NİĞDE « Türkiye Coğrafyası
Niğde ilinin merkezi olan şehir. Nüfusu 18.010 dur. Yüzeyi, doğu ve batısı yüksek dağlarla çevrili, yer yer engebeli ve düzlük alanlardan ibarettir. Denizden yüksekliği 1.250 metredir. Adana - Kayseri demiryolu üzerinde Selçuklar devrinden kalma birçok değerli anıtlarla dolu bir şehrimizdir.
NİĞDE İLİ
İç Anadolu Bölgesi illerimizden biri. Yüzölçümü 14.857 kilometrekare, nüfusu 324.392 dir. Kuzey ve kuzeydoğusu nu Ankara, Kayseri, Nevşehir; güney, güneydoğusu ve doğusunu: Adana ve Kayseri illeri çevrelemektedir. İl sınır lan içinde yüksek tek dağlar (Hasan dağı 3.950 m; Melendiz dağı, 2535 m. Medetsiz dağı 3.595 m.), güneydoğu kısımlarında sıradağlar uzanmaktadır. Geniş ölçüde, tarla ürünleri, bağcılık, meyvecilik, hayvancılık en önemli gelir kaynaklandır.
BUZDAĞI « Genel Coğrafya
Denizde yüzen, yüksekliği deniz yüzünden 100 metreye kadar ulaşabilen, yüzölçümü birkaç kilometrekareyi geçen büyük buz parçalarına verilen ad. Böyle bir buz parçasının 1/8 i suyun yüzünde, 7/8 i suyun altındadır. Çoklukla kutuplardaki türlü buzullardan kopup denizde yüzmeğe başlayan bu kütleler, Ekvator'a doğru hareket ederler ve ancak 36 Kuzey enlemine kadar ulaşabilirler. Sıcak denizlere yaklaştıkça erirler ve ortadan kaybolurlar. Fakat, soğuk denizlerdeki seferler için, büyük bir tehlike meydana getirirler.
PEKMEZ « İçecekler
Kaynatılarak koyulaştırılan, mayalanarak ekşimesi önlenen koyu kıvamlı meyve suyu. Fakat, ülkemizde, genel olarak, üzüm suyundan yapılanları bu adla anılır.
Pekmez yapmak için suyu çıkarılacak sulu meyve, dipleri süzgeçli kaplara konur. Bu kaplar basınç altında bırakılır ve böylece meyve suyu çıkar. Posası ayrıldıktan sonra, hızlı ateşte kaynatılır. Biraz kıvamlık kazanması için içine “pekmez toprağı” denen maya atılır. Böylece elde edilen pekmez, şekeri çok, kıvamlı bir meyve suyu olarak kullanılır.
YILAN « Hayvanlar
Sürüngenlerden ayaksız ,ince ve uzun olan hayvanların genel adı. Boyları 7-8 santimetreden 8-9 metre arasında olara cinsleri vardır. Ayakları olmadığı için kıvrılarak ilerlerler. Bu yürüme, karınlarında bulunan geniş pullar aracılığı ile olur.İskelet sisteminde ayak, kalça köprücük ve göğüs kemiği bulunmaz. Yılanlar bu sebeple kendilerinden çok büyük hayvanları bile kolayca yutarlar.
Yılanlar, kurbağa, civciv gibi hayvanları avlayarak geçinir.
Vücudun üzerindeki kabuklar, yılda bir defa olmak üzere değişir. Buna “yılanın deri değiştirmesi” denir.Çoğalmaları yumurta iledir. Kışın soğuklar başlayınca kuytu bir yere girerek kış uykusuna yatarlar.Yılanlar başlıca iki büyük grupta toplanabilir.
Zehirli Yılanlar: Avlarını zehirleriyle öldüren yılanlardır. Engerek yılanı, sarı yılan, gözlüklü yılan, çıngıraklı yılan zehirli yılanlardandır.
Zehirsiz Yılanlar:Avlarını, sarılıp şiddetle sıkarak öldüren yılanlardır. Kara yılanı, sarı yılan ve boğa yılanı bu çeşit yılanlardandır.
KAN GRUPLARI « Sağlık
İnsan kanında tespit edilen gruplar. Bu gruplar, insanların kanlarının birbirlerine benzememesinden ileri gelmiştir. Bu gruplaşma da, alyuvarlarda iki türlü (A ve B) ağlütinojenin ve serumlarda bunlara karşı iki türlü ağlütinin (alfa ve beta) cisimlerinin bulunmasından ileri gelmektedir.
İnsanlar üzerinde yapılan araştırmalar, dört çeşit grubun bulunduğunu göstermiştir.
O grubu. Bu grubun alyuvarları hiç bir aglütinoieni bulundurmazlar. Bunun için diğer grupların hiçbirinin serumundan etki görmezler. O grubu, her gruba kan verebilir. Fakat ancak kendi grubundan kan alabilir.
A grubu. Bu grubun alyuvarlarında (A) ağlütinojeni, serumlarında beta aglütinini vardır. A ve O dan kan alabilir ve ancak A ve AB ye kan verebilir. B grubu. A'nın tamamıyla tersidir. AB ve A dan alamaz, kendi grubuna ve AB ye kan verebilir.
AB grubu. Alyuvarlarında her iki ağlütinojen bulunduğundan öbür grupların serumları ile aglütine olur. Kendinden başka hiç bir gruba kan veremez, fakat her gruptan kan alabilir (genel alıcıdır).
NARGİLE « Sözlük
“Tömbeki” denilen bir cins tütünü içmeğe yarar takım. İçi su dolu bir şişe ile bunun ağzına tıkalı ve marpuçlu bir bölümden ibarettir. Tömbeki, nargile başı denen yere doldurulur ve üstüne ateş yerleştirilir. Marpuçla çekilen duman şişedeki sudan geçmek suretiyle zehir şiddetini kaybederek ağza gelmiş olur.