DEVLET

Belirli bir ülke üzerinde ve hükümetle temsil edilen siyasi bir otoriteye sahip belirli bir hukukî düzen ve teşkilâta uyarak yaşayan insanlardan meydana gelmiş en geniş siyasî birlik.
Devlet kelimesini, sınırlı bir yer çevresi ile yani ülke ile; belirli ve eşit vasıflar taşıyan insanlardan meydana gelmiş toplulukla, yani milletle; devletteki yürütme erkinin (icra kuvveti) organı olan hükümetle karıştırmamak gerekir. Ülke olsun, millet olsun, hükümet olsun bütün bu kavramlar, devlet bütünün birer elemanıdırlar.
Bu duruma göre, en geniş bir siyasî birlik olan devlet,
a) İnsan cemiyetlerinin en genişidir,
b) Vatanı olan ve sınırı belli bir ülke üzerinde yaşayan insanların birliği, dir,
c) Ülke sınırları ile sınırlanan hukukî ve genel bir düzenin bulunduğu bir otorite sahibidir,
d) Egemenliğin belirtisi olan hükümetle temsil olunan merkezi ve üstün bir otoritenin koruyuculuğu altında yaşayan siyasî bir birliktir.
Sosyoloji bilimine göre devletler iki bölüme ayrılır: 1 – Kast esasına dayanan devletler, 2 – Eşitlik esasına dayanan devletler Kast esasına dayanan devletlerde sınıf ve zümre farkı, ön plân da yer alır. Bu devletlerde egemenlik ya din heyetlerinde, ya zengin sınıfta ya da bir kişinin elinde bulunur. Eşitlik esasına dayanan devletlerde ise, bütün yurttaşlar, kanun karşısında eşit sayılırlar.
Sosyal bir kurum olan devlet, sosyal şartlara bağlı olarak gelişmiştir. Eski devletler, bütün kuvvetini ve egemenliğini dinden alan devletler halinde bulunuyordu. Devletleri yöneten eski krallar ve hükümdarlar, siyasî kudretlerinin yanı sıra ve bu kudretlerinden önce, en büyük dinî otorite olmak gibi bir özelliği de muhafaza ediyorlardı. Bu bakımdan, eskiden görülen bu devletlerde, egemenlik sıfatı, din kaynaklıdır. Bu kesinliğin sonucu olarak da, devlet, kayıtsız ve şartsız emredici kudretine sahip bir kuvvet durumunda bulunuyordu.
Bugünkü devlet ise, eski devletten, birçok bakımlardan ayrılan bir özellik gösterir.
Bugünkü devlet egemenliği dinden almaz ve lâyık bir devlettir. Böylece din işleri, devlet işlerinden ayrılmış, devlet başkanları, dinî başkan olmaktan çıkmışlardır. Devlet, din etkilerinden kurtulunca, kamu hizmetleriyle uğraşan siyasî bir teşekkül hüviyetini benimsemiş, böylece toplumun güvenliği ile, hukukî işleri ile, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmış bir özellik kazanması medenî olması ile uğraşan bir siyasî teşekkül olmaktan başka, eğitimle ilgili, ekonomik ve sosyal yardımlarla ilgili problemleri kendine konu edinen bir hüviyet kazanmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir