Nedir

TARSUS « Türkiye Coğrafyası

İçel iline, bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.404 kilometrekare, nüfusu 129.305 dir. İlçenin yüzeyi, genel olarak, yer yer çok sarp ve dik meyilli, ormanlarla kaplı sırtlardan ve düzlük alanlardan ibarettir. İlçe halkının başlıca geçim kaynağı geniş ölçüdeki tahıl ekimidir.İlçe merkezi 51.184 nüfuslu Tarsus kasabasıdır.

MAHŞER « Din

İslâm inançlarına göre, Kıyamet gününde dirilenlerin toplanacakları geniş yere Mahşer denir. Büyük meleklerden İsrafil'in “Sûr” borusunu üflemesiyle ölüler dirilecek ve herkes Mahşer'de toplanacaktır. Bundan sonra da hesap verme başlayacaktır.

AÇLIK « Biyoloji

Canlı varlıkların muhtaç oldukları besinleri alamadıkları zaman gösterdikleri duruma verilen ad. Açlık, besinlerin bulunamadığı zamanlarda olabildiği gibi, çeşitli hastalık sebepleri ile besin yenmemesinden de meydana gelebilir.

Her iki durumda da, vücut, ihtiyacı olan besin maddelerini alamadığı halde bir süre vazifesini yapmağa devam eder. Açlığın başlangıcında, önce depo edilmiş, yağlar erir. Yağ depolarının tükenmesi sonucu gene aç kalınmakta devam ediliyorsa, bazı fizyolojik olaylardan sonra, o organizma nihayet ölür. İnsanların açlığa dayanmaları, vücuttaki yağ depolarına, genç ya da yaşlı olunmasına, vücudun açlığa idmanlı olmasına göre 15-30 gün arasında değişir. Bu genel açlıktan başka bir besin grubunun eksikliğinden doğan açlıklar da vardır: A vitaminoz (vitamin eksikliği), susuzluk gibi.

SAYIŞTAY « Devlet

Devletin gelir ve giderlerini, özel bir kanunla denetlemekle görevli kurul. Eski adı “Divanı Muhasebat” tır. Bizde, devletin gelir ve giderlerinin düzenli bir şekilde denetlenmesi, Tanzimatla başlar. Fakat, Büyük Millet Meclisi'ne bağlı bir kurul halinde çalışması, 1923 yılından sonradır.

SIKIYÖNETİM « Yönetim Şekilleri

Olağanüstü zamanlarda, memlekette güvenliğin sağlanması için, Anayasanın tanıdığı sınırlar içinde, orduca kurulan yönetime verilen ad. Sıkıyönetim, Başbakanlığın teklifi sonucu, Büyük Millet Meclisinin kabul etmesi ile kurulur. Ya bütün memlekette, ya da belirli bölgelerde, belirli bir süre için kurulur. Bu süreler, gerektiğinde Büyük Millet Meclisi tarafından uzatılabilir.Sıkıyönetim halinde, bütün idare askerî yönetimin elinde bulunur. Her çeşit idarî tedbirler almak, sıkıyönetim Komutanlığının yetkileri içindedir. Bu yönetim sırasında, askerî mahkemelerin yetkileri, sivil şahıslar için de uygulanabilir.

Türkiye'de Sıkıyönetim : Türkiye’de Sıkıyönetim kurulması, ilkin 1876 yılında ilân edilen Anayasa ile kabul edilmiştir. Bu zamanda Sıkıyönetim, hükümetin teklifi üzerine, padişah tarafından ilân edilirdi.

İlk Sıkıyönetim, 31 Mart Olayı sonucu olarak, 12 Nisan 1909 da ilân edilmiştir. Çok kanlı kararları uygulayan bu Sıkıyönetim, üç yıl devam ettikten sonra 15 Temmuz 1912 tarihinde son bulmuş, ancak 13 gün sonra 42 gün süren ikinci Sıkıyönetim ilân edilmiştir.

Fakat, Osmanlı İmparatorluğu'nun her taraftan büyük yenilgilere uğradığı bu tarihlerde, Balkan Savaşı'nın başlaması ve seferberliğin ilân edilmesi üzerine, üçüncü Sıkıyönetim 21 Eylül 1912 tarihinde ilân edilmiştir. Bütün Birinci Dünya Savaşı boyunca devam eden bu Sıkıyönetim, Türkiye'deki Sıkıyönetimlerin en uzunu olmuş ve yedi yıl sürdükten sonra 11 Ekim 1919 tarihinde son bulmuştur.

17 Mart 1920 tarihinde ilân edilen dördüncü Sıkıyönetim, düşman işgali altında bulunan İstanbul'da ilân edilmiştir ve Osmanlı İmparatorluğu zamanının son Sıkıyönetimidir. Bu Sıkıyönetim, ne yazık ki, yabancılar tarafından uygulanmıştır.

Türkiye'de Sıkıyönetim idarelerinin beşincisi ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk Sıkıyönetimi, İkinci Dünya Savaşı yıllarında, 1941 de kurulmuştur. Bütün savaş boyunca devam etmiş ve 22 Aralık 1947 tarihinde son bulmuştur. Altıncı Sıkıyönetim, 6/7 Eylül 1955 tarihindeki olaylar üzerine ilân edilmiş ve dokuz ay sürmüştür.

Yedinci Sıkıyönetim idaresi ise, İstanbul Üniversitesinde, Demokrat Parti iktidarı tarafından çıkarılan kanunları ve tutulan yolu protesto etmek isteyen üniversiteli gençlerin 28 Nisan 1960 tarihinde çıkardıkları ayaklanma üzerine aynı gün kurulmuş, Demokrat Parti Hükümetinin, Türk Silâhlı Kuvvetleri tarafından iktidardan uzaklaştırılma tarihi olan 27 Mayıs 1960 tarihine kadar sürmüştür. Ancak, bu tarihten sonra da Sıkıyönetim devam etmiş, fakat bu tarihten sonra devam eden Sıkıyönetim, Millî Birlik İdaresinin Sıkıyönetim'i olmuştur.

Böylece bu Sıkıyönetim, Millî Birlik Hükümetinin devam ettiği sürece yürürlükte kalmış, bu süre içinde Kurucu Meclis kurulmuş, yeni Anayasa halk tarafından onaylanmış ve 15 Ekim 1961 tarihinde yapılan genel seçimlerle, yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi açılarak, Türkiye Cumhuriyeti yönetimi, sivil idareye devredilmiştir. Bu durum sonucu olarak da, Türkiye'deki yedinci Sıkıyönetim 30 Kasım 1961 tarihinde son bulmuştur.

21 Mayıs 1963 olayları sonucu olarak da Ankara, İstanbul ve İzmir'de, sekizinci Sıkıyönetim ilân edilmiştir.Bu Sıkıyönetim, ikişer aylık sürelerle yenilenmiş, 1964 yılında uygulanmasına son verilmiştir.

PLEVNE SAVUNMASI « Tarih

1877 - 78 Osmanlı - Rus Savaşı’nda Gazi Osman Paşa komutasındaki Türk ordusunun yaptığı askerlik tarihinin en büyük ve şanlı savunması. Ruslar 24 Nisan 1877 tarihinde Osmanlılara açtığı savaş sırasında Plevne şehrinde yapılmıştır. Aldığı emir üzerine Plevne'ye gelen Vidin komutanı Osman Paşa Plevne'ye ulaştığı gün Ruslar tarafından yapılan bir taarruza karşı gelmiş ve ilk Plevne zaferini kazanmıştır. Bundan sonra askerlerini yeni bir savaşa hazırlayan, istihkâmlarını düzenleyen Osman Paşa, düşman kuvvetlerinin saldırılarını beklemiştir. Çok geçmeden Kuşlar, Plevne'ye yeni bir saldırıda bulunmuşlar, süngü süngüye devam ecen şiddetli savaşlar sonunda geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Pievne şehrinin bütün yönlerinin düşman kuvvetleri ile çevrili bulunmasına rahman Osman Paşa komutasındaki kuvvetler, güçlerinden hiç bir şey kaybetmeksizin, günlerce üstün düşman kuvvetlerine karşı koymaktan çekinmemişlerdir. Rumenlerle birleşerek büyük bir kuvvet ile Plevne'yi ellerine geçirmek isteyen Rus'lar, her teşebbüslerinde, Osman Paşa'nın önüne geçilmez kuvveti karşısında geri çekilmişlerdir. Aradan aylar geçmesine, hiç bir yerden yardım gelmemiş olmasına rağmen Osman Paşa, savunmadan bir an şaşmamış, yapılan bütün teslim olma tekliflerini reddetmişti.

Sonunda, ordunun yiyecek ve silâh yedeklerinin tükenmeğe başlaması karşısında, Plevne şehrinden bir saldırı ile çıkmak kararı verilmiş, her tarafı üstün düşman kuvvetleri ile çevrili Plevne'den süngü kuvveti ile çıkma plânları hazırlanmıştır. Bu plânlar gereğince başta Osman Paşa olduğu halde bütün askerler ve komutanlar, 10 aralık 1877 günü Vid suyunu geçerek üstün düşman kuvvetlerine saldırmışlardır. Çok kanlı bir şekilde ve süngü süngüye çok üstün düşman kuvvetlerine karşı yapılan bu çıkış hareketi sırasında pek çok Türk askeri şehit düşmüş ve Osman Paşa Ruslara esir düşmüştür.

Bütün dünyanın hayranlık dolu bakışları önünde devam eden Plevne savunmasının ünlü kahramanı Osman Paşa'yı, Rus Çarı büyük bir hürmet içinde karşılamış, Osman Paşa'nın kendisine teslim etmek istediği kılıcı almamıştır.

Türk tarihine şanlı bir destan yazan Osman Paşa, Plevne'deki bu savunmada gösterdiği üstün başarı sebebi ile “Gazilik” unvanını almıştır.