Nedir

MAKEDONYA « Dünya Coğrafyası

Balkanlarda, Yunanistan'ın kuzeyindeki ülkeye verilen ad. Bu bölgede Miladdan önce kurulmuş olan Makedonya krallığı bir süre bütün Yunanistan'a egemen olmuş, fakat M. Ö. 146 dan IV. yüzyıla kadar Romanın bir yönetim bolümü olarak kalmıştır. 1352 den sonra Osmanlıların eline geçmiş, 1912 -13 Balkan Savaşlarından sonra Yugoslavya, Yunanistan arasında bölünmüştür. Birinci Dünya Savaşından sonra, büyük bir bölümü Yugoslavya'da kalmak üzere yeniden bölünmeye uğramış, İkinci Dünya Savaşında Almanların işgalinde kalmışsa da, yeniden eski bölünme şeklini almıştır.

MUALLİM MEKTEBİ « Devlet

Öğretmen okullarının eski adı. Erkek öğretmen okullarına “Darulmuallimin” kız öğretmen okullarına “Darülmualimat” adı verilirdi. İlk erkek öğretmen okulu, 1848 yılında İstanbul'da açılmıştır. 1868 ve 1890 yıllarında öğretim sisteminde yapılan değişikliklerle ilkokul, ortaokul ve liselere öğretmen yetiştirir bir duruma gelmiş. 1909 yılından sonra, vurdun çeşitli bölgelerinde açılmış, 1924 yılından sonra öğretim sisteminde yeni bir değişiklik olmuş, sonradan bunların adı, “Erkek Öğretmen Okulları” olmuştur. Kız Öğretmen 0kulları ise 1870 yılında açılmıştır.

KULA « Türkiye Coğrafyası

Manisa iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 953 kilometrekare, nüfusu 31.662 dir.

Yüzeyi çoklukla dik meyilli sırtlardan ve vâdilik alanlardan ibarettir, ilçe halkının başlıca geçim kaynağı, geniş ölçüde olmamakla beraber tarla ekimi ve hayvancılıktır. Fakat asıl geçim kaynağını halıcılık dokumacılık ve tütün ekimi meydana getirmektedir.İlçe merkezi 8.516 nüfuslu Kula kasabasıdır.

IRK « Toplum ve Toplum Yapısı

İnsan türünün belli başlı ve devamlı çeşitlerinden her biri. Yeryüzünde yaşayan insanlar, çok çeşitlilik gösterirler. Fakat bu çeşitlilik içinde, belli başlı ve devamlı eş özellikler taşıyanlarını, belli gruplar içinde toplamak mümkün olmuştur. Devamlı ve eş özellikler olarak, ilkin, aynı coğrafya bölgeleri içinde yaşayan insanları, aynı gruplar altında toplamak düşüncesinden hareket edilmiştir. Fakat, bu ayrıntının, gerçek bir gruplaşmaya pek yardım edemeyeceği anlaşıldığından, devamlı ve eş özellikler olarak, derinin, saçların, gözlerin renkleri, başın biçimi, yüzdeki çizgiler, vücudun çeşitli organları arasındaki oranlar göz önünde tutularak gruplaşmalar yapılmıştır.

Bu esaslar göz önünde tutularak, insan türü, başlıca dört ana ırka ayrılmıştır: Beyaz ırk, sarı ırk, kırmızı ırk. Beyaz ırk, çoklukla Asya'nın batısında, Avrupa'da yaşayan insanların ırkıdır. Fakat dörtyüz yıldan beri bu ırkın insanları, göç ve çeşitli sebeplerle dünyanın her tarafına yayılmışlardır. Bu ırka, yanlış bir deyimle, Avrupa ırkı da denir.

San ırk, Asya'nın doğusunda yaşayan insanların ırkıdır. Bu ırk içinde Çinliler, Japonlar, Moğollar yer almaktadır.Buna Asya ırkı da denir.

Siyah ırk, Afrika'da ve ekvatoral , bölgelerde yaşayan insanların ırkıdır. Bu ırka da yanlış bir deyimle, Afrika ırkı denir.

Kırmızı ırk, Amerika'nın yerli halkının ırkıdır. Bugün çoklukla Güney Amerika'da ve Kuzey Amerika'nın bazı bölgelerinde bulunurlar.

CANDAROĞULLARI « Tarih

Anadolu Selçuk Devleti parçalanırken, XIII. yüzyılın sonlarında Kastamonu dolaylarında kurulan Türk beyliği. Beylik, "İsfendiyaroğulları" adı ile de anılmaktadır. Beyliğin kurucusu, Kastamonu valisinin "candar" ı olan Şemseddin Yamandır.

İlkin İlhanlı Devleti'ne bağlı bir uç beyliği durumunda olan Candaroğulları Beyliği, Şemseddin Yaman'ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu Süleyman I. zamanında, Sinop ve Safranbolu'nun alınmasıyla sınırlarını genişletmiş, 1335 te İlhanlı Devleti'nin yıkılması üzerine tam bağımsızlığında kavuşmuştur.

Kötürüm ünvanıyla anılan Celâleddin Bayazit (1336-1385) zamanında, Celâleddin'in oğulları Süleyman Paşa ile İskender arasında anlaşmazlık çıkmıştır. Osmanlılara sığınan Süleyman Paşa, Murat I. in yardımı ile Kastamonu'yu eline geçirmiş ve burada beyliğini ilân etmiştir. Celaleddin'in ölümü üzerine yerine geçen oğlu İsfendiyar'ın Sinop'ta beylik etmesi üzerine de Candaroğulları beyliği, biri Sinop'tan, öbürü Kastamonu'dan idare edilen iki kola ayrılmıştır.

Kastamonu'daki şube, Yıldırım Bayazit zamanında, Süleyman beyin öldürülmesi ile Osmanlılar'a katılmıştır. Timur'un Anadolu'yu istilâsı sırasında, Timur tarafını tutan İsfendiyarbey, Ankara Savaşı yenilgisi üzerine, Sinop'tan başka Kastamonu ve Çankırıyı almak imkânını sağlamıştır. Osmanlı Devleti'nin Anadolu'da zayıf olduğu bu zamanlardan istifade ederek Safranbolu, Kalecik, Samsun ve Bafra yörelerini almış, böylece beyliğin sınırlarını en geniş duruma ulaştırmıştır.

Fakat Osmanlı Devletinin Anadolu'da kuvvetlenmesi ile Candaroğulları beyliği eski kudretini kaybetmeye başlamış, sonunda, 1461 yılında Fatih tarafından Osmanlı ülkesine katılarak tarih sahnesinden çekilmiştir.

Candaroğulları beyliği,Karamanoğulları beyliğinden sonra Anadolu'da hüküm süren beyliklerin en uzun ömürlüsü (169 yıl)dür.

METALLER « Kimya

Kimyasal elementlerin bir bölümü (Öbür bölümü ametallerdir). Elementler saf iken özellikleri ve bileşimlerindeki değişik durumları göz önünde tutarak sınıflandırıldığında metaller ve ametaller olmak üzere iki guruba ayrılır (Bilinen 102 elementin 85 i metal 17 si ametaldir.)

Metaller, genel olarak metalik denilen bir takım özellik gösterirler. Metallerin üzerine düşen ışık ışınları içeri geçmeden yansıdıklarından, metallerin yüzeyleri parlak olur. Hiç bir Zaman saydam olmazlar. Metalik maddeler ergimiş halde iken birbirleri içerisinde bilinen oranlarda eriyebilirler. Soğuklarında da “alaşım” denilen metal karışımlarını meydana getirirler. Birbirleriyle birleşerek kimyasal bileşikler yapamazlar. Isıyı ve elektriği çok iletirler. Bu üretmede hiç bir maddi değişikliğe uğramazlar. Cıva dışında bütün metaller katı olurlar kolaylıkla işlenebilirler. (Ametaller ise saydamdırlar, birbirleri içinde erirler, ısı ve elektriği çok az iletirler, birbirleriyle kimyasal bileşikler meydana getirirler.)

Metaller fiziksel bakımdan ağır ve hafif metaller diye ikiye ayrıldığı gibi, kimyasal bakımdan “soy metaller” ve “soy olmayan metaller” diye iki sınıfa ayrılırlar.

Soy metaller bileşik hale gelmeyi istemeyen metallerdir. Bunlar yeryüzünde serbest halde bulunurlar (Altın platin, gibi). Bunlar, havanın oksijeninden müteessir olmadıkları gibi kızıl derecede bile oksijenle bileşik meydana getirmezler.

Soy olmayan metaller, bileşik verebilen metallerdir. Elementel halde rastlanmaz. Bunlar yeryüzünde serbest halde bulunmazlar (Sodyum gibi)