DÜYUNU UMUMİYE « Devlet
Osmanlı İmparatorluğunun son yüzyılında, devlet tarafından yabancılardan alınan borçlara ve bu borçları ödemek için kurulmuş müesseseye verilen ad. XIX yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı İmparatorluğu devlet masraflarını karşılıyamayacak bir malî buhrana sürüklenmiş bulunuyordu. Bu sıralarda Kırım Savaşı da önemli masraflara ihtiyaç göstermişti. Bu sebeple, 1854 yılından itibaren, savaş masraflarını karşılamak çeşitli iktisadî gelişmeleri sağlamak amacı ile bir "yabancılardan borç alma" devri başlamıştır. 1854 - 1874 yılları arasındaki yirmi yıl içinde 15 kere borç alınmış ve böylece yabancılara 238.773.000 altın lira borçlu duruma gelinmişti. Devletin genel gelirleri 25 milyon lirayı geçmediği halde, bu borçlar için yabancılara yılda 13 milyon, lira vermek gerekiyordu.
1874 yılından itibaren borç taksitlerini muntazam olarak ödemek imkânı kalmamış ve 1876 dan itibaren de borç ödemek tamamen durdurulmuştur.
Devletin, aldığı borçları ödeyemeyecek bir duruma gelmesi üzerine, 1881 yılında, memleket gelirlerinin bir kısmının-tahsilini, yabancı idaresine veren “Düyunu Umumiye” idaresi kurulmuştur. Merkezi İstanbul'da olan ve yabancıların temsilcilerinden meydana gelen Düyunu Umumiye, uzun yıllar, devlet içinde hem malî hem de siyasî nüfuzu olan bir yabancı makam halinde devam etmiştir. Devletin mali bağımsızlığına uymayan bu müessese, 1928 yılında yapılan antlaşma ile son' bulmuş ve Düyunu Umumiye idaresi, Türkiye sınırları dışına çıkarılmıştır. Bundan sonra çeşitli tarihlerde Türkiye Cumhuriyeti tarafından ödenmek suretiyle, Osmanlı İmparatorluğunu çok zor durumlara sokan bu borçlar 1944 yılında tamamen bitmiştir.
KOMEDYA « Sinema ve Tiyatro
İnsanların ve olayların gülünç tarafflarını ortaya koyan bir tiyatro çeşidi. Tragedya gibi, Yunanistan'da, bağbozumu tanrısı Dionysos'un şerefine yapılan din törenlerinden doğmuştur.
Özellikleri : Komedyada, gülünçlükleri ortaya koymak suretiyle seyirciyi güldürmek amacı güdülür. Konular, çağdaş toplumdan geçmiş toplumlardan günlük hayattan alınarak işlenir. Kişiler, çoklukla halk tabakasından kimselerdir. Çirkin sayılan olaylar bile, seyircinin gözleri önünde geçirilir. Perde sayısı yazarın isteğine bağlıdır. Manzum yazılabildiği gibi, nesirle de yazılır. Üç birlik kuralına uyguluk gösterir.
Çeşitleri : Başlıca komedya çeşitle şunlardır: a- Karakter komedyası (insan karakterinin gülünç ve aksak taraflarını gösteren komedyalardır.) b - Töre komedyası (Toplumun gülünç ve aksak taraflarını gösteren komedyadır), c - Entrika komedyası (Olaylar merak uyandıracak şekilde tertiplenerek, güldürmekteki başka bir amaç güdülmedi yazılan komedyadır. Bugün bu yolda komedyalara “vodvil” adı verilir).
İlk örnekleri Yunan ve Lâtin edebiyatlarında görülen komedya, Rönesans'tan bu yana Batı milletlerin edebiyatın da çok gelişmiştir. Devlet tiyatroların büyük bir çalışma içinde bulundukla son yıllarda, bizde de komedya alanı da çeşitli eserler meydana getirilmiştir.
En büyük komedya yazarları, yunan edebiyatında Aristophanes (M.Ö. 445 - 385), Fransız edebiyatında Moliera (622 - 1678) dir.
VEREM « Sağlık
Eskiden beri bilinen insan toplulukları arasında derin çöküntüler meydana getiren önemli toplumsal hastalıklardan biri. Yabancı adı olan “Tüberküloz” adı ile de bilinir. Robert Koch tarafından keşfedilmiş olan (1882) verem basili aracılığı ile meydana gelen bir hastalıktır.
Verem basili çok küçük ve hareketsizdir. (2-3 mikron). Asit ve bazlara, soğuk ve sıcağa, kuru ve nemli havaya direnci fazladır. Buna karşılık bol ışığa ve fazla sıcaklığa dayanamaz. Güneş ışığında beş saatte yok olur. Kaynayan suda hemen ölür.
Verem hastalığı çeşitli yollarla insandan insana bulaşır. Veremli hastaların öksürük ve aksırıkları ile çevreye yayılan tükürük damlacıkları verem mikrobu ile bulaşmış her hangi bir şeyle temas verem mikrobu bulunan çeşitli yiyeceklerin yenmesiyle (solunum ve barsak yolları) verem hastalığına yakalanmak imkânı sağlanmış olur.
Verem hastalığı, çeşitli yollarla insan vücuduna girer ve bir yerde bir odak kurarak yerleşir ve zamanla, lenfa bezlerinde bir odak kurma yolunu bulur. Vücudun direnci fazla ise, herhangi bir hastalık belirtisi meydana getirme imkânım bulamaz, verem mikrobuna bürünmüş olan kimse, hastalığa yakalanmaz.
Verem, insan vücudunun her bölümünde çeşitli belirtiler şeklinde hastalık meydana getirir. Mafsallar, kemikler ve çeşitli organlar, verem mikrobunun yerleşip hastalık meydana getirdiği yerlerdir. Fakat, verem hastalığının en sık görüldüğü yer, akciğerlerdir.
Solunum yolu ile verem mikrobunun alınması ile hastalık, hemen meydana çıkmaz. Vücudun dayanaklığına göre, uzun ya da kısa bir süre geçer. Öyle insanlar vardır ki, bütün hayatları boyunca verem mikrobu taşıdıkları halde, verem hastalığı belirtileri göstermezler. Buna sebep, verem mikrobunun gelişebilmesi için belirli zemini bulamamasıdır.
Verem hastalığına yakalanmış olan bir kimse, hastalığın başlangıç devresinde hafif baş ağrısı, mide bozukluğu, iştahsızlık, zayıflamadan şikâyet eder. İlerlemiş hallerde kısa ve kuru öksürmeler, vücut kırgınlıkları, yüksek ateş görülür. Daha ilerlemiş hallerde de balgamlı öksürük başlar. Akciğerde meydana gelmiş verem hastalığında, en son belirti ,kan çıkarmaktır.
Verem, çoklukla genç insanlar üzerinde etkisini gösteren bir hastalıktır. 10 - 20 yaş arasında olanlar, en fazla verem hastalığına yakalananlardır.
Verem hastalığı, ilâçla, ameliyatla ve vücudu kuvvetlendirmekle tedavi edilir. Bu tedavilerden her hangi birinin uygulanabilmesi için, erken teşhis edilmesi önemlidir.
Vücudu kuvvetli tutmak, fazla yorgunlukları gerektirecek işlerde çalışmamak, veremli hastalarla teması kontrollü yapmak şeklinde uygulanan şartlar, verem hastalığına yakalanmayı önler.
İSVEÇ « Dünya Coğrafyası
Avrupa'nın kuzeyinde, İskandinavya yarımadasının doğusunu kaplayan bir krallık. Doğusunda Baltık denizi, doğu kuzeyinde Finlandiya, batısında Norveç bulunmaktadır. Yüzölçümü 449.165 kilometrekare, nüfusu 7.680.000 dir. Başşehri Stockholm şehridir.
Coğrafya: Yüzey şekilleri bakımından üç bölgeye ayrılır: Kuzey İsveç, Orta İsveç, Güney İsveç. Kuzey İsveç bir yayla bölgesidir. Bu yayla, Norveç sınırında 2.000 metre yüksekliğe ulaşır. Doğuda ise Baltık Denizine doğru alçalır. Bu bölgede bulunan dağlar çok sık ormanlarla kaplıdır. Tarım, ancak dar olan kıyı ovalarda yapılır. Demir bakımından da zengindir. Bu bölgede kar, sekiz ay boyunca hiç kalkmaz. Orta İsveç, ülkenin asıl yaşanan bölümüdür. Burada büyük göller, kayın ağacı ormanları, zengin çiftlikler, kalabalık şehirler toplanmıştır. Ülkenin siyasi ve bilim merkezi olan Stockholm da buradadır. Güney İsveç ülkenin zengin bir tarım ve sanayi bölgesidir. Bu bölümde toprakların dörtte üçü ekime elverişlidir. Kuzey ve Baltık Denizleriyle olan yakın ilgisi bakımından bu bölgenin deniz ticareti de önemlidir.
İsveç, madenleri ve ormanları bakımından zengin bir ülkedir. Demir ve bakır birinci derecede önemlidir. Ülkede, maden endüstrisi, kereste, kâğıt ve kibrit fabrikaları, mekanik inşaat var dır.
Tarih: İsveç XVI. ve XVII. yüzyıllarda değişik devletlerin egemenliği altına girmiştir. 1814 yılında Norveç'le birleşerek birleşik bir krallık halinde Avrupa'nın kuvvetli devletlerinden biri olmuş, 1905 yılından beri de, bağımsız bir krallıktır. İsveç, Avrupa'da genel öğretimin en çok gelişmiş olduğu ülkelerden biridir. Her alanda yüksek bilim ve fen adamları yetiştirmiştir.
ALTIN ESASI « Sanayi ve Ticaret
Kâğıt paranın, tespit edilen bir altın ağırlığına göre değişimini düşünen para sistemi. Bir memleketin altın sistemine tâbi olduğu söylenince, şu üç prensipten biri anlaşılır: 1 - O memleketin Merkez Bankaları kâğıt parayı altın olarak karşılayacak ve ödeyecek durumdadır. Altın alım satımını da tespit edilmiş fiyat üzerinden, kanunî olarak yapmağa mecburdur. (Bu esas 1941 yılından önce Birleşik Kraliyette mevcuttu.) 2 - Merkez Bankasının, tespit edileni bir fiyat üzerinden yalnız altın alıp satması. (Birleşik Kraliyette 1925 -31 arası olan durum) 3 -Merkez Bankasının altın esasına tâbi bir memleketin parasını tespit edilmiş bir fiyat üzerinden alıp satması. (Avrupa ve Amerika'da 1914 yılına kadar devam etmiştir.)
Memleketlerin paralan altın esasına
tâbi olurlarsa, milletlerarası ticaret kolaylaşır. Her memleketini parası ve başka memleketlerin satın alma güçleri ve tediye muvazeneleri ile ilgili olduğundan genel olarak terk edilmiş bir para sistemidir.
SAKARYA « Türkiye Coğrafyası
Kuzeybatı Anadolu’nun aşağı Sakarya havzasında kurulmuş illerimizden biri. Yüzölçümü 3.934 kilometrekare, nüfusu 381.992 dir. Merkezi Adapazarı şehridir. Kuzeyini Karadeniz kıyıları, Kocaeli ili çevrelemektedir. Sakarya ilinin yüzeyini genel olarak Sakarya nehri çevresindeki çok verimli Akova ile çok sık ormanların kaplı bulunduğu alanlar meydana getirmektedir. Sakarya ilinin en önemli gelir kaynakları, geniş tahıl ekimine ve orman ürünlerine dayanmaktadır. Bu arada, hayvancılık da büyük önem taşır.