuştur. Kore'de bulunmuştur. Harp Akademisi öğretmeni iken devrim hareketine katılmıştır.

KARAMAN Suphi, Kurmay Yarbay (1922 - ), Bayburt'ta doğmuştur, Genelkurmay Personel Dairesinde iken devrim hareketine katılmıştır.

KAPLAN, Kadri, Kurmay Binbaşı (1922 - ), İstanbul'da doğmuştur. Devrim hareketine Ankara'da katılmıştır.

KARAVELİOĞLU, Kâmil, Kurmay Yüzbaşı (1927 . ), Akseki'de doğmuştur. Devrim hareketine fiilen katılmıştır.

KOKSAL, Osman, Kurmay Albay (1916 - ), Selanik'te doğmuştur. Kore'de bulunmuş. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı komutanı iken devrim hareketine katılmış ve eski Cumhurbaşkanı Bayar'ın yakalanmasında bulun muştur. Komite üyeliği dışında, Ağustos 1961 e kadar aynı vazifede kalmıştır.

KUYTAK Fikret, Kurmay Albay (1915 - 1962), Ankara'da doğmuştur. Devrim günü Menderes ve Polatkan'ı hava alanından alarak Harp Okulu'na getirmiştir.

KÜÇÜK Sami, Kurmay Albay (1916 - ), Drama'da doğmuştur. 1954 te Tokya Askeri İrtibat Bürosunda bulunmuş, Madrit ataşemiliterliği yapmıştır. Devrim hareketinde fiilen bulun, muştur.

O'KAN, Sefcai, Kurmay Yarbay (1917 - ), İstanbul'da doğmuştur. Devrim hareketine fiilen katılmıştır.

ÖZDİLEK, Fahri, Orgeneral (1901 - ), Bursa'da doğmuştur. Devrim hareketinden önce, İstanbul Sıkıyönetim komutanlığından bulunmuş, devrim hareketine İstanbul'da katılmıştır. Devrimden sonra Millî Savunma Bakanlığı ve Başbakan yardımcılığına getirilmiştir.

ÖZGÜNEŞ, Mehmet, Kurmay Binbaşı (1921 - ), Kayseri'de doğmuştur. Devrim hareketine fiilen katılmıştır.

ÖZGÜR, Selâhattin, Kurmay Binbaşı (1925 -. ), Kayseri'de doğmuştur, Devrim hareketine fiilen katılmıştır.

ÖZKAYA, Şükran, Kurmay Binbaşı (1925 - ), Antalya'da doğmuştur. Devrim hareketi sırasında Davut paşa zırhlı tugayında bulunuyordu. İstanbul sonuçlarının çabuk alınmasında önemli rol oynamıştır.

TUNÇKANAT, Haydar, Kurmay Albay (1921 -), Bandırma'da doğmuştur. Devrim hareketine fiilen katılmıştır.

ULAY, Sıtkı, Tuğgeneral (1907 -), İzmir’de doğmuştur. Mısır ihtilâli sırasında Kahire'de ateşemiliter olarak bulunmuştur. Harp Okulu Komutanı iken devrim hareketine katılmış ve Çankaya Köşkünü kuşatmıştır. Devrimden sonra, Ulaştırma ve Devlet Bakanlıkların, da bulunmuştur.

YILDIZ, Ahmet, Kurmay Binbaşı (1921 -), Sürmene'de doğmuştur. Devrim hareketine fiilen katılmış, devrimden sonra Basın . Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğünde bulunmuştur.

YURDAKULER, Muzaffer, Kurmay Albay (1915 -), İstanbul’da doğmuştur. Devrim hareketine fiilen katılmıştır.

İŞTİFAK EDEREK AYRILAN ÜYE :

MADANOĞLU Cemal, Korgeneral (1907) Eşme'de doğmuştur. 1924 yılında Harp Okulu'nu bitirmiş. 1954 yılında general olmuştur. Devrim hareketinin plânlaştırılmasında önemli rol oynamış 27 Mayıs 1960 günü, İzmir’de bulunan Cemal Gürsel'in Ankara'ya gelmesine kadar, Millî Komite'nin başkanlığım yapmıştır. Komite üyeliği ile birlikte, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığını da üzerine almış, 6 Haziran 1961. de her iki vazifesinden de istifa etmiştir.

AFFEDİLEN ÜYELER:

AKKOYUNLU, Fazıl Binbaşı (1914 -) Yozgat'ta doğmuştur. 13 Kasım 1960 tarihinde Komiteden affedilmiştir.

BAYKAL, Rıfat, Yüzbaşı (1926 -) İzmir’de doğmuştur. 13 Kasım 1960 tarihinde Komiteden affedilmiştir.

ER Ahmet, Yüzbaşı (1927 -), Akhisar'da doğmuştur. Devrim hareketine-fiilen katılmış, 13 Kasım 1961 de Komiteden affedilmiştir.

ERKANLI, Orhan, Kurmay Binbaşı(1924 -), Kırşehir'de doğmuştur. 13 Kasım 1960 tarihinde Komite'den affedilmiştir.

ESİN, Numan, Kurmay Yüzbaşı (1929 - ), Biga'da doğmuştur. Devrim hareketinde Ankara'da vazife görmüş,. 13 Kasım 1960 tarihinde Komite'den affedilmiştir.

KABİBAY, Orhan, Kurmay Yarbay (1918 -), Üsküdar'da doğmuştur. Devrim hareketine Ankara'da katılmıştır. 13 Kasım 1960 tarihinde Komite'den affedilmiştir.

KAPLAN, Kadri, Kurmay Yarbay (1923 -), İstanbul’da doğmuştur. Devrim hareketine Ankara'da katılmıştır. 13 Kasım 1960 ta Komite'den affedilmiştir.

KARAN, Muzaffer, Binbaşı (1917 -) İstanbul’da doğmuştur. 13 Kasım 1960 tarihinde Komite'den affedilmiştir.

KÖSEOĞLU, Münir, Binbaşı (1923 -). Sakarya'da doğmuştur. Devrim sabahı istanbul radyosunu ele geçirmiştir, 13 Kasım 1960 tarihinde Komite'den affedilmiştir.

ÖZDAĞ, Muzaffer( Kurmay Yüzbaşı (1923 -), Pınarbaşı'nda doğmuştur. 13 Kasım 1960 tarihinde Komite'den affedilmiştir.

SOLMAZER, İrfan, Yüzbaşı (1925.),Gönen'de doğmuştur. 13 Kasım 1960 ta Komite'den affedilmiştir.

SOYUYÜCE, Şefik, Binbaşı (1924 -) Sivas'ta doğmuştur. 13 Kasım 1960 tarihinde Komite'den affedilmiştir.

TAŞER, Dündar, Binbaşı (1925 -), Gaziantep'te doğmuştur. Devrim hareketine Ankara'da katılmıştır. 13 Kasım 1960 tarihinde Komite'den affedilmiştir.

TÜRKEŞ, Alpaslan, Kurmay Albay (1917 -), İstanbul'da doğmuştur. Kara kuvvetleri NATO Dairesinde şube müdürü iken devrim hareketine Ankara’dan katılmış Ankara radyosunda Türk, Silâhlı Kuvvetleri adına ilk konuşmaları yapmıştır. Devrimden sonra Başbakanlık müsteşarlığında bulunmuştur. 13 Kasım 1960 tarihinde Komite'den affedilmiş, Delhi'ye müsteşar olarak gönderilmiştir.

ÖLEN ÜYE:

BAŞTUĞ, İrfan, Tuğgeneral (1908 -1960), Van'da doğmuştur. 1929 da Harp Okulu'nu bitirmiş.1956 da Kore'de bulunmuştur. Genelkurmay Personel Başkanlığında vazifeli iken devrim hareketine katılmıştır. Devrimden sonra Ankara valiliğine getirilmiş, 2 Eylül 1960 tarihinde bir otomobil kazasında ölmüştür.

JEOLOJİK ZAMANLAR « Yeryüzü

Yer'in oluşundan bu güne kadar geçirdiği şekil, ısı, bitki örtüsü, v.b. değişikliler. jeoloji bilimi yönünden incelendiğinde, ilkel zaman, birinci zaman, ikinci zaman, üçüncü zaman ve dördüncü zaman olmak üzere beş büyük bölüme ayrıldığı görülür.

Bu çeşitli zamanların her biri de devirlere, devirler tabakalara, tabakalar da daha küçük kısımlara ayrılır.

İLKEL ZAMAN (Antekambrien), hayatsız olan zamandır. Arkeen ve Prekambrien olmak üzere iki devre ayrılır. Arkeen devre ait incelemelerde, hiç bir canlı izine rastlanmamıştır (bitki ya da hayvan). Prekambrien devrine ait izlerde ise bugünkü kırkayaklara benzer cinste hayvanların yaşadığı anlaşılmaktadır.

BİRİNCİ ZAMAN (Paleozoik) eski hayvanlar zamanıdır. Bu zamanda, şekil bakımından çok az gelişmiş her gruptan canlıya rastlanmaktadır. Fakat bu zamanda memeliler, kuşlar, kapalı tohumlu bitkiler yoktur. Bu zamanın bitkilerinin çoğunu, çiçeksiz fakat kökü olan bitkiler, atkuyrukları, kibrit otlan, açık ve kapalı tohumlu çiçekli bitkiler meydana getirmektedir. Bütün bu bitkilerin yükseklikleri de 10-40 metreyi bulmaktadır. Bu zamanın hayvanlarının büyük bir bölümünü de deniz hayvanları meydana getirmektedir. Bunla da en ilkel hayvanlardır. Biraz gelişmiş hayvanlar arasında bu zamanda rastlanan hayvanlardan çeşitli balıklar, kurbağalar, bazı sürüngenler dikkati çekmektedir. Birinci zaman, Kambrien, Silürien, Devonien, Karbonifer, Perm devirlerine ayrılmaktadır.

İKİNCİ ZAMAN (Mozozoik) orta hayvanlar zamanıdır. Birinci zamana oranla daha sakin ve durgun bir zamandır. Atmosfer az yoğun ve az sıcaktır. Üç devreye ayrılır: Trias devri, Tura devri, Tebeşir devri. Bu zamanda bulunan bitkiler arasında, bugün bile varolan çamlar ve sedir ağaçları, bu zamanda meydana gelmiştir. Bu arada çınar, kavak, incir, meşe, bambp, palmiye gibi bitkiler de bu zamanda oluşmuştur. Bu zamanın hayvanları da dikkati çekecek özelliktedir. Bu zamanda ilkel hayvanların gelişmiş türlerinin yanında kelebeğin, İstakoz, yengeç gibi yüksek kabukluların meydana geldiği kemikli balıkların belirdiği görülür. Fakat, bu zamanın asıl karakteristik hayvanları, Jura devrinde gelişen ve karada yaşayan sürüngenlerdir. Bunlardan bazıları küçük boylu oldukları halde, diğer bir kısmının boyları 30-60 metreyi bulur. Bazıları ot yiyicidir. Çoğunun üzerleri iki kat zırhla örtülmüştür. Genel bir şekilde bunlar pek büyük hayvanlar. dır. Bu sürüngenler arasında suda yüzen ve uçanlarına da (kuşların bu devir de oluştukları sanılır) rastlanır.

ÜÇÜNCÜ ZAMAN (Meozoik) yeni hayvanlar zamanıdır. Bu zaman dehşetli volkan püskürmelerinin, tektonik olayların meydana geldiği etkin bir zamandır. Bu olaylar sonucu, yeryüzünde, üçüncü zaman oluşumları (Alpler) Pireneler,Apeninler, Karpatlar And dağlan Himalayalar meydana gelmiştir. Ülkemizin en yüksek volkanik dağları (Erciyas, Ararlar Süphan dağları Toroslar) bu zamanda olmuştur. Üçüncü zaman, kendisinde bulunan ve bugün de halâ yaşayan birçok canlı türlerin karakterize edilmesiyle dört devre ayrılır: Eosen (Bu devirde nümmelitler boldur), Oligosen (Bol oranda yumuşak, çaların bulunduğu ve geliştiği devirdir), Miyosen (Fillerin, geviş getirenlerin ve atların geliştiği devirdir), Pliyosen (bu devrin yumuşakça ve memelileri, tamamıyla bugünkü şekillerine benzer).

DÖRDÜNCÜ ZAMAN (Antropozoik) insan zamanıdır. Bu zamanda yerel alçalmalarla yerel püskürmelere, nehirlerin deniz kenarlarına getirdikleri bazı alüvyonlara rastlanır. Bu zamanın önemli olaylarından birisi buzulların genişlemesi, öbürü de insanın meydana gelişidir. Bu sebeple bu zamana ilkel ya da medenî insan zamanı da denir. Dördüncü zaman pleistosen. Holosen adlan altında iki devreye ayrılır. Bu zamanın hayvanları, zamanımızın hayvanların aynıdır. Ancak, zaman başlangıcında var olan hayvanlardan bazıları, bugün yok olmuşlardır. (filden daha büyük olan mamut gibi). Diğer bir kısım hayvanlar da ısı değişimlerine göre, daha soğuk ya da daha sıcak bölgelere göç etmişlerdir. İlk insan da Pliosen devri sonlarında meydana gelmiştir.