Nedir

KUTUP « Genel Coğrafya

Yeryuvarlağının ekvatordan en uzak olan ve yer ekseninin geçtiği var sayılan iki noktasından her biri. Güney ve Kuzey olmak üzere iki kutup vardır. Her iki kutup da devamlı olarak karlarla örtülüdür.

BEYOĞLU « Türkiye Coğrafyası

İstanbul ilinin bir merkez ilçesidir. İlçenin yüzölçümü 12 kilometrekare, nüfusu 214.362 dir. Köyü olmayan Beyoğlu İlçesi İstanbul ilinin merkezi olan İstanbul şehrinin Rumeli yakasında, Boğaziçi ve Haliç kıyıları arasında bulunmaktadır. Kuzeyini Şişli, Doğusunu Beşiktaş

ilçeleriyle Boğaziçi kıyıları, batı ve güneyini Haliç kıyıları çevrelemektedir. İstanbul şehrinin en bayındır kısmını meydana getiren ve en kalabalık nüfusu barındıran, dik meyilli ve tamamıyla binalarla kaplı bulunan bu ilçe, Türkiye’nin ilçe bakımından kilometrekare başına en fazla nüfus isabet eden bir bölümüdür.

PLATİN « Kimya

Kimyasal bir eleman. Sembolü Pt, atom numarası 78, atom ağırlığı 195,23 tür. Asal metallerdendir. Tabiatte bileşik halde bulunmaz, hemen yalnız serbest halde bulunur. Platin cevheri adı verilen filizlerinde kendisine benzeyen Phodium,Osmiyum ve Palladium ile alaşımlar halinde bulunur. Bulunduğu yerler, Kolumbiya, Rusya, Güney Afrika ,Amerika Birleşik Devletleridir. Gri beyaz parlak, çok ince tel ve levha halinde getirilebilir bir metaldir. Kimyasal etkilere karşı direnci fazladır. Kimya endüstisinde ve süs eşyası olarak kullanılır.

DEVE « Hayvanlar

Memelilerin çift tırnaklılarından geviş getiren bir hayvan. Boynuzsuz ve iki ya da tek hörgüçlüdür. Tek hörgüçlü deve, bir çok ırklar halinde Afrika'da, Asya'da ve başka sıcak bölgelerde bulunur. Ortalama yüksekliği iki metre vücut uzunluğu üç metredir. Rengi açık kahverengi, koyu kahverengi arasında değişir. Tüyleri kısa, baş ve kulakları küçük, bacakları uzundur. Tam anlamı ile bir çöl hayvanıdır. Sıcak iklimlerde gelişmesi çok iyi olduğu halde ,soğuk iklimlerde iyi gelişemez. Tek hörgüçlü. deveye aynı zamanda “Afrika devesi” 'adı da verilir. İki hörgüçlü deve “Asya devesi” adı ile bilinir. Rengi koyu kahverengi ve tüyleri uzundur. Vücudu kaim ve katoa, yüksekliği 2,5 metre kadardır. Orta Asya bozkırlarında çeşitli ırklar halin de bulunur. Deve ,yük ve koşum hayvanı olarak kullanılır.

OSMANLI İMPARATORLUĞU « Tarih

XIV. yüzyılın başından 20. yüzyılın başlarına kadar (1918) süren, Osmanlı Türklerinin kurduğu imparatorluk. Kuruluş : Osmanlı Devletini kuran Türkler, Orta Asya'dan göç etmişlerdir. Bunlar, Oğuzların Bozok şubesinden Kayı aşiretine bağlı idiler. Anadolu'ya geliş yolları ve geliş tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Yalnız 13. yüzyılın ortalarına doğru, Süleyman Şahin oğlu Ertuğrul Bey'in aşireti ile birlikte Selçukluların hizmetine girdiği, Selçukluların da bunları ilkin Ankara ve Karacadağ yörelerinde yerleştirdikleri, sonraları da Bizans sınırlarına uç beyliğinde kullanıldıkları bilinmektedir.

Anadolu Selçuklu Devleti'nin gün geçtikçe kuvvetini kaybetmesi üzerine, uçbeyliği durumunda olan bu Türkler, bir beylik halinde bağımsız durumuna gelmişlerdir. 1299 ya da 1300 yılında, bu beyliğin başında bulunan Ertuğrul Beyin oğlu Osman Bey, bağımsızlığını ilân etmiş; böylece Osmanlı Beyliği kurulmuştur.

Osman Bey, bağımsızlığını ilân ettiği zaman, Anadolu Selçuklu Devleti dağılmış, bunun yerine, Anadolunun çeşitli bölgelerinde irili ufaklı beylikler kurulmuştu. Bu beyliklerden en kuvvetlisi durumunda da Karamanoğullarının kurduğu beylik bulunuyordu.

Osman Bey, bir taraftan, Selçuklu Devleti'nden arta kalan beyliklerle iyi geçinmek yolunu tutarken, bir taraftan da gün geçtikçe imparatorluk önemini kaybeden Bizans'tan toprak kazanmağa çalışmış, bu küçük beyliğine İnegöl, Yenişehir, Mudanya, Karamürsel gibi şehirleri katmayı başarmıştır.

Osman Bey'in 1326 yılında ölmesi üzerine yerine geçen oğlu Orhan Bey zamanı (1326 - 1360) nda beyliğin genişleme siyaseti devam etmiştir. Osman Bey ölürken, Orhan Bey Bursa'yı ele geçirmiş ve burasını beyliğin başşehri yapmıştı. Bundan sonra, devlet işlerini birlikte yönettikleri kardeşi Alâaddin Paşa ile birlikte ilk düzenli Osmanlı ordusunu kurmuşlar, ilk Osmanlı parasını bastırmışlar ve Marmara kıyılarındaki en önemli Bizans şehirlerini teker teker ele geçirmişlerdi. Maltepe'de Bizans ordusunun yenilmesi (1329), İznik’in, İzmit'in (1338) alınması, Osmanlı Beyliğinin gün geçtikçe kuvvetlenmekte olduğunu göstermektedir. Bu sıralarda Osmanlı topraklarına geçerek (1356) Çorlu'ya kadar ilerlemişlerdir.

Orhan Bey'in ölümünden sonra yerine geçen Murat I. zamanında (1359 -1389), Rumeli'deki ilerleyiş, aynı hızla devam etmiştir. Edirne alınmış (1361), devletin başşehri Bursa'dan buraya nakledilmiştir. Yine Murat I. zamanında, Balkanlardaki devşirme çocukları yetiştirilmesi ile Yeniçeri teşkilâtı kurulmağa başlanmıştır.

Murat I. zamanı (1360 - 1389), Hıristiyan Avrupa devletlerinin, Avrupa'ya akın yapan Türk kuvvetlerine karşı ilk Haçlı seferlerinin başladığı zamanı içine alır. 1383 yılında Sırp, Ulah ve Macarlardan meydana gelmiş büyük bir Haçlı ordusu, Edirne yakınlarına kadar gelmişler, fakat, “Sırp Sındığı” denen yerde büyük bozguna uğramışlardır. Bu zaferden sonra Osmanlılar, Bulgaristan'ı ve Sırbistan'ın bir bölümünü ellerine geçirmişlerdir. Fakat, Murat I., Balkanlardaki bu zaferlerinin Avrupa devletlerinde ve papalıkta yarattğı dehşet havası üzerine, yeni ve öncekinden daha büyük bir Haçlı ordusu ile karşılaşmak zorunda kalmış, bu sefer de, Haçlılar ordusu, Kosova'da Türklere karşı verdikleri meydan savaşında büyük bir yenilgiye uğramışlardır. Bu savaştan önce, Anadolu'da Germiyanoğulları beyliğini Osmanlı sınırlarına katan Murat I. üzerine geçen oğlu Bayezit I. (Yıldırım) zamanı (1389) -1402 büyük bir gelişme zamanı olmakla beraber büyük bir yenilgi zamanıdır da. Savaş alanlarında ele avuca sığmaz hücumlarından dolayı “Yıldırım” lâkabını alan, Osmanlı hükümdarlarının büyüklerinden biri olan Yıldırım Bayezit, Anadolu'daki beyliklerin çoğunu (Saruhan, Aydın, Menteşe, Mermiyen, Karaman, Candaroğulları) Osmanlı topraklarına katmış, Osmanlı toprakları arasında kalan Bizans'ı almak için hazırlıklara başlamıştır. Ancak bu sıralarda Macar kralı Zigismund'un komutasında büyük bir Haçlı ordusunun Niğbolu'ya doğru ilerlediğini haber alınca oraya yürümüş ve Niğbolu Meydan Muharebesini kazanmıştır (1896). Bundan sonra Yıldırım, yeniden İstanbul’u almak hazırlıklarına girişmiş, üç yıl boyunca İstanbul'u kuşatmış, fakat bir sonuç alamadan, Anadolu'da baş gösteren Timur tehlikesini yok etmek için, kuvvetleri ile Anadolu'ya geçmiştir, iki ordu Ankara ovasında karşılaşmışlar, yapılan büyük savaşta yenilmiştir. Yıldırım Bayezit'in esir düşmesi ve Osmanlı ordusunun yenilgiye uğraması üzerine, Anadolu'da eski beylikler yeniden kurulmuş, Yıldırım Bayezit'in esirlik hayatına dayanamayarak sekiz ay sonra ölmesi üzerine Osmanlı Devletinde, Yıldırım'ın oğulları arasında bir taht kavgası başlamıştır. 1402 - 1413 yılları arasında devam eden bu kavga sonunda, Yıldırım'ın oğlu Çelebi Mehmet kardeşlerini yenmiş, Osmanlı Devletinin başına geçmiştir.(1413) Bu sebeple, Mehmet I. e “ikinci kurucu” unvanı verilir. Mehmet I. hemen hemen babasının zamanındaki sınırları yeniden devletine kazandırmış, Simavnalı Şeyh Bedrettin ayaklanmasını bastırmış, Rumeli'de başkaldıran Eflâk beyini yenmiş, Rumeli'yi eski düzene sokmuş, Osmanlı Devleti'ni yeniden canlandırarak ona eski kudretini kazandırmıştır.

Mehmet I. in yerine geçen oğlu Murat ın. zamanı (1421 - 1441) nda Anadolu beyliklerinden çoğu ortadan kaldırılmış, Anadolu'daki Türk birliği kuvvetlenmiş, Bizans şehrinin kuşatılması yapılmıştır. Rumeli'de de Osmanlı devletini genişletme siyaseti güden Murat II. Sırplarla ve Macarlarla İkinci Kosova Savaşı ile Varna Meydan Muharebesi'ni yaparak, Hıristiyan kuvvetlerini her iki savaşta da büyük yenilgilere uğratmış, Türklerin Balkanlardaki üstünlüklerini kesin olarak sağlamıştır.

