Nedir

AVRUPA EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI « Ekonomi

Ateupa Kalkınma programına giren memleketler için kurulmuş bir teşkilât. Merkezi Paris'te olan bu teşkilât 1948 yılında kurulmuştur. On altı devletin (Avusturya ,Belçika, Danimarka, Fransa, Yunanistan, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, İsveç, İsviçre, Türkiye, İngiltere) katıldığı bu birliğin amacı Avrupa’yı kalkındırma programı adı altında yardım alan devletlerin ekonomik davranışlarında bir işbirliği sağlamaktır. Yüksek idare heyetinde on altı devletten her birinin temsilcisi vardır. Ve heyet başkanı bir yıl süre için seçilir. Yüksek idare heyetinden sonra yedi üyeli bir de icra heyeti bulunur. Birliğin, insan gücü, kömür, kimya endüstrisi ve gümrükler gibi çeşitli ihtisas kolları ve teknik kısımları vardır.

BAROSKOP « Fizik

Cisimlerin atmosfer içinde bir kaldırma kuvvetinin etkisi altında olduğunu ve Archimedes kanununun gazlara da uygulanabileceğini deneyle göstermeye yarayan bir cins terazi. Boş bir fanus içine hassas bir terazi konulmak suretiyle yapılır.

Terazi okunun iki ucuna hava içindeki ağırlıkları birbirine eşit, fakat hacimleri farklı iki cisim asılır. Fanusun havası tamamen boşaltıldığında terazi dengesinin bozulduğu ve hacmi daha büyük olan cismin asılı bulunduğu tarafın aşağıya indiği görülür. İlk defa Otto von Guericke (1602 - 1686;) adlı bir Alman fizikçisi tarafından yapılmıştır. Archimedes kanununa göre; hava içinde cisimler üzerine uygulanan kaldırma kuvveti, cisim]erin yerini almış oldukları havanın ağırlığına eşit olduğundan, hacmi büyük olan cismin etkisinde bulunduğu kaldırma kuvveti de daha büyük o] ur. Bazı sebeple havası boşaltılmış baroskop içinde hacmi büyük olan cisim aşağı iner.Bu deney, den de anlaşılacağı gibi bir cismin havadaki ağırlığı boşluktaki ağırlığından daha küçüktür.

SİYASİ PARTİLER « Politika ve Siyaset

Hükümet idaresini yani genel bir deyimle, “siyasî iktidarı” ellerine almak ve devletin iç ve dış işlerini kendi ilkeleri ve düşüncelerine göre yönetmek amacıyla kurulmuş olan derneklerdir. Bu amaçları ile siyasî partiler derneklerden ve işçi birliklerinden ayrılırlar. Siyasi partiler ,bir devletin yönetimi için gerekli genel prensiplerde, o ülkenin çeşitli siyasî, ekonomik ve sosyal bünyesinin düzeltilmesinde, hemen hemen aynı düşüncelere ve inanışlara sahip olan kimselerin katılmasıyla kurulur. Bunların, geniş kalk toplulukları tarafından benimsendiği sürece de yaşama imkânını bulmuştur.

Fakat ,bu benimsenme işi ve siyasî partilerin var olabilmesi, ancak halk egemenliğini kabul etmiş rejimler içindir. Ancak böyle rejimlerdedir ki, siyasî partiler yaşar ve gelişirler. Otoriter rejimlerde bu durum görülmez.

Bir ülkede, iki ya da daha çok siyasî partinin kurulmuş olması halinde, bunlardan ancak biri, millet oyunun verdiği çoğunluk oranına göre, belirli süreler için iktidara gelir ve “hükümet kurar”. Öbür parti ya da partiler, bu “hükümet partisi” nin kargısında muhalefet görevini üzerlerine alırlar. Seçimlerin meydana getirdiği sonuçlar, bazı durumlarda, “hükümet kurma” işinin yalnız bir partiye değil, iki ya da daha çok partide, birlikte olması sonucunu doğurabilir.

Bu çok partili sistemin dışında, halk egemenliği içinde gelmiş olsa bile, otoriter bir parti egemenliği sağlayan “çok partili” rejimlerden de söz edilebilir. Ancak, bu çeşit partiler, siyasî partilerin genel anlamına girmez.

Siyasî partiler, iç yapıları bakımından genel olarak şu çeşitlere ayrılır : 1 - Kütle partileri: Bu çeşit partiler üye ve taraftar sayısını daima arttırmak ve bunları fiilen kayıt defterlerine geçirmek isteyen partilerdir. Böylece, seçim zamanlarında, belli olan üye sayısından aldıkları kuvvetle seçimlerde büyük çoğunluk sağlama yoluna gitmek isterler. 2 - Demokratik ve otokratik partiler: Demokratik partilerde, parti içi genel seçimler, daima demokratik usullerle olur. Her kademenin idare heyetleri samimî ve dürüst seçimlerle işbaşına gelir. Otokratik partilerde ise parti yöneticileri, partinin bütün siyasetinde tek söz sahibi durumundadırlar. 3 - Serbest partiler ve disiplinli partiler: Disiplinli partiler, parti taraftarlarının, özel hayatlarına varıncaya kadar kontrol edilmesi gerektiğine inanırlar. Gerek seçim adayları, gerekse partinin davranışları ile ilgili konularda parti genel idaresinin verdiği kararların, mutlaka uygulanmasını isterler. Serbest partiler ise, genel prensipler dışında, taraftarlarını, düşündükleri gibi hareket etmede serbest bırakırlar.

Siyasî partiler, içyapıları bakımından gösterdikleri bu çeşitlilik yanında, a - Devlet düzeninin kabul edilip edilmemesi bakımından “kanunî” ve “ihtilâlci partiler”, b - Millî ve beynelmilel özellik göstermeleri bakımından “millî partiler”, “beynelmilel partiler” bölümlerine de ayrılabilirler.

Türkiye'de siyasî parti hareketleri Bizde, partilerin kurulmasına başlangıç sayılabilecek ilk siyasî teşebbüs 1859 yılı başlarında kurulan ve aynı yılın 19 Eylülünde belli başlı 41 üyesinin birden yakalanması ile son bulan “Fedailer Cemiyeti” dir. Bundan sonra yine gizli olarak 1865 yılında “Yeni Osmanlılar Cemiyeti” kurulmuştur. Bu Cemiyet Osmanlı-İmparatorluğundaki mutlakıyet idaresine son vermek amacı ile kurulmuştur. 1872 yılından sonra kendi kendine ortadan kalkmıştır. 1889 yılında, yine gizli olarak ”İtihad-ı Osmanî Cemiyeti” kurulmuştur. Çoklukla Tıp öğrencilerinin katılması ile kurulmuş olan bu cemiyet, gittikçe büyümüş, 1894 yılında, “Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti” adını almıştır.1908 tarihinde meşrutiyetin ilân edilmesinden sonra, çeşitli siyasî teşekküller birer birer faaliyete geçmişlerdir. İttihat ve Terakki Cemiyeti, Osmanlı Ahrar Fırkai İbad , Fedakâranı Millet Fırkai Siyasiyesi İttihadı Muhammedi Cemiyeti 1909 yılına kadar kurulmuş olan siyasî teşekküllerdir. 1909 yılındaki Hareket Ordusu baskısı üzerine, İttihat ve Terakki Cemiyeti öbür partiler üzerindeki kuvvetini kabul ettirmiştir.

1912 sonlarında harbiye nazırının öldürülmesinden sonra baskılarla “İttihat ve Terakki” 1918e kadar tek parti halinde faaliyette bulunmuştur. Bu parti, Birinci Dünya Savaşı yenilgisine' sebep olmuştur.

Trakya ve Anadolu'nun işgali üzerine muhtelif yerlerde “Müdafa-i Hukuk” ve “Reddi İlhak” cemiyetleri kurulmaya başlamıştır. Sonunda bütün bu cemiyetler Sivas kongresinden sonra birleşerek “Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti” ni meydana getirmiştir.Bu cemiyet, Ağustos 1932 teki kongresinde “Halk Fırkası” adını almıştır. Halk Fırkası içinde beliren bir hizip Kasım 3924 te «Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası” nı kurmuştur. Bu fırka, Haziran 1925 te kapatılmıştır. “Halk Partisi” 1930 a kadar tek başına kaldıktan sonra o yıl Fethi Bey liderliğinde kurulmuş üç ay sonra kurucuları tarafından feshedilmiştir. Halk Partisi 1945 e kadar tek parti halinde kalmıştır. Temmuz 1945 te “Millî Kalkınma Partisi”, Ocak 1946 da da «Demokrat Parti» kurulmuştur. Bu arada daha bazı partilerin kurulmasına devam edilmiştir. Serbest ve tek dereceli seçim usulünün kabul edilmesiyle yapılan 1950 seçimlerinde “Demokrat Parti” Büyük Millet Meclisinde çoğunluğu sağlayarak iktidara geçmiştir. Bir süre sonra Demokratik Partiden ayrılan bazı kimseler “Millet Partisi” ni kurmuşlardır.Demokrat Parti'nin iktidarda kaldığı yıllarda (1950 - 1960) Millet Partisi kapatılmış, onun yerine, Cumhuriyetçi Millet Partisi kurulmuştur. 1955 yılında, Demokrat Parti'nin tutumunu beğenmeyen bazı Demokrat Partili milletvekilleri, tou partiden ayrılarak “Hürriyet Partisi” ni kurmuşlardır .

27 Mayıs 1960 tarihinde, Türk Silâhlı Kuvvetleri, Demokrat Parti'nin bir kardeş kavgasına yol açan tutumu üzerine idareye ele almak zorunda kalmış, partinin sorumluları yargılanmak üzere mahkemeye sevk edilmişler, bir süre sonra da Demokrat Parti, mahkeme kararı ile kapatılmıştır, (29 Eylül 1960), Türkiye'de siyasî çalışmaları kayıt altına alan geçici bir süreden sonra, Millî Birlik Komitesi yönetimi zamanında yeniden siyasî partilerin kurulmasına izin verilmiş, 1961 Şubatında, Adalet Partisi, Yeni Türkiye Partisi, Memleketçi Partiler kurulmuştur.

9 Temmuz 1961 tarihinde halkoyunca kabul edilen Anayasa'dan ve Nispi temsil olarak değiştirilmiş bulunan Seçim Kanunundan sonra, 15 Ekim 1961 tarihinde genel seçimler yapılmıştır. Adalet Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, Yeni Türkiye Partisi'nin katıldığı bu seçimlerde, ilk iki parti çok sayıda, öbür iki parti de daha az sayıda milletvekili ve senatör çıkararak B. M. Meclisini meydana getirmişler, ancak hiç bir parti yeteri kadar bir çoğunluk elde edememiştir.

GEMİ « Ulaşım

Su üstünde gezmek için yapılmış büyük taşıt. İnsanların kıtaları asarak bir birlerîyle anlaşmasında ve alıverişinde büyük hizmeti olan gemi, aynı zamanda bir savaş aracı olarak da kullanılmıştır. Savaştaki önemi de, son yıllarda uçakların büyük önem taşımaca başlamasına rağmen devam etmektedir.

Tarih: İlk geminin kimler tarafından ve ne zaman yanıldığı bilinmemektedir. Ancak, ilk insanların, bir derenin bir yanından öbür yanma geçmek için suya düşmüş büyük kütükleri kullanmaya başlamaları, geminin ortaya çıkış tarihi olarak kabul edilebilir.

Bunun dışında geminin tarihî, genel olarak şu devirleri geçirmiştir:

1 - İlk medeniyetlerdeki gemiler,

2 - Kürekli savaş ve ticaret gemileri.

3 - Yelkenli savaş ve ticaret gemileri,

4 - Buhar makineli gemiler, 5 - Zırhlı savaş gemileri, 6 - Atomla işleyen gemiler.

1 - İlk medeniyetlerdeki gemilerin ilkin kimler tarafından ve nasıl meydana getirildiği bilinmemektedir.

İlk medeniyetleri meydana getirmiş olan Mısırlıların, Sümerlilerin, Yunanlıların, çoklukla Akdeniz çevresinde ve nehir boylarında yaşamış olmaları bunların gemi gibi bir taşıttan faydalandığı gerekçesini kabul ettirmektedir. Bu ara da Fenikelilerin gemicilikte ileri gittikleri, İlk Yunan medeniyetlerinin, Akdenizin çeşitli bölgelerinde sömürgeler meydana getirmiş olmaları ve buralar; devamlı bir gidiş gelişin sağlanmış olması, gemilerden faydalanılma fikrinin bu çağlarda yerleşmiş olduğunu gösteri: Zaman geçtikçe. Yunanlılarda, Kartacalılarda ve Romalılarda yalnız ticaret ve korsanlıkla değil, toplu olarak, yâni donanma halinde deniz savaşlarına katılar gemiler de kullandığını görüyoruz.

2 - Ortaçağın sonlarına doğru kürekli savaş ve ticaret gemileri, Akdeniz çevresinde yaşayan devletler tarafında kullanılmaya başlanmıştır. Bu devrede kadırga (galer) denilen savaş

AKHUNLAR « Tarih

Batı Türkistan'da ve Afganistan'da eski Kusanların bulundukları bölgelerde devlet kuran Türkler.

Akhunların, batıya doğru çekilen Hiungnular'ın bir kolu olduğu sanılmaktadır. Akhunlar, beşinci yüzyılın başlarında Isığ gölü çevresinde Avarlara bağlı yaşarlarken bu yüzyılın ikinci yarısında Maveraünnehir'e ve Tohoristan'a yayılmışlardır. Batıya doğru ilerlemelerine devam ederek Çin'in kuzeybatısındaki Gobi çölünden Hazar Denizi kenarına kadar yayılan bir devlet kurmuşlardır. Akhunlar’ın güneye inen bir kolu da Kabil çevresinde bulunan Kuşanlar'ı yenerek Hindistan'a doğru ilerlemiş ve Hindistan'da bulunan Gubta İmparatorluğunun parçalanmasından sonra (470)İndüs vadisini ve Ganj vadisini almışlardır (530)

Fakat Hindistan'daki Akhunlar yedinci yüzyılın yarısından sonra tarih sahnesinden çekilerek yerli halk arasında kaybolmuşlardır. Batı Akhunları ise, bir taraftan Orta Asya'da hâkimiyeti temin eden Göktürklerin bir taraftan da İran tahtında bulunan Sasanilerin arasında kalmışlar, iki taraftan saldıran kuvvetli düşmanları ile başa çıkamayarak 563-567 yıllarında tarih sahnesinden silinmişlerdir.

Akhunlar’ı meydana getiren Türklerin büyük bir kısmı bugün Hazar Denizi etrafında ve Türkmen adı altında yaşamaktalar.

ŞATO « Mimari Sanatı

Ortaçağ boyunca, Avrupa'da, derebeylerin oturdukları kale şeklinde, kuleli ve önleri hendekli korunma ve oturma yerleri. Şatolar, bir bölgenin en yüksek yerine yapılır, devamlı olarak askerlerin koruyuculuğu altında bulunurdu. Şato çevresi ise, derebeyine bağlı köylülerin, işlettikleri topraklar ve barınakları ile dolu bir durumda idi.

Şatoların yüksek olan dış duvarlarının etrafında, derin su hendekleri bulunur, buradan yüksek olan şato duvarlarına geçmeyi imkânsız bir hale getirirdi. Giriş kapılarına, birer asma köprü ile geçilebilirdi. Bu kapıdan girildiğinde, büyük bir avlunun içinde çeşitli binalar, ahırlar bulunurdu. Yüksek olan şato duvarlarının üzerinde kuleler ve bu kuleleri birbirine birleştiren savunma yolları bulunurdu. Şatoların yapılarında, böylece, uzun bir süre için savunabilme imkânı sağlayacak her türlü tertibat alınmış durumda idi.Şatolar, ateşli silâhların icat edilmesinden sonra, önemini kaybetmiş olan yapılardandır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy