Nedir

FOSİL « Biyoloji

Tortul tabakalar arasında başlamış bir halde bulunan hayvan ve bitki artıklarıyla bunların her türlü izlerine verilen ad. Fosiller ,genel olarak, jeolojik devirlerde tortul kütlelerin, teşekkül ettikleri sular içinde, ya da bunlara yakın dolaylarda yaşayan hayvan ve bitkilerin fosil haline geçmelerine “fosilleşme”, fosilleri inceleyen bilime ve “paleontoloji - fosiller bilimi” adı verilir.

Fosilleşme sırasında et, deri gibi kısımlar tabiî olarak mahvolur. Ancak, diş, kemik tırnak gibi sert kısımlar kalır. Fosilleşmenin mükemmel olabilmesi için ölen canlının, tortul tabakalar arasına iyice gömülmesi, hava almaması lâzımdır. Aksi takdirde bu kısımlar da mahvolur ve fosilleşme olamaz.

Fosilleşme, deniz ve karalarda olmak üzere iki alanda olur. En uygun şartlar da denizlerde görülür.

Fosiller aracı ile, jeolojik devirlerde yaşamış olan bitki ve hayvanlar hakkında bilgi edinmek, bunların geçirdikleri evrim hakkında fikir sahibi olmak, yerimizin eski iklimini bilmek, yer tarihini incelemek imkânı vardır.

DİYATOMELER « Biyoloji

Bir yosun familyası. Tek hücreden meydana gelmişlerdir. Üzerlerinde, silisten yapılmış, sabun kutusu gibi iki parçalı bir kapakları vardır. Kapak üzerindeki deliklerde sitoplazma uzantıları çıkar.Hareketleri bu uzantılarla olur.

AMERİKA « Dünya Coğrafyası

Dünyanın batı yarısında uzanan karalar kitlesi ve beş kıtadan biri. Bu kitle ve çevresindeki adalar ,batıda Büyük Okyanusu, kuzeyde Kuzey Buz denizi ile çevrilidir. Çevresindeki adalar ve Gröenland’la birlikte yüzölçümü 23.5 milyon kilometre karedir.

Yüzey şekilleri bakımından üç büyük bölge ayırt edilir: Doğu kısmı, az yüksek ve üzerleri kubbeleşmiş dağlar veya platolar halindedir. Appalaş kıvrım dağları ile Labrador platosu, bu kısmın en önemli özelliğini meydana getirir. Batı kısmı da dağlar ve platolardan müteşekkildir. Yalnız bu kısımdaki dağlar çok genç ve çok yüksektirler. En kuzeyden en güneye doğru .kesintiye uğramadan devam ederler. Buradaki akarsular dar vadiler içinde akarlar. Bu dağlar birkaç sıra hainde uzanırlar. Bu dağlarda bulunan platolar da, doğudakilerden farklı olarak deniz seviyesinden çok yüksek ve kapalı bir havza durumundadırlar. Bu dağlar, iki ana sıradan meydana gelir. Kıyıya yakın olarak uzananlar, kuzey tarafta Kaskad, güney tarafta Sierra Nevada adını alırlar, İç kısımlarda kalan ikinci sıraya da Kayalıkdağlar denir. Bu iki sıradağ arasında yer alan platolardan en önemlileri Colarado, Büyük Havza ve Colombia platolarıdır. Alaska'daki Mc. Knley (6236 metre) Kuzey Amerika'nın en yüksek dağıdır, İç kısım .kenarlarda platolar, orta kısımlarda da düz ovalar halindedir. Bu ovalar Kuzey Buzdenizinden Meksika körfezine kadar uzanır. Büyük Kanada ovası ile Missisippi ve Ohio ovaları başlıcalarıdır.

Sular : Akarsuların dağılışında yer şekillerinin önemi büyüktür. Sıradağlarınım) yüksek olması yüzünden batıdaki ırmakların küçük kalmasına karşılık, doğuda büyük nehirler bulunur. Batının en uzun nehirleri Yukon, Colorado, Fra-ser, Colombia -,Sınake'dir. Bunlar sularını Büyük Okyanusa boşaltırlar. Doğuda Ohio, Missouri, Missisippi nehir ağı, pek geniş bir bölgenin sularını toplayarak Meksika körfezine dökülürler.

Bunlardan 6.790 kilometre uzunluğunda bulunan Missisippi dünyanın en uzun nehridir. Bunlardan başka bu bölgenin nehirlerinin bir kısmı Atlas Okyanusuna, bir kısmı da Kuzey Buzdenizine dökülürler.

Kuzey Amerika'da göller çoktur. Çoğu buzul devrinden kalan bu göller arasında S t. Lawrence gölleri, Büyük Köle gölü, Büyük Ayıgölü ve Utah bölümündeki Büyük Tuzgölü en önemlileridir.

İklim : Kuzey Amerika, büyük kısmı ile ılıman iklim bölgededir. Bütün Birleşik Devletler ile Kanada bölgesinde iklim ılımandır. Bununla beraber yer yer değişik karakterde iklim bölgeleri de görünür. İç bölgelerde kara iklimi hüküm sürer. Buralarda kış ve yaz sıcak farkları çoktur. Kanada'nın kuzeyinde ve Alaska'da soğuk iklimler görülür. Buralarda kışlar çok şiddetli geçer.

Bitki ve Hayvanlar : Bitki ve hayvanlar ,genel olarak iklim bölgeleri ile orantılı seyreder. (Soğuk bir bölge olan en kuzey bölümünde, yosun ve dikenler görülür. Hörgüçlü yaban öküzleri, Ren geyiği ve kıyılardaki çeşitli kuşlar, ördekler, bu bölgenin karakteristik hayvanlarıdır. Daha güneyde, Misisippi çevresi Atlas Okyanusu kıyısı arasında geniş yapraklı ağaçlardan meydana gelmiş büyük ormanlar bölgesi bulunur. Bu ormanlarda çeşitli orman hayvanlarına rastlanır. Atlas Okyanusu'nun kıyı ovalarından Meksika körfezine kadar uzanan bölgede her zaman yeşil duran ormanlar vardır. Batıdaki dağların eteklerine kadar sokulan kuralı steplerde canlılıklar bulunur. Kayalık dağlarda iğne yapraklı ağaçlardan mey dana gelmiş ormanlara rastlanır. Ayı kurt, yabani koyunu, puma, vaşak, bu bölgenin başlıca hayvanlarındandır.

Nüfus : Kuzey Amerika'da yaşayan insanların pek azı eski yerlilerden, pek çoğu da muhtelif kıtalardan buraya gelmiş bulunanlardan meydana gelmiştir. Kuzey bölümünde sayıları 30 bin kadar olan ve göçebe hayatı yaşayan Eskimolar yaşar. Amerika'nın eski yerlileri olan Kızılderililerin sayıları (eskiden tahminen 45 milyon) çok miktarda azalmıştır. Bugün, , güney bölümlerinde yaklaşık olarak 500.000 kadar Kızılderili yaşamaktadır. Ayrıca Meksika'da Kızılderilileri beyazların karışmasından meydana gelen 8 milyon kadar melez insan yaşamaktadır. Kuzey Amerika nüfusunun pek çoğunu, 400 yıldan beri buraya göç eden Avrupalılar meydana getirir. 1820 yılından 1955 yılına kadar Amerika’ya 40.413.000 insan göç etmiştir. Bunlar, bütün karaya süratle yayılmışlar ve iki üç nesilden sonra yeni bir halk tipi doğuracak şekilde Amerikalılaşmışlardır. Nüfusun dağılışı ile ekonomik gelişme arasında sıkı bir bağlılık vardır. Endüstrinin kurulduğu yerlerde, bilhassa Amerika Birleşik Devletlerinin endüstri bölgesinde nüfus çok sıktır. Genel olarak kuzey ve güney bölümlerinde nüfus çok seyrektir.

Tabiî zenginlikler : Kuzey Amerika'nın ekonomik temellerinden biri olan geniş ölçüde ziraat yanında maden zenginlikleri ile enerji kaynakları önemli bir yer tutar. Madenlerden demir, nikel, altın, gümüş, kurşun, çinko, kükürt çok miktarda bulunmaktadır. Enerji kaynakları arasında kömür petrol ve su kuvveti başta gelmektedir.

Devletler : Keşfinden hemen hemen üç yüz yıl sonrasına kadar Kuzey Amerika Avrupalıların elinde kalmıştır. İspanya, Fransa ve İngiltere'nin sömürge olmaktan, 1783 de başlayan kurtuluş savaşı ile kurtulmaya başlamıştır. Bugün Avrupa devletlerine bağlı olan memleketler Gröenland, Kanada, Saint-Pierne ile Miquelon'dur. Amerika Birleşik Devletleri ile Meksika, bu kısmın devletlerindendir.

GÜNEY AMERİKA -Amerika karalar kitlesinin güney parçası. Batıda Büyük Okyanus, doğuda Atlas Okyanusu bulunur. Orta Amerika köprü bölgesi

ile Kuzey Amerika'ya bitişmiştir. Afrika'dan 3.000, Güney Kutup bölgesinden 1.000 kilometre uzaktadır. Yüzölçümü 17.8 milyon kilometrekaredir.

Yüzey şekilleri : Güney yarımkürenin öteki karalan gibi az girintili çıkıntılı olan Güney Amerika'da üç büyük bölge ayıt edilir: Doğu kısmı, Amazon çukur bölümü iki yüksek kısma ayrılmıştır : Guyana ve Brezilya dağlık kitleleri. En yüksek yeri Brezilya'daki İtatiaya (2,830 metre )dağı olan bu bölgenin dağları geniş platolar verirler. Bunlar Atlas Okyanusu kıyılarında birdenbire yükselirler ve batıya doğru da hafif dalgalı düzlükler halinde yavaş yavaş alçalırlar. Batı kısmı, genç dağlardan meydana gelmiş bir dağlık bölgedir. And sıradağları adı verilen bu dağlar, Kuzey Amerika'daki sıradağları uzantılarıdır. Bunlar, Amerika'nın en yüksek dağlarıdır. (Akonkagau 7.010 metre). Paralel dağ sıraları arasında birçok uzunlama vadiler ve yüksekliği 4.000 metreyi bulan platolar sıralanır. Bu dağlar üzerinde yer yer sönmüş veya faaliyet halinde volkanlar bulunur, iç kısım, And sıradağları ile Brezilya - Guyana dağlık bölgeleri arasında uzanan geniş düzlüklerden ibarettir. Bunlar, kuzeyde Orinoko çevresinden başlar, ortada Amazon çevresini, güneyde Arjantin Pampalar'ını geçtikten sonra Atlas Okyanusu'nda sona erer.

Sular : Güney Amerika'nın yüzey şekli, sularının % 92 sinin Atlas Okyanusuna dökülmesini sağlamıştır. Buranın nehirleri, Avrupa ve Asya'nın nehirlerinden çok su boşaltırlar. Bu bölgenin başlıca nehri olan Amazon yeryüzünün en çok su taşıyan nehri olarak görünür. Orinoko ve Plata da büyük önemli nehirlerdendir.

İklim : Güney Amerika, sıcak tropikal iklimden, soğuk Antartika iklimin kadar türlü iklim kuşaklan boyunca uzanır. Karanın en geniş bölümünü meydana getiren kuzey yarısı, tropikal kuşak içindedir. Burası daima sıcaktır ve yıllık sıcaklık farkları azdır. Her mevsim yağışlıdır. Bu geniş kuşağın güneyinde iki mey-simli astropikal iklim bölgesi yer alır. Bunun güneyinde ,yaz ve kış farkları belli, kışları soğuk geçen bir iklim bölgesi bulunur. And sıradağları çevresi ise, tamamen ayrı bir iklim özelliği taşır. Buralarda yüksekliklere göre değişen, daima karlı bölgelerle ılıman ve çok sıcak bölgeler yer alır.

Bitki ve Hayvanlar : Güney Amerika'nın kuzey bölümünde pek geniş yer kaplayan balta girmemiş ormanlar, Amazon çevresinden And sıradağlarının doğu eteklerine kadar uzanırlar. Yeşil rengin her çeşidini içine alan bu ormanlarda, 40 - 60 metre boyundaki ağaçlar bulunur. Bu ormanlarda pek çok ve çeşitli hayvanlar yaşar. Jagar (Amerika kaplanı), pamu (Amerika aslanı), yılanlar, maymunlar, balıklar, timsahlar, çeşitli kuşlar, bu bölgenin hayvanlarından dır.

Bu bölgenin dışında kalan kuzey ve güney tropikal bölgelerde yine sık, fakat ağaç çeşitleri daha az ormanlar vardır.

Buralarda geyik, karaca gibi koşucu hayvanlar, karınca yiyenler, yılanlar, kemiriciler yaşar. Yıl süresinde yağmurların az olduğu Arjantin - Patagonya yörelerinde otluk ve çalılıklar vardır. Kuzey Şili gibi kuraklığın çok fazla olduğu bölgelerde de geniş çöllere ve çöl bitkileri He çok hayvanlarına rastlanır.

Nüfus : Güney Amerika'nın yarıya yakın nüfusu, yerli Kızılderililer, zenciler ve beyazlardan, yarıdan fazlası da melezlerden meydana gelmiştir.

Güney Amerika, yavaş yavaş dolmaya doğru giden çok az nüfuslu bir kara parçasıdır. Ortalama olarak kilo m2 ye 6 kişi düşer. Büyük yerleşme alanları, toprakları yüksek yerlerde olan ülkeler bir yana bırakılırsa, ya deniz kıyılarında veya gemilerin işleyebildiği nehir kıyılarındadır içeri doğru uzanan bölgelerde ise küçük şehir ve kasabalarla dağınık köyler yerleşme alanlarıdır.

Tabiî zenginlikler : Güney Amerika madence zengin bir bölgedir. Madenler, And sıradağları ile Brezilya ve Guyana dağlarının eteklerinde bulunur. Altın, gümüş, platin, bakır, kalay, bulunur. Maden kömürü yok denecek kadar azdır. Venezuela, Trinidad adası, Kolombia, Arjantin ve Peru'da bol miktarda petrol çıkarılmaktadır.

Devletler : Keşfinden üç yüz yıl sonrasına kadar İspanya ve Portekiz sömürgeler ülkesi olarak kalan Güney Amerika'da, on dokuzuncu yüzyılda 10 bağımsız ülke kurulmuştur. Hepsi Cumhuriyetle idare edilen bu memleketler şunlardır : Brezilya, Urugay, Kolombia Ekvator, Peru, Bolivya, Şili, Paraguay, Arjantin, Venezuela. Güney Amerika'nın yalnız kuzey - doğusundaki Guyuna ile güneyindeki Falkland adaları yabancı devletlerin malıdır.

ORTA AMERİKA - Kuzey ve Güney Amerikalar arasında dar ve uzun karaköprüsü, 2.000 kilometrelik bir uzunluk gösteren Orta Amerika, kuzey - doğuda Karayip denizi ve Meksika Körfezi Güney - Batıda Büyük Okyanus ile çevrilidir. Yüzölçümü 780.000 kilometrekaredir.

Yüzey şekilleri : Orta Amerika'nın çok yeri dağlıktır. Bunlar arasında Guantemala'daki Tajumulco 4.210 metreye, Tacan 4.064 metreye varır. Ovalar, Büyük Okyanus kıyılarında dar şeritler halinde uzanır, Yucatan yarımadası ile Nigaragua'da geniş alanlar kaplar.

İklim : Tropikal iklim bölgesindedir iklimde, yüksekliklere çıkıldıkça büyük değişiklik olur. Deniz seviyesinden 600 metreye kadar çok sıcak bölge, 600 - 800 metre arasında orta sıcak bölge, 1800 metreden yukarılar soğuk bölgedir. Yağmurlar en çok yaz aylarında ve öğle sonlarında sağanak halinde yağar.

Bitki ve Hayvanlar : Nikaragua çukurluğunda meşe ve çam ağaçları ile kaplı astropikal bir bitki alanı vardır, îklim özelliklere göre değişir. Hayvanlar bakımından Kuzey ve Güney Amerika arasında bir geçit yeri durumundadır. Güney Amerika'nın tropikal bölge hayvanları İle Kuzey Amerika'nın ılıman bölge hayvanlarına buralarda rastlamak mümkündür.

Nüfus : Orta Amerika insanları daha çok Kızılderililerdir. Nüfus sıklığı az dır. Nüfusun çoğu, yaşamaya elverişli olan yüksek yerlerde toplanmış, şehir ve kasabalar buralarda kurulmuştur.

Devletler : Orta Amerika'da 6 bağımsız devlet vardır: Guatemala, Honduras, Salvador, Koştarika, Panama, Nikaragua. Bunlar yüzölçümü ve nüfus bakımından küçük olan devletlerdir.

HIRİSTİYANLIK « Din

Hıristiyanların dini. Hıristiyanlar (Christiani) Hıristtos'a (Christ) bağlı, ona inanan kimselerdir. Hıristos (Christ) İnsanlığın kurtarıcısı ve Tanrının oğlu olan İsa (Hıristos)'un aracılığı ile, kulların yani Hıristiyanların Tanrı ile haşır neşir olmasını ön plânda tutar.

Hıristiyanlık Tektanrıcı bir dindir. Sözü, İbranicedeki “Mesih” sözünün Yunancaya çevrilmişidir.

Hıristiyanlık, her şeyden önce, kudretli bir baba, göğün ve yerin yaratıcısı olan bir tek Tanrının varlığını kabul etmektedir. Bunun yanı başına da, Tanrının oğlu olan İsa'yı koymaktadır. Baba ve oğul'un yanında da Ruhül Kudüs (Kutsal Ruh) yer alır. Baba, Oğul ve Ruhül Kudüs, tek kişide toplanmış üç kişidir, hepsi ebedidir, aralarında da eşitlik vardır. Buna Hıristiyanlıkta Teslis (üçlülük) denir.

Tanrının karşısında “şeytan” vardır. Tanrının çevresini saran “melekler” gibi, şeytanın yanında da “iblisler” bulunur. İlk Hıristiyanlar, İsa'nın yakında yeryüzüne geleceğine inanmaktaydılar. Onun dönüşünden önce, kendisine düşman olan “Deccal” çıkacaktı.İsa’nın dönüşü sırasında ölüler dirilecek, mahşer günü (son yargılama günü) gelecekti. Bütün günâhlar silinecek ve İsa'nın gelişi sırasında bütün ölüler dirilecek; Tanrının bütün düşmanları ezilinceye kadar İsa hüküm sürecekti. Fakat, ilkel kilisenin yakın olduğuna inandığı son yargılama günü bir türlü gelmediğinden, daha sonraları, iyilerin cennete; kötülerin cehenneme gideceklerine kaderleri kesin olarak belli olmayanların da, bu durumları belli oluncaya kadar Araf'ta bulunacaklarına inanılmaya başlanmıştı.

Hıristiyanlıkta insanlar hukuk bakımından birbirinin eşiti olarak kabul edilmiştir. Sevgi ve şefkat ön plânda yer alır. Herkese yardım etmek, sevgi beslemek, malca ve bedence elden gelen fedakârlığı yapmak esastır. Tanrının ve insanların sevilmesi gereklidir. Hıristiyanlıkta tapınma, özel ya da açık tapmış şeklinde