Yükselme : Murat II. nin ölümünden sonra tahta geçen Mehmet II. zamanı (1441 - 1481) nda Osmanlı Devleti bir imparatorluk haline gelmiş ve kuruluş devrini tamamlayarak, en parlak devirlerini yaşamağa başlamıştır.Babasının Fatih Sultan Mehmet sağlığında, tahtı terk etmesi üzerine ilkin 1444 yılında tahta geçen fakat dış tehlike karşısında tahtı yine babasına terk etmek zorunda kalan Mehmet II. yirmi bir yaşında genç bir hükümdar olduğunda, ilk olarak Bizans imparatorluğu'nun son kalıntılarının elinde bulunan İstanbul’u almış (1453), böylece bin yıllık bir tarihi olan Doğu Roma imparatorluğuma son vermiş, Osmanlı Devleti'nin de imparatorluk olmasını sağlamıştır, İstanbul’u aldığı için “Fatih” unvanı ile anılan Mehmet II. bundan sonra, Belgrad'ın dışında bütün Sırbistan, Mora, Bosna ve Hersek, Arnavutluk ülkelerini Osmanlı sınırlarına katmış; Eflâk ve Buğdan'a Türk egemenliğini kabul ettirmiş; İsfendiyar ve Karaman beyliklerine son vermiş; Trabzon'da hüküm süren Pontus İmparatorluğu’na son vermiş; Kırım'ın alınmasını sağlamış; Doğu Anadolu'da şehirlerin çoğunun Osmanlı sınırlarına katılmasını sağlamıştır.

Mehmet II.nin yerine geçen oğlu Bayezit II. zamanı (1481-1512), parlak başarılar zamanı olmamıştır.Dar görüşlü bir hükümdar olan Bayezitin uzun yıllar, yerine geçmek isteyen Cem Sultan ile didişmiş, Cem Sultan'ın zehirlenerek ölmesinden sonra (1495), yerel bazı başarılar elde edilmiştir. Bu arada Kili ve Akkerman kaleleri zapt edilmiş, Osmanlı toprakları Kırım'la birleşmiştir. Venediklilerle yapılan savaşlar sonunda Balkanlardaki bütün Venedik sömürgeleri Osmanlılara geçmiştir. Anadolu'da da İran Şahı İsmail’in kışkırttığı bir ayaklanma güçlükle bastırılmıştır.

Trabzon valisi iken, babası Bayezit II. ye başkaldırarak tahta geçen Selim I. (Yavuz) zamanı (1512 - 1520), Osmanlı imparatorluğunun en kudretli ve büyük devirlerini içine alan bir zamandır. Osmanlı padişahları içinde en kudretlilerinden biri olan Selim I., tahta çıkar çıkmaz, taht kavgasına girişen kardeşlerini bastırmış, Doğu'da başkaldıran Şiî taraftarlarını yenilgiye uğratmak için giriştiği Doğu seferinde, Iran şahı İsmail’i Çaldıran Meydan Muharebesinde büyük bir yenilgiye uğratmış (1514) bu savaştan sonra hemen bütün Doğu illerini Osmanlı sınırlarına katmıştır. Asya da büyük bir Türk - İslâm imparatorluğu kurmayı düşünen Selim I. Çaldıran zaferinden sonra Mısır'a yönelmiş, Suriye ve Filistin topraklarını almış, kazandığı Mercidabık Meydan Muharebesinden sonra (1516) daha güneye yönelmiş. Mısır'ı tamamen Osmanlı sınırlarına katmıştır .(1517). Müslüman hilâfeti de, bu zamanda Selim I. in eline geçmiştir.

Selim I. in yerine geçen Süleyman I. (Kanuni) zaman, Osmanlı imparatorlunun en muhteşem zamanıdır. Süleyman I. zamanında Belgrat alınmış (1526), kazanılan Mohaç Meydan Muharebesi ile (1526) Budin ele geçmiş Macaristan Osmanlılara bağlı bir yönetim bölümü haline gelmiştir. Osmanlı orduları Batıda, Viyana önlerine kadar ilerlerken, Doğuda da İran üzerine yürümüş, Gürcistan ve Bağdat alınmıştır (1535). Böylece karada Türk ordusu, Avrupa ve Asya'da büyük başarılar elde ederken, Barbaros'un yönetimindeki Türk donanması da, Akdeniz'i bir Türk gölü haline getirmiştir. Süleyman I. Avusturya'ya karşı giriştiği Zigetvar seferini yaptığı bir sırada ölmüş, Manisa'da bulunan Selim II., babasının ölüm haberi üzerine Belgrad'a gelerek Osmanlı tahtına çıkmıştır.

Selim II. zamanı (1566 - 1574). Osmanlı İmparatorluğu'nun, Fatih devrinden beri gelen en kudretli zamanlarını içine alır. Kudretli bir hükümdar olmamakla beraber, sadrazam Sokullu Mehmet Paşa'nın yönetimi ile, Osmanlı İmparatorluğunun aynı haşmeti devam etmiştir. Selim II., hiç bir sefere katılmamış olmakla beraber, kudretli Türk komutanlarının elinde büyük zaferler kazanılmıştır. Yemen, Habeşistan, Kıbrıs, Tunus, Selim II zamanında alınmıştır. Bu zamanda da büyük deniz zaferleri kazanılmışsa da İnebahtı bozgunu da onun zamanında olmuştur.

DURAKLAMA : Osmanlı imparatorluğu, duraklama devrine girerken, 6 milyon kilometrekarelik bir alan içine yayılmış, çeşitli din ve ırktan altmış milyon insanın yaşadığı büyük bir İmparatorluk durumunda idi. Fakat, yönetim şekli bakımından baştaki hükümdarların kişiliği, devletin yönetiminde ön plânda gelen bir özellik taşıdığından, kudretli hükümdarların elinde ilerleme kaydedilmiş, zayıf hükümdarların elinde gerileme bağlamış ve devam, etmiştir. Osmanlı İmparatorluğunda duraklama, devri bir devlet adamı olan Sokullu'nun ölümüyle birlikte başlamakta (1579) ise de, bir bakıma asıl duraklama, Selim II. nin saltanatı ile bağlamıştır.

Selim II. den sonra hükümdar olan oğlu Murat III. zamanı (1574 - 1595), Sokullu'nun yönetimi ile ilk yıllarında başarılı geçmiştir. Bu yıllarda Lehistan (1575) ve Fas (1577) Türk egemenliğine geçmiştir. Fakat, Sokullu'nun bir suikast sonucu öldürülmesi üzerine (1579) devlet idaresi bozulmağa başlamış, zevk ve eğlenceye düşkün olan Murat m. bu duruma bir çare bulamamış, devletin malî durumu bozulmuş, İran'a başarısız seferlerde bulunmuş, Avusturya'ya karşı açılan ve on yıl devam eden savaşlarda bir sonuç alınamamıştır. Savaşın devam ettiği yıllarda ölen Murat III. ün yerine geçen Mehmet III. zamanı (1595 - 1603) bir taraftan çıkan iç ayaklanmaların bastırılmaya çalışılması, bir taraftan da devam ede gelen Avusturya savaşları ile seçmiştir. Avusturya savaşları, yer yer başarılı muharebelerle geçmişse de (Bükreş'in alınması, Eğri zaferi Kanije kalesi savunması gibi), büyük başarılar elde edilememiştir. Anadolu'da da Celâlî ayaklanmaları, bütün Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapısına etki eden ayaklanmalar olmuştur.Iran Şahı'nın Osmanlılara savaş açtığı sırada ölen Mehmet III. ün yerine çocuk denecek yaştaki oğlu Ahmet I. geçmiştir. Ahmet 1. zamanı (1603 - 1617) nda Avusturya savaşı son bulmuş ve Zitvatorok antlaşması imza edilmiştir. (l606) İran savaşları da iyi sonuçlar vermediğinden 1611 yılında İranlılarla da barış yapılmıştır. Genç yaşında tahta geçmesine rağmen genç denecek bir yaşta ölen Ahmet I. in yerine Mehmet III. ün oğlu Mustafa I. padişah olmuştur. Mustafa I. zamanı (1617 - 1618) ancak üç ay kadar sürdüğünden, Osmanlı tarihinde bir özellik taşımaz. Deliliği üzerine tahttan indirilmiş ve yerine Ahmet I. in oğlu Osman II. (Genç) geçmiştir. 14 yaşında padişah olan Osman II. zamanı (1618 - 1622) Lehistan'a açılan başarısız seferler ve İrân seferindeki bozgunluklarla geçmiştir. Yeniçerilerin de devamlı olarak başkaldırmaları yüzünden, devletin dışarıda ve içerde güvenliği pek kalmamıştır. Osman II. de, yeniçerilerin bir ayaklanmasında yakalanmış ve öldürülmüştür.

Osman II. nin öldürülmesinden sonra, bir süre için Mustafa I. yeniden tahta geçirilmişse de (1622 - 1623), deliliği fazla arttığından tahttan ikinci defa indirilmiş, yerine Ahmet I. in çocuklarından Murat IV. getirilmiştir.

Tahta çıktığı zaman 12 yaşında bir çocuk olan Murat IV. zamanı (1623 -1640) saltanatın ilk yıllarında, devlet saray kadınları ve ocak ağaları tarafından yönetilmiş, yeniçeriler devamlı olarak ayaklanmışlar, Erzurum'da başkaldıran Abaza Mehmet Paşa, devletin iç güvenliğini sarsmış, İran savaş bozgunluklara devam etmiş ve Bağdat, İranlılar tarafından alınmıştır. Murat IV. Yirmi bir yaşına geldiğinde, devletin yönetimini eline almış, başkaldıran yeniçerilerin çoğunu öldürtmüş, ordunun başına geçerek İran seferine çıkmıştır.Bu seferde Tebriz, Revan ve Bağdat alınmış, 17 yıl devam eden İran savaşları son bulmuştur. (Kasrı Şirin anlaşması). Osmanlı împaratorluğuna, içte bir güven sağlayan ve dışta da başarılar kazanan yetişen padişahların büyüklerinden biri olan Murat IV., çok genç denecek bir yaşta ölmüş, yerine de Ahmet I. çocuklarından biri olan İbrahim I. (Deli) getirilmiştir, İbrahim I. zamanı (1640 - 1648), Murat IV. devrinde kurulmağa başlanmış olan düzenin yeniden bozulma zamanıdır. Deli bir hükümdar olarak İbrahim I. devlet işlerini yöneltmek yerine, kendi deliliği ile ilgili işler yapmış, sonunda tahttan indirilerek yerine oğlu Mehmet IV. getirilmiştir.

Yedi yaşında tahta geçen Mehmet IV zamanı (1648 - 1687), ilk yıllarında saray kadınlarının yönetiminin olduğu ve devletin gün geçtikçe güvenliğini kaybettiği bu yıllarda, Turhan Sultan'ın, Köprülü Mehmet Paşa'yı sadrazam yaptırması ile (1655), Osmanlı imparatorluğumda bir dirilme devri başlamıştır. Köprülü Mehmet Paşa Anadolu'yu eşkıyalardan temizlemiş, İstanbul’da devlete kötülük yapanlara fırsat vermemiş, Venediklilerin kapattığı Çanakkale boğazını açtırtmış, İbrahim I. zamanında başlayan Girit muhasarasına asker gönderebilmek imkânını bulmuştur. Köprülünün ölümünden sonra yerine geçen oğlu Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Avusturyalıların Erdal işlerine karışması yüzünden Avusturya'ya açılmış olan savaşta Uygur kalesini zapt etmiş ve bu savaşı,lehimize yapılan Vaşvar antlaşması ile sona erdirmiştir. Yirmi beş yıldır uzayıp giden Girit seferini de donanma ile Girit'e gitmek suretiyle sona erdirmiş ve Girit'i Osmanlı sınırlarına katmıştır. (1669). Genç yaşında ölmesi üzerine yerine Merzifonlu Mustafa Paşa sadrazam olmuş, sadrazamlığının ilk yıllarında büyük bir ordu ile Avusturya'ya yürümüş, Viyana önlerine kadar gelmiş ve Viyana'yı, Kanunî Sultan Süleyman'dan sonra ilk defa kuşatmıştır. Fakat bu kuşatma, (1683), ordunun bozguna uğraması ile son bulmuştur. Kara Mustafa Paşa öldürülmüş, Ruslar, Avusturyalılar ve Lehliler, perişan ordumuzun peşinde Tunaya kadar yürümüşler, Budin kalesi düşmanların eline geçmiş; öbür taraftan da memlekette ayaklanmalar baş göstermişti. Mehmet IV., bu ayaklanmalar sırasında tahtan indirilmiş ve yerine İbrahim I. in oğlu Süleyman II. getirilmiştir.

Süleyman II. zamanı (1687 - 1691), gerek memleket içinde, gerekse memleket dışında türlü dertlerle geçmiştir. Mehmet IV. zamanında Tuna boylarına kadar ilerleyen düşman kuvvetleri ilerlemelerine devam etmiştir; Venedikliler Mora, Dalmaçya ve Bosna'da ilerleyerek Atina'ya kadar inmişler, Avusturyalılar bütün Sırbistan'ı almışlar, Ruslar Kırım'a Lehliler Podolya'ya saldırmışlardır. Bu yıllarda Köprülü'nün oğlu Fazıl Mustafa Paşa'nın sadrazamlığa getirilmesi, Osmanlı İmparatorluğu’nda kısa süreli de olsa, bir canlanmanın başlamasını sağlamıştır. Fazıl Mustafa Paşa, memleket içinde genel bir düzeltme hareketine geçmiş, orduyu düzenlemiş ve Sırbistan'ı kurtarmış (1690), Mora'da Venediklilere, Kırım'da Ruslara karşı bazı başarılar elde etmiştir. Bu sırada Süleyman II. ölmüş ve yerine İbrahim I. in oğlu Ahmet II. getirilmiştir.

Ahmet II. zamanı (1691 - 1695), ilk yıllarda Fazıl Mustafa Paşa'nın, cephelerde gösterdiği başarılarla geçmiştir. Fakat, Fazıl Mustafa Paşa'nın Salankamin Meydan Muharebesi'nde alnından vurulmak suretiyle şehit düşmesi üzerine (1691) ordu bozguna uğramış, Avusturyalılar yeniden ilerlemeğe başlamışlar, Venedikliler Sakız adasını almışlar, Osmanlı imparatorluğu da her yönden çökmesine devam etmiştir.

Bozgun halindeki savaşın, devam ettiği yıllarda ölen Ahmet II. nin yerine geçen Mehmet IV. ün oğlu Mustafa II. zamanı (1695 - 1704) da aynı bozgunluklar içinde geçmiştir, ilk yıllarda ordunun başına geçerek Tunayı geçen ve Avusturya ordusunu yenilgiye uğratan, bir kaç kaleyi alan Mustafa II., bu başarılarını devam ettirememiş ve Türk ordusunun Avusturyalılar önünde bozguna uğramasının önüne geçememiştir. Bu büyük yenilgiler üzerine, Osmanlı İmparatorluğuna, ilk büyük toprak kaybı veren Karlofça antlaşması imza edilmiştir (1699), Bu antlaşma ile Tamışvar'ın dışında Macaristan elimizden çıkmış; Mora Venediklilere, Azak kalesi Ruslara bırakılmıştır.

GERİLEME : Osmanlı İmparatorluğuna ilk büyük toprak kaybını veren Karlofça antlaşmasından sonra, devamlı olarak toprak kaybetmiş, Avrupa'da yeni yeni kuvvetlenmeğe başlayan devletler; Osmanlı Devletine başkaldırmalardır. Kuruluş, Yükseliş ve Duraklama devirlerinden sonra da, Osmanlı İmparatorluğu önüne geçilmez bir şekilde, Gerileme devrine başlamıştır.

Mustafa II. nin yerine geçen Mehmet IV. ün oğlu Ahmet III. zamanı (1704 - 1730) aynı iç kargaşalıklar ve dışarıdaki başarısızlıklarla geçmiştir. 1711 yılında Ruslarla yapılan Prut Savaşı, ordumuzun başarısı ile son bulmuş olmasına rağmen yapılan antlaşmada (Prut antlaşması) bu başarı sağlanamamış; 1715 yılında Venediklilere açılan savaşta Mora'nın geri alınmasına rağmen (1715), ertesi yıl Avusturyalılarla başlayan savaşta büyük yenilgiler olmuş. Avusturyalılar Tuna'nın güneyine geçmişler ve 1718 yılında yapılan Pasarofça antlaşması ile de Bazatı, Eflâk'ın batısını, Sırbistan ve Bosna'nın kuzey kısımlarımı almışlardır. Pasarofça antlaşmasından sonra Osmanlı Devletinde Nevşehir'li Damat ibrahim Paşa'nın sadrazam olması İle bir yenileşme hareketi ile zevk ve eğlence devri olan “Lâle Devri” başlamıştır. 1730 yılında Patrona Halil ayaklanması ile son bulan bu devirde matbaanın açılması (1729) gibi önemli olaylar olmuşsa da, devletin çökmesi de devam etmiştir.

Patrona Halil ayaklanmasında tahttan indirilen Ahmet III. ün yerine geçen Mustafa II. nin oğlu Mahmut 1. zamanı (1730 - 1754) da aynı bozgunlukların devam ettiği zamandır. Mahmut I. saltanatının ilk yıllarında Patrona Halil'i ve yardakçılarını idam ettirmiş. Ahmet III. devrinde başlayan İran seferi toprak kaybımızla sonuçlanmış, Ruslarla yapılan savaşta Ruslar Kırım'a girmişler, Avusturyalılarla yapılan savaşta ise, Belgrat geri alınmıştır.

Mahmut I. in ölümü üzerine yerine geçen Mustafa II. nin oğlu Osman III. zamanı (1754 -1757), Osmanlı tarihi bakımından bir önem taşımaz, 58 yaşında tahta çıkmış, zamanında önemli hiç bir yapmamıştır.

Osman III. in yerine geçen Ahmet III. ün oğlu Mustafa III. zamanı (1757 - 1774). ilk yıllarda, sadrazam olan Koca Ragıp Paşa'nın yönetimi ile düzen içinde geçmiş devlet yönetimi düzelmiş, fakat Ragıp Paşa'nın ölümünden sonra, Devleti yeniden yenilgiden yenilgiye uğramıştır. Ruslara karşı açılan savaşta, Osmanlı ordusu bozguna uğramış, Ruslar Kırım ve Tuna illerimize kadar yürümüşler, Çeşme civarında Türk donanmasını bozguna uğratmışlardır. Değersiz bir hükümdar olan Mustafa III. de bu yıllarda üzüntüsünden ölmüştür.

Mustafa III. ün yerine geçen Ahmet III. ün oğlu Abdülhamit I. zamanı

(1774 - 1789) da, toprak kayıpları ve yenilgilerle devam etmiştir. Mustafa III.

devrinden beri devam eden Rus savaşlarında Osmanlılar büyük yenilgilere uğramışlar ve sonunda Osmanlı Devleti'nde imza edilen antlaşmaların en ağırlarından biri olan Küçük Kaynarca antlaşmasını imza etmek zorunda kalmışlardır (1774). Bu antlaşma ile Ruslar Karadeniz'de donanma bulundurmak hakkını almışlar, Eflâf ve Buğdan beyliklerine imtiyaz verilmiş, Kırım da bağımsız olmuştur. Bu antlaşmanın imza edilmesinden kısa bir süre sonra Ruslar Kırım'a saldırmışlar (1783). Rusya ve Avusturya'ya açılan savaşta da (1783), Osmanlı ordusu yeniden büyük bir bozguna uğramıştır. Ordunun iki cephede büyük bir yenilgiye uğraması ve Özü kalesinin düştüğü haberinin gelmesi üzerine Abdülhamit I. inme inmek suretiyle ölmüştür.

Abdülhamit I.in yerine geçen Mustafa III. ün oğlu Selim III. zamanı (1789 -1807), büyük yenilgilerin devam ettiği, yenileşme hareketlerinin başladığı zamandır. Ruslarla ve Avusturyalılarla yapılan savaşlar, bozgunluklar içinde devam etmiş, fakat Fransız ihtilâlinin başladığı bu yıllarda, Avusturya'nın Osmanlılarla yaptığı savaşlara son vermek istemesi üzerine 1791 yılında Ziştovi antlaşması yapılmış ve bir toprak kaybı olmadan Avusturyalılarla olan savaş son bulmuştur. Ertesi yıl da Ruslarla Yaş antlaşması imza edilmiş ve Rusların Kırım'ı almaları kabul edilmiştir.

DAĞILMA : 1792 yılında Ruslarla imza edilen Yaş antlaşmasından sonra Osmanlı Devleti'nde Dağılma devri başlamıştır. Bu tarihten sonra da toprak kayıpları devam etmiş, ilerleyen Avrupa karşısında Osmanlı Devleti, her bakımından geri bir devlet olma özelliğini değiştirememiştir, ileri düşünceli hükümdarların ve aydın fikirli devlet adamlarının aracılığı ile zaman zaman ilerleme ve yenileşme hareketleri yapılmışsa da, bunların hiç birinden bir sonuç alınamamış ve Osmanlı Devleti,, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra tarihe karışmıştır.

Selim III. hükümdarlığının ilk yıllarında devam eden savaşlara son verdikten sonra devleti ve orduyu düzenleme çareleri aramağa başlamıştır. İsveç ve Fransa'dan getirttiği subaylarla ordunun donanma ve topçu sınıflarını modern bir duruma sokmuş, “mizam-ı cedid” adı ile yeni bir asker düzenlemiş, devlet idaresinde de çeşitli İlerleme hareketlerine girişmiştir. Fakat, 1807 yılında Ruslara açılan savaş sırasında, ordunun Tuna boylarında olmasından istifade eden Kabakçı Mustafa adlı birinin yönetimindeki geri düşünceliler ayaklanmıştır, saraya hücum ederek Selim m. ü tahttan indirmişler, Mustafa IV.ü padişah yapmışlardır.

Abdülhamit I. in oğlu olan Mustafa IV. zamanı (1807 - 1808), iç ayaklanmaların devam ettiği zamandır. Zayıf akıllı olan ve saltanatı 1 ay kadar devam eden Mustafa IV. 'e karşı, yenilik taraftarları Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa'nın yanında toplanmışlar, on bin kişilik bir ordu ile İstanbul üzerine yürüyerek Selim III.'ü yeniden tahta geçirmek için harekete geçmişlerdir. Ancak başkaldıranlar tarafından Selim III. ün sarayda öldürülmesi üzerine, Mustafa IV. tahttan indirilmiş, yerine Mahmut II. hükümdar yapılmıştır.

Abdülhamit I. in oğlu olan Mahmut II. zamanı (1808 - 1839) önemli yenilik hareketlerinin olduğu kargaşalıkların ve yenilgilerin devam ettiği olayları içine alır. Yirmi dört yaşında padişah olunca Alemdar Mustafa Paşa'yı sadrazam yapmış, fakat Alemdar'ın kısa bir süre sonra Yeniçeriler tarafından çıkarılan bir ayaklanmada öldürülmesinin önüne geçememiştir. Bu sırada, Mahmut II., yeniçerileri ortadan kaldırmak için “sekban-ı cedid” adı ile eski nizam-ı cedid'i yeniden kurmak istemiş, fakat yeniçerilerin yeni bir ayaklanması ile karşılaşmıştır. Bunun üzerine, tahttan indirilmesinin önüne geçmek için eski padişah Mustafa IV. ü öldürtmüş ve yeniçeri ayaklanmalarını bastırmıştır. Bu kargaşalıklar sırasında Rus savaşlarının bozgunluklar İçinde devam etmesi üzerine, Ruslarla Bükreş antlaşmasını imza ettirmiş (1812), bu antlaşma ile Prut suyu sınır olarak kabul edilmiş ve Sırbistan'a imtiyaz verilmiştir. Mora'daki Rumların da bağımsızlık için didiştikleri bu yıllarda

Yanya valisi Tepedelenli Ali Paşa, başkaldırmış uzun uğraşmalardan sonra öldürülmüştür. Rumların ayaklanması ve yeniçerilerin bu ayaklanmayı bastırmaması üzerine Mısır Valisi Mehmet Ali Paşadan yardım istenmiş, Mora'daki ayaklanma böylece bastırılmıştır. Fakat, bütün bu yenilgiler sonunda Edirne'de yapılan bir antlaşma ile (1829) Kafkasya'da Çerkezistan Ruslara bırakılmış ve Yunanistan'a bağımsızlık verilmiştir. Mahmut II., artık devlet idaresinde faydadan çok zarar veren bir müessese olan yeniçeriliği kaldırmaktan başka çare olmadığını görmüş, yeni bir ordu düzenleyerek (Asakir-i Mansure-i Muhammediye) yeniçeriliğe son vermiştir. (1825). Bu kargaşalıklar yetmiyormuş gibi, Mısır'da vali bulunan Mehmet Ali Paşa da Osmanlı devletine başkaldırmış, düzenli ordusu ile Osmanlıları yenilgiye uğratmış, Kütahya'ya kadar ilerlemiştir. Mısır valisinin, Osmanlı Devletine son verebilecek bu hareketine, ancak Avrupa devletlerinin arabuluculuğu ile son verilmiştir. Mahmut II. nin Osmanlı ordusunun, Mısır valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa yönetimindeki Mısır ordusuna yenildiği Nizip muharebesi sırasında ölmesi üzerine, yerine oğlu Abdülmecit I. geçmiştir.

Abdülmecit I. zamanı (1839 - 1861) da yenilgiler ve yenileşme hareketlerinin devam ettiği olayları içine alır. Nizip yenilgisi günlerinde tahta çıkan Abdülmecit I., Türkiye'de bütün insanlar arasında eşitlik kurulması düşüncesi ile Tanzimat'ı ilân etmiş (1839) İngilizlerin yardımını sağlayarak Mehmet Ali Paşa'yı barışa razı ettirmiş (1841), Rusların, Osmanlı Devleti'ndeki Ortodokslar meselesi yüzünden çıkardığı anlaşmazlık üzerine, Rusya'ya savaş açmıştır. (1853). Tuna boylarında Osmanlı ordusunun parlak başarılar elde ettiği bu savaş sırasında, Fransa ve İngiltere ile birlikte hareket edilerek Ruslar Kırım'da büyük yenilgiye uğratılmış, 1856 da yapılan Paris antlaşması ile Ruslar barışa zorlanmıştır. Abdülmecit 1., Büyük Reşit Paşa'nın idaresinde önemli ilerleme hareketleri yaptırmış, yenilgiler ve kargaşalıkların devam ettiği bir sırada, genç yaşında ölmüştür.

Abdülmecit I. in ölümü üzerine yerine geçen kardeşi Abdülâziz I. zaman

(1861 - 1876) büyük yenilgilerin devam ettiği, devletin mali durumunun bozulduğu, dış borçların arttığı bir zamandır. Tahta çıktığı yıllarda, büyük malî güçlüklerin yanı sıra Karadağ, Bosna ve Hersek'te ayaklanmalar çıkmış, Sırbistan bağımsızlık kazanmış, Mısır valilerine hidivlik verilmiş; bütün bunlar yetmiyormuş gibi, Abdülâziz'in büyük masrafları karşısında, 25 milyonluk dış borçlar, 250 milyonu bulmuş, hazine iflas etmiştir. Sonunda Abdülâziz, yenilik taraftarı vatanperver gençlerin düzenlediği bir ayaklanma sonunda tahttan indirilmiş, buna üzülerek intihar etmiştir.

Abdülâziz I. in yerine padişah olan Murat V. (1876), sinirleri bozuk ve deli bir padişah olduğu için, tahtta fazla kalamamış, kısa bir süre sonra Abdülhamit II. getirilmiştir.

Abdülhamit II. zamanı (18876 -1909) büyük yenilgilerin, büyük toprak kayıplarının olması; zulüm ve istibdadın artması, yenilik ve hürriyet fikirlerinin gelişmesi gibi olayları içine alır. Îleri fikirli Türk aydınlarının desteği ile hükümdar olan Abdülhamit II. saltanatının ilk yıllarında, hürriyet sever görünerek Meşrutiyet ilân etmiş (1876), fakat çok geçmeden, dış tehlikeleri sebep göstererek Meclis'i dağıtmış ve devleti, tek başına zulüm ve istibdat içinde yöneltmeğe başlamıştır. Saltanatının ilk yıllarında, bu iç olayların yanı sıra Balkanlarda Sırplar, Karadağlılar,, Romenler ayaklanmışlar, Ruslarla savaş başlamış ve Plevne'de meydana gelen büyük bir kahramanlık destanına rağmen, Osmanlı ordusu yenilgiye uğramış. Rus kuvvetleri İstanbul kapılarına kadar dayanmıştır. Bu yenilgi üzerine imza edilen Ayastefanos antlaşması ile Bosna ve Hersek'e muhtariyet verilmiş, Sırbistan ve Rumanya'nın istiklâli tanınmış, Rumeli'deki yerlerimizin çoğu elimizden çıkmıştır. Memleket içinde en ufak bir hareketin bastırıldığı, sürgün ve ölüm cezalarının arttığı bu devirde Abdülhamit II. büyük bir istibdat havası içinde memleketi yöneltmiş, fakat Kıbrıs'ın İngilizler tarafından alınmasının, Girit'in elden çıkmasının, Yunanistan'a bağımsızlık verilmesinin önüne geçememiştir. Bütün bu yenilgiler ve zulüm içinde idare edilişin sonunda, teşkilât kurmağa başlayan Türk aydınları ve subayları Meşrutiyet'in yeniden kurularak “Hürriyet” in ilân edilmesi için ayaklanmışlar. Abdülhamit II. nin23 Temmuz 1908 tarihinde Meşrutiyet ilân etmesini sağlamışlardır. Bu günlerde Bulgaristan bağımsızlığını ilân etmiş, Bosna ve Hersek de Avusturya tarafından alınmıştır. Abdülhamit II. bu kargaşalıklardan istifade ederek yeniden Meşrutiyet' kaldırmak istemişse de, Rumeli'de bulunan hürriyet taraftarı subayların düzenlediği “Hareket ordusu” nun İstanbul'a yürümesi ile tahttan indirilmiş, yerine Mehmet V. (Reşat) padişah olmuştur.

Mehmet V. (Reşat) zamanı (1909 -1918) Osmanlı İmparatorluğu'nun artık son bulmağa başlamasını doğuran olayları içine alır. Saf bir hükümdar olan Mehmet V. tahta çıktığında, memlekette parti anlaşmazlıklarının çıkmasının önüne geçememiş, dış tehlikeler karşısında kudretsiz kalmıştır. Bu yıllarda İtalyanlar Trablus'a çıkarak buradaki Osmanlı egemenliğine son vermişler (1911). Balkan devletleri (Karadağ, Sırp, Bulgar Yunan) ayaklanmışlar ve bütün Rumelinin Osmanlı sınırları dışında kalması sonucunu doğuran başarılar elde etmişlerdir. Bütün bu dertler yetmiyormuş gibi, Birinci Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine Osmanlı Devleti, İttihat ve Terakki Partisi'nin yöneticileri elinde, Almanların yanında savaşa katılmıştır. Birçok cephelerde kahramanlık destanları yaratan Türk Ordusunun, bu yerel başarılarına rağmen, Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu için kaybedilmiştir. Bu büyük yenilgiler sırasında Mehmet V. (Reşat) ölmüş, yerine Mehmet VI (Vahdettin) geçmiştir.

Son Osmanlı hükümdarı olan Mehmet VI. (Vahdettin) zamanı (1918 -1922), Osmanlı împaratorluğu'nun fiilen son bulduğu olayları içine alır. Birinci Dünya Savaşı'nın yenilgi ile son bulması üzerine İngiliz, Fransız ve İtalyan kuvvetleri İstanbul’a çıkmıştır. Türkiye’nin çeşitli bölgeleri, Müttefik kuvvetler ve Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. 10 Ağustos 1920 de imza edilen Sevr antlaşması ile de Osmanlı Devleti, Anadolu'da çok küçük bir devlet durumuna getirilmiştir.

Fakat, Osmanlı hükümdarının Müttefiklerin bütün isteklerini, yalnız kendi saltanatının devam etmesi uğruna kabul ettiği, Müttefiklerin yanı sıra hareket etmekten başka bir şey düşünmediği bu sıralarda Anadolu'da Mustafa Kemal Paşa'nın önderliği altında kendine gelen Türk milleti, kendi öz yurdunu işgal eden düşman kuvvetlerine karşı koymağa başlamış ve Kurtuluş Savaşı destanını yaratmıştır.

Böylece, altı yüz yıllık bir saltanat ve imparatorluk son bulurken, bütün dünyaya büyüklüğünü kabul ettiren Türk milleti, yeni bir devlet halinde, Türkiye Cumhuriyeti olarak, bağımsız ve hür yaşamasına devam etmiştir.

ÇAKIR DİKENİ « Bitkiler

Maydanozgillerden bir bitki. Deve elması adı ile de bilinir. Tarlalarda ver kır yollarında çok yetişir.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy