Nedir

PLASTİKLER « Teknik

Genel olarak ısıya ,ateşe ve havaya dayanıklı baskıda ezilmeyen ,aldığı şekli devam ettiren ,istenildiğinde yumuşak olarak yapılabilen maddelere verilen ad. İlkin 1855 yılında Alexander Pankes (1813.1890) adlı bir İngiliz kimyacısı tarafından araştırılmıştır. Bu tarihten sonra pek çok plâstik madde yapılmıştır. Bugün plâstik maddeler büyük bir sanayi halinde gelişmiş en çok kullanılan maddeler haline gelmiştir. Otomobillerin ,uçakların çeşitli bölümleri camlar çeşitli eşyalar gömlekler çoraplar birçok eşyalar (çeşitli ev eşyaları ambalajları v.b.) Plâstiklerden yapılmaktadır. Plâstiklerin ilkel maddeleri karbon ,azot ,oksijen ve hidrojendir.Bakalit glatit üre reçinesi; vinil bileşikleri ,naylon ,orlon en çok kullanılmakta olan plâstiklerdir.

ÇİÇEK HASTALIĞI « Sağlık

İltihaplı kabarcıklar dökerek belirti veren, ateşli, ağır, salgın bir hastalık. Etmeni, süzgeçleri geçen ufak bir virüstür. Bu virüs, kızamık virüsü gibi, vücudun dış tarafını (ektoderm) sever. Bu sebeple, çiçek hastalığının en karakteristik belirtileri, hastanın derisi üzerindedir. Yayılma, çoklukla, çiçek hastalığına tutulmuş hastalar yolu ile olur. Hastaların ağız ve boğazlarında bulunan çiçek yaralarındaki virüsler, öksürük damlacıkları ile çevreye yayılabilecekleri gibi, deri üstündeki iltihap ve çıbanlarla çeşitli temaslar bu yayılmaya sebep olurlar. Deri üzerindeki sıyrıklarda ya da ağız ve burun yollarındaki çeşitli sıyrıklarda odak bulan çiçek virüsleri 10 - 12 gün süren bir kuluçka devresinden sonra birdenbire bir titreme ve üşüme ile kendini gösterir. Ateş kısa zamanda 39 - 40 dereceye çıkar. Hastanın başında, kollarında, bacaklarında ağrılar ve kırıklar baş gösterir. Özellikle kalça ve bel ağrıları dikkati çekecek kadar fazladır. Nabız da, ateşle beraber yükselir. İştah kesilir, dudaklar kurur ve dil paslanır. İkinci güne doğru dirseklerde, kasıklarda, bazen koltuk altlarında genişçe kırmızı lekeler ortaya çıkar (Rash lekeleri). Üçüncü günde, hastanın yüzünden başlamak üzere, deri üstünde kızamık döküntülerine benzeyen ufak kırmızılıklar belirir. Bunlar az zamanda kollara ve bacaklara yayılır. Zaman geçtikçe bu döküntülerin üzerleri kabarır içlerinde sarımtrak renkli su toplanır, ortaları göbekleşmeğe başlar. Bir kaç gün sonra bu döküntülerin içinde sarımtrak bir sıvı cerahat haline gelir. Çok geçmeden her döküntü, içi iltihaplanmış bir çıban olur. Bu sırada ateş tekrar yükselir (cerahatlanma ateşi), vücudun her tarafını kaplayan bu çıbanlar bir süre sonra patlarlar. Bu devrede etrafa fena bir koku yayılır. Hastalar dalgın, ateşli ve fena bir durumdadırlar. Bazı çıbanların içine kan sızması ile bunlar morumtırak - kırmızı bir hal alırlar. Bu hal de hastaların durumu daha da ağırdır. Çok öldürücü olan bu durum, “kara çiçek” şeklidir. Hastalığın 10 - 12 günün.

den itibaren çıbanlar kurumağa kabuklaşmağa başlar. Hastanın ateşi düşer ve iyilik günleri başlar. Ancak, iyileşmeğe başlayan hastanın derisinde, çıbanların kuruması sebebi ile ömür boyunca devam edecek olan çöküntüler belirir. Bunlar, “çiçek bozuğu” lekelerdir.

Tehlikeli olduğu kadar salgın bir hastalık olan çiçek'in tedavisi oldukça ilgi isteyen bir özellik gösterir. Bu bakımdan en iyi tedavi, devamlı hekim kontrolü altında olmak gerekir.

Pek eski zamanlardan beri dünya üstünde geniş salgınlar yaparak çok insan öldürmüş ve insanlığın gözünü korkutmuş bir hastalık olan çiçek, dünya kadar eski bir hastalıktır. Bu bakımdan, bulaşıcı hastalıkların en eskisidir denebilir. İsa'nın doğumundan 1400 yıl önce Çin'de çiçeğin bulunduğuna dair belgeler bulunmuştur. Çok tehlikeli olan çiçek hastalığı nihayet 1798 yılında ünlü İngiliz hekimi Jenner tarafından aşısının bulunması ve bilimsel yolla uygulanması sonucu salgın yapma özelliğini yavaşça kaybetmiş, böylece eski tehlikeli durumunu kaybetmiştir.

ÇAMARDI « Türkiye Coğrafyası

Niğde iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.194 kilometrekare, nüfusu 14.75 dir. Yüzeyi, yer yer ekime elverişli alanlardan ve yüksek yaylalardan ibarettir.İlçe merkezi olan Çamardı kasabası, 1953 nüfuslu bir kasabadır.

MİDE « İnsan

Sindirim borusunun, yemekborusu ile ince barsaklar arasındaki şişkin bölümü. Bir J harfi biçimindedir. Ön ve arka iki yüzü, küçük ve büyük eğrilik adını alan iki kenarı, yemekborusu ile birleşen ve “kardia” denen ağzı ile ince barsakla birleşen ve “pilor” denen bir kapısı vardır. Midenin her iki yüzü periton zarı ile örtülüdür. İç yüzü ise mukoza ile kaplıdır. Midenin mukozası içinde salgıları sindirim ile ilgili bezler vardır. Bunların hepsinin salgısına “mide özsuyu” adı verilir. Midenin mukozası ile periton arasında ise mide kasları yer alır. Lifleri uzunluğuna ve değirmi olan bu kasların kasılmaları mide hareketlerini “peristaltik hareketler” meydana getirir. Bunlar, besin maddelerini sürükleyici, sıkıştırıcı ve boşaltıcı hareketlerdir.

AY « Astronomi

Yer yuvarlığının çevresinde dönen ver Yer'in uydu (peyk) su olan gezegen. Yer den 5 defa küçük ve Yer'e olan uzaklığı ortalama olarak 384.000 kilometredir. (Yer'in etrafında eliptik bir yörünge etrafında hareket ettiğinden Yer'e olan uzaklığı sabit değildir. En yakın bulunduğu zaman 363.000 kilometre uzaklıktadır).

Ay'ın kendisi bir ışık kaynağı değildir; sönük bir cisimdir. Güneş ışığı ile aydınlanır. Yer'den bakıldığı zaman görülen parlaklık güneş ışığının Ay'ın yüzündeki yansımasından ileri gelir. Ay'ı hissedilebilir derecede bir atmosferi yoktur. Atmosferi olmadığı için de Yer'de olduğu gibi mavi bir göğü bulunmaz. Yaklaşık olarak 13.5 gün süren Ay gündüzünde ve aynı süre olan gecesinde gök her zaman karanlıktır. Atmosferin yokluğu aynı zamanda devamlı bir sessizliğin de Ay'da hüküm sürmesine sebep olmaktadır.

Yer'e en yakın gök cismi olması sebebi ile devamlı araştırmaların konusu olan Ay'a çok büyülten bir dürbünle bakıldığında ,volkan kraterlerine benzeyen yüksek yerlerle denizlere benzeyen sincabı renkte geniş ovalar, birçok sıradağlar ve tepeler görülür. Bütün bu görülebilen oluşumlara, Yerdekilerine benzetilerek adlar verilmiştir.

Engin bir sessizlik içinde ölmüş bir âlem hissini veren bu gezegen, Yer'in uydusu olduğu için, Yer çekimine bağlı olarak Yer etrafında ve yerle birlikte güneş etrafında döner. Yer etrafındaki dönüşünü 29,5 günde tamamlar. “Kamerî ay” denilen zaman ölçüsü, Ay'ın bu dönüşünden alınmıştır. Bu dönüşler sırasında, yüzünde yansımaya uğrayan güneş ışığının az ya da çoğu yere olduğuna göre, Ay, hilâl, yarım daire, tam daire gibi değişik parlaklık şekillerinde görülür. Bunlara Ay'ın safhaları (fazları) denir. Ay hilâl ya da yarım daire şeklinde görüldüğü zaman aydın olmayan görünmeyen kısmı büsbütün karanlık değildir. Bu kısım hafif ateşli, kül renginde görünür.

Güneş, Yer ve Ay bir doğru üzerinde bulunur, ve yer ortada olursa bir güneş tutulması olur.

Gece ve göncüz arasındaki sıcaklık farkının 200 dereceye kadar büyük olduğu anlaşılan Ay'ın yer üzerinde olan etkilerinin en önemlisi gel-git olaylarını meydana getiren çekme etkisidir.

AYA SEYAHAT, Bir uzay gemisi içinde Yerden ayrılıp Ay'a ya da diğer yıldızlara gitmek problemi, insan zekâsını meşgul eden, fakat şimdiye kadar gerçekleştirilmieen hayallerden biri olmuştur.

Ay'a ya da başka bir gök cismine seyahat için başlıca iki problem vardır: 1 - Bir cismin Yer'den kurtularak Ay'a ya da başka gök cisimlerine ulaşabilmesi için, ilkin Yer'in çekiminde kurtulmayı gerektirecek hıza (kaçma hızı) sahip olması gerekir. Bu da saniyede 11.180 metre (saatte 40.248 kilometre) dir. Böyle bir hızla Yer'den uzaklaşan bir uzay gemisinde bulunan insanların bu büyük hız değişmelerine dayanabilmeleri şartları.

Temsilî olarak Aydan dünyanın görünüşünün hesap edilmesinin de gerekeceği tabiidir.

2 — Yer çekiminden kurtulduktan sonra, gidilmek istenen gök cismine parçalanmadan inmenin ve Yer'e tekrar dönmenin şartlarının ve imkânlarının tespit edilmesi gerekir.

İmkânsız gibi görülen ve şimdiye kadar da hayal olmaktan öte gidemeyen Ay'a ve öbür gök cisimlerine gitmek fikri, İkinci Dünya Savasından bu yana hayal olmaktan çıkmış durumdadır. Amerika Birleşik Devletlerinde ve Sovyet Rusya'da son yıllarda yapılan araştırmalar ve deneyler, Ay'a ve öbür gök cisimlerine gidebilmek fikrini, her gün biraz aha gerçekleştirmeğe doğru gitmektedirler. Bu iki devletini Yer çekiminin etkimden kurtulan hızı elde ederek sun'i uydular yapmayı başarmaları ve çeşitli tecrübelerle böyle bir seyahat için gerekli pek çok bilgiyi ve teknik imkânı elde etmeleri Ay'a ya da öbür gök cisimlerine yakın bir gelecekte gidebilmenin mümkün olabileceğini göstermiştir.

Bu araştırma ve deneylerin sonucu olarak , bir taraftan Amerikan Birleşik devletleri, bir taraftan da Sovyetler Birliği tarafından, ilkin yer çekiminden kurtulan sun'î uydular meydana getirilmiş, bunlar, Yer'in yörüngesi etrafında dönebilir duruma gelmiştir. Yer çikiminden tamamen kurtulabilecek büyük bir hıza sahip olan bu sun'î uydular yardımı ile yapılan devamlı çalışmalar sonucu Ay'a, şimdiye kadar bilinen bütün hızlardan da üstün olan bir hızla ilk defa bir füze, Sovyetler Birliği tarafından fırlatılmış ,böylece Yer yüzü tarihinde ilk defa, yabancı bir gök cismine, Yerden bir cisim gönderilme başarısına ulaşılmıştır.

AY TUTULMASI

Yer'in Güneş ile Ay arasına gelmesi ile Ay'ın Güneş ışığını alamayarak Yerin gölgesi içine girmesi hali, Aynı yörünge düzlemi için, bu olay ayın Yer'i her dolanışında olmaz. Ay, tamamen tam gölge içine girerse bir “tam ay tutulması”, bir parçası gölgeye girerse “kısmî ay tutulması” olur.

BARLOW HASTALIĞI « Sağlık

En çok anne sütü emmeyen ve anne sütünde C vitamininin az olduğu zamanlarda, bu sütle beslenen çocuklarda görülen bir çocuk hastalığı, Barlow hastalığı çocuk vücuduna C vitaminin az girmesi ya da hiç girmemesi hallerinde görülen bir hastalıktır. 8-13 aylık çocuklarda çok görülür. Sinsi olarak başlayan hastalık, kemiklerde çeşitli bozuklukların belirmesi ile önemini arttırır ve ilerlemesi halinde de tam skorbüt meydana gelir.

Hastalıktan korunma ve tedavi ö vitamini noksanlığını ortadan kaldırmakla olur.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy