EDİRNE « Türkiye Coğrafyası
Edirne ilinin merkezi olan 31.865 nüfuslu şehir. Türkiye'nin kuzeybatısında Bulgaristan ve Yunanistanla olan sınırlarımızın pek yakınında kurulmuş tarihî şehirlerimizde biridir. Kuruluş tarihi, Milâttan önceki yıllara kadar uzanır. Kesin olarak kurulduğu tarih ve kimler tarafından kurulduğu belli değildir. Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesinden sonra Bizans İmparatorluğu'nun sınırları içine katılmış, 1362 yılında. Murat I. zamanında Osmanlılara geçmiştir. Kısa bir süre sonra (1366) da Osmanlı Devleti'nin başşehri olmuş, İstanbul'un alınmasından sonra, devlet merkezinin İstanbul'a nakledilmesine rağmen, Avrupa seferlerinin ilk uğrak yeri olması bakımından önemini muhafaza etmiştir. Bu bakımdan Edirne şehrinde, Osmanlılardan kalma pek çok tarihi eserlere rastlanır.
EDİRNE İLİ
Türkiye'nin Trakya bölümünde bulunan illerimizden biri. Yüzölçümü 6.428 kilometrekare, nüfusu 276.479 dur. Kuzeyini Türkiye - Bulgaristan sınırı, kuzeydoğusunu Kırklareli, güneydoğusunu Tekirdağ, güneyini Çanakkale illeri ile Ege denizi, batısını Meriç nehrinin ayırdığı Türkiye - Yunanistan sınırı çevrelemektedir. Yüzeyi genel olarak oldukça düz ve geniş ovalardan ibarettir. Çoklukla bir hayvancılık ve tarım ilidir.
PRİZMA « Matematik
Alt ve üst tabanları birbirine eşit ve paralel iki çokgenden, yanal ayrıltıları da eşit ve paralel doğrulardan ibaret çok yüzeyli cisimlere verilen ad. Prizmalar, tabanlarının şekline göre ad alırlar. Üçgen prizma, dörtgen prizma, beşgen prizma gibi. Tabanları üçgen olan prizmalar, aynı zamanda “ışık prizması” adını da alırlar. Işık prizmasından geçen beyaz ışık ışınları, kendini meydana getiren renklerin kırılma durumlarına göre, bu renklerin değişik açılarla kırılması üzerine, kendini meydana getirmiş olan renklerine ayrılır. Böylece, ışık prizmasına uygunların beyaz bir ışıktan, tayfın yedi rengi meydana gelir.
AMOR « Mitoloji
Resim ve heykellerde kanatlı bir çocuk şeklinde tasvir edilen aşk tanrısı Ares ile Afrodit'in oğludur. Oklarının değdiği kimse aşka tutulur. Hırçın, yaramaz ve merhametsizdir. İnsanlara ve hattâ tanrılara eziyet etmekten hoşlanır.
Dünyanın yaratıcı, üretici prensiplerinden biri mertebesine çıkarılan Amor, M. Ö. beşinci yüzyıldan itibaren çıplak vücutlu ve kanatlı bir çocuk şeklinde tasvir edilir ve Afrodit'le birlikte gösterilir. Ruh'u temsil eden Psykheyi sevmiş ve ona çok acılar çektirmiştir. Yunanca adı Eros'tur.
BUENOS AİRES « Dünya Coğrafyası
Arjantin'in başşehri. Nüfusu 2 milyon 966 bindir. Atlas Okyanusu kıyılarına yakın, Plata ırmağının denize döküldüğü yerde işlek ve önemli bir limandır. Nüfus, ekonomi, ticaret ve kültür bakımından Arjantin'in en büyük merkezi ve Güney Amerikanın en büyük şehridir. Aynı zamanda büyük bir sanayi şehri olan Buenos Aires'te, Arjantin'de bulunan fabrikaların aşağı yukarı üçte biri toplanmıştır. Buones Aires, gerek siyasî, gerek tabiî bakımından, Güney Amerika'nın en önemli şehirlerinden biri olduğu için, büyük bir turistik şehir özelliğini taşır.
TERAKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI « Politika ve Siyaset
Türkiye'de Cumhuriyetin ilânından sonra kurulmuş olan siyasî partilerden biri. 17. Kasım. 1924 tarihinde, Kurtuluş Savaşı'nda yararlıkları görülmüş, fakat Cumhuriyetin ilânından sonra askerlik ilgileri kesilmiş olan ve Büyük Atatürk ün yapmak istediği devrim hareketlerini benimsemez gibi bir durum takınan Kâzım Karabekir, Ali Fuat Paşaların liderliğinde kurulmuş olan bir siyasî partidir. Çok çekişmeli geçen bir siyasî faaliyetten, kuruluşundan yedi ay gibi kısa bir süre sonra 5 Haziran 1925 tarihinde, Hükümet kararı ile kapatılmıştır.
ANAYASA « Hukuk
Bir memleketin devlet çatısını kuran yasama, yürütme ve yargı erklerinin (teşri, icra, kaza kuvvetlerinin) nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren ana kanun. Eskiden “Kanunu Esasi” denilen Anayasa Teşkilâtı Esasiye Kanunu adı ile de anılır.
Anayasa fikri, tarihte devletle beraber doğup gelişmiş bir fikirdir. Eski Türk hükümdarlıklarında, Yunan ve Romalılarda, Ortaçağın İslâm ve Hristiyan topluluklarında devlet teşkilâtının esaslarını ve hükümet usullerini tâyin eden anayasalar mevcuttur. Fakat XVIII. yüzyıldan sonraki ve zamanımızdaki anayasalar resmî birer devlet emri ve yazılı kaideler mecmuası halindedir.
Örflere ve dinî kanaatlere dayanan anayasalar, zamanımızın devlet hayatında, yerlerini, lâik ve daha belirli özelliklerde yazılı anayasalara bırakmıştır.
Kuzey Amerika'daki İngiliz kolonilerinin istiklâl savaşlarının başarı ile sonuçlanması üzerine 1789 da Amerika Birleşik Devletleri'nin yazılı Anayasası yürürlüğe girmiş, Fransız ihtilâlinden sonra, 1791 yılında Fransız Anayasası meydana getirilmişti. XIX. yüzyılda diğer Avrupa memleketlerine de yayılan bu hareket, Osmanlı İmparatorluğuna da geçmiş ve Türkiye'nin ilk yazılı anayasası olan Kanunu Esasi, Birinci Meşrutiyetin kabul edilmesi üzerine 1876 yılında ilân edilmiştir. Kısa bir zaman sonra Abdülhamid II. nin yürürlükten kaldırdığı ilk Anayasa, 1908 ihtilâlinde İkinci Meşrutiyetin ilânı ile yeniden yürürlüğe girmiştir.
Birinci Dünya Savaşında Osmanlı imparatorluğunun yenilmesi üzerine, 23 Nisan 1920 de Ankara'da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi 20 Ocak 1921 de “Teşkilâtı Esasiye Kanunu” adı altında yirmi üç maddelik Anayasayı kabul etmiştir.
İstiklâl Savaşının başarı ile sonuçlanması, saltanatın ve hilâfetin kaldırılması, Cumhuriyetin ilân edilmesi üzerine 35 maddelik Teşkilâtı Esasiye Kanunu yeni maddelerin eklenmesi ile 105 madde halinde 20 Nisan 1924 tarihinde Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir. Birinci maddesi (Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir) olan bu Anayasada, sekiz madde de toplanan genel hükümler ve yasama, yürütme ve yargı erkleri hakkındaki hükümlerden başka, vatandaşların hak ve vazifeleri konularında hükümler vardır. Anayasa ya göre, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin yegâne ve gerçek mümessilidir.
Yasama erki, yürütme erki Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır.
Milletin seçtiği temsilcilerin devlet merkezinde toplanması ile meydana gelen Büyük Millet Meclisi egemenliğin en yüksek ifadesi olan yasama erkini (teşri salâhiyeti) bizzat kullanır. Kanun yapma, savaş ve barış için karar verme, devletlerle antlaşmalar ve mukaveleler imzalama, genel ve özel af ilân etme, idam cezalarının infazına izin verme gibi egemenlik hak ve vazifeleri doğrudan doğruya Meclise aittir.
Yürütme erkini (icra yetkisi), kendi üyeleri arasından seçtiği Cumhurbaşkanı'na bırakır. Cumhurbaşkanı da bu yetkiyi yine Meclis üyeleri arasından tâyin ettiği ve Meclise karşı sorumlu olan, Meclisin kontrolü altında bulunan Bakanlar Kurulu yolu ile kullanır.
Yargı erki de (kaza kuvveti), Meclise ve hükümete karşı bağımsız olan, yalnız kanuna bağlı yargıçlardan meydana gelmiş mahkemelere bırakılmıştır.
Bu teşkilât ve yetkiler karşımda vatandaşlar, hürriyet, emniyet, eşitlik ve mülkiyet haklarına sahip, can, mal, ırz, mesken ve her türlü taarruzdan masumdurlar.
1924 tarihinde yürürlüğe giren bu Anayasa, 27 Mayıs 1960 günü, Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin yaptığı devrim harekatı ile yürürlükten kaldırılmıştır. 1924 tarihli Anayasa yerine, bunun bazı hükümlerini kaldıran ve bazı hükümlerini değiştiren Geçici Anayasa kabul edilmiştir.
9 Temmuz 1961 günü halkoyuna sunulan yeni Anayasa kabul edilmiş ve Geçici Anayasa, 15 Ekim 1961 tarihinde yürürlükten kalkmıştır.