Nedir

İNCİL « Din

Peygamber İsa'ya Tanrı'dan inmiş olduğuna inanılan kutsal kitap.Ancak Tanrı'dan inmiş olduğuna inanılan bu kitap kaybolduğundan, Havarilerin ve onların öğrencilerinin yazmış oldukları altmışa yakın kitaptan dört tanesi seçilmiş ve “İncil” olarak kabul edilmiştir. Bu dört kitap birbirinin benzeri değildir. Bu dört İncil, Matta, Markos, Lûka ve Yuhanna tarafından yazılmıştır. Yazılma tarihleri de İsa'nın ölümünden çok sonraki yıllara aittir.Bu kitaplarda İsa'nın doğuşu mucizeli bir olay gibi ortaya konmakta, hayatı masallaştırılarak anlatılmakta ve inançları belirtilmektedir.

AVRUPA BİRLİGİ « Politika ve Siyaset

Avrupa kıtasındaki devletler arasında ekonomi ve siyaset alanında işbirliği sağlama fikri etrafındaki hareketler. Bu fikir ilkin Birinci Dünya Savaşından sonra ileri atılmış, fakat Almanya'da Hitler rejimi kurulduktan sonra gerçekleşme imkânı bulamamıştır. İkinci Dünya Savaşından sonra, İngiltere Başbakanı Churchir'in, 1946 Eylülünde verdiği bir nutukla yeniden canlılık kazanmış ve 1947 sonlarında “Avrupa Birliği Hareketleri Milletlerarası Koordinasyon Komitesi” adıyla bir komite kurulmuştur. Bu komitenin 1948 Mayısında Lâhey' de yaptığı bir toplantıda “Avrupa Konseyi” kurulması kararlaştırılmış, bu konseyin kurulmasıyla de Avrupa birliği fikri özel teşebbüs alanını aşarak resmî bir duruma girmiştir.

BULGARLAR « Tarih

Aslen Türk olan, biri Volga bölgesin de Türk olarak kalmış, öbürü Tuna güneyine inerek sonradan İslâvlaşmış iki halk topluluğu.

Volga Bulgarları, VII - XV, yüzyıllarda bir Türk - Bulgar devleti kurmuşlardır. Bu devletin dağılmasından sonra Bulgar adı da ortadan kalkmış ve buralarda yaşayan bu Türkler bazen Kazan Türkleri, bazen Tatarlar adı ile anılagelmiştir.

Tuna Bulgarları, çeşitli akınlar sonunda, Volga bölgesinden ayrılan Bulgarlardan meydana gelmiştir. Bunlar VII. yüzyılın ikinci yarısında Balkan yarımadasına gelmişler IX. yüzyıla kadar benliklerini korumuşlar, fakat İslâv topluluklarına karışarak İslâvlaşmışlardır.

ARİSTOKRASİ « Yönetim Şekilleri

Sınıf farkı güden memleketlerde, soylu sayılan sınıfın idaresi. Yunanca bir kelime olan Aristokrasi (Aristocratie), “en iyinin saltanatı” anlamına gelir. Türlü zamanlarda, birçok bilginler tarafından çeşitli tarifleri yapılmıştır.

Yunan felsefesinde aristokrasi, hükümetin, insan olgunluğu ülküsüne en çok yaklaşan kimseler tarafından idare edilmesi, kafaca ve ahlâkça üstün olanların saltanatı demektir. Bir doktor nasıl hastalarının iyiliği için çalışırsa, aristokratlar da, idare ettikleri toplumun yararları için çalışırlar.

Aristokrasi; içine kolay girilemeyen kapalı bir müessesedir. Yabancıların içine girmesine izin verildikçe, asıl bünyesinin yapısını yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Zamanla, bu zümrenin bütün politik haklarında bir kaybolma görülüyor.

Eski Roma'daki ve Fransa'daki aristokrasi, bu sebeplerle ortadan kalkmıştır.

Aristokrasi, ilkel monarşiden başlayarak yavaş yavaş gelişmiş ve Orta Çağ ile Yakınçağlarda, kralların çevresindeki asilzadeler sınıfı ile son gelişmesine ulaşmıştır. Bugün, aristokrasi idaresinin, bir devlete uzun zaman hâkim olmasına imkân olamaz. Bu bakımdan bu kelime, bugün, siyasî bir anlam taşımaktan çok, sosyal bir anlam kazanmıştır ve asaletin ifade edilmesi için kullanılır.

DÖLLENME « Biyoloji

Canlılardaki üreme işinin ilk bölümüne verilen ad. Döllenmede, yumurtacıktaki dişi cinsel hücre, erkek cinsiyet hücresiyle kaynaşarak, tam bir hücre olan yumurtayı meydana getirir.

Çok hücreli hayvanlarda, erkek ve dişi cinsiyet hücreleri ayrı ayrıdır. Erkek hücrelerine “sperma”, dişi cinsiyet hücrelerine de “yumurtacık” adı verilir.Yüksek hayvanlarda, özel bezler tarafından meydana getiren erkeklik ve dişilik cinsiyet, hücreleri, döllenmeye elverişli organlar aracılığı ile birleşirler ve yumurtanın meydana gelmesini sağlarlar, Yumurtadan da, o canlının küçük ve aynı bir benzeri meydana gelerek üreme meydana gelmiş olur.

GAZMASKESİ « Sözlük

Çeşitli yerlerde ve çoklukla savaşlarda kullanılan zehirli ve boğucu gazlardan korunmak için hazırlanmış maske. Bir kişinin solunum yaparken, havayı süzmek ve zehirli gazı tutmak esasına göre yapılmıştır. Ya başa tamamen giyilen (lâstik kauçuk, bezden yapılmış) bir maske halinde, yada burun ve ağzı iyice örtecek yarım maske şeklinde olur. Her iki şekilde de, solunum yaparken havadaki gazı süzmeye yarayan bir süzgeci vardır. Bu süzgeç, özel kömürlerle doldurulmak suretiyle düzenlenmiştir. Bir süzgeç için 100 gram kadar kömür yeter bir miktardır (Bir insan, ortalama olarak bir' saatte 600 litre hava solunumu yapar. Bu gazlı havada da 1 gram kadar klor ya da fosgen gazı bulunur. 1 gram zehirli gaz 10 gram kadar kömürle süzdürülebilir. Bu duruma göre bir süzgeç 10 saat gaz hücumuna dayanabilir.)

Birinci Dünya Savaşı sırasında dikin Almanlar tarafından kullanılmağa başlanmış olan zehirli gazlar, daha sonra Mussolini tarafından Habeşistan savaşı sırasında kullanılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında kullanılmamıştır. Kullanılması da milletlerarası hukuk kurallarına göre yasaktır. Bugün ancak itfaiyeler ve bazı tehlikeli işlerde çalışanlar tarafından gaz maskesini kullanmayı gerektirecek durumlar meydana gelmektedir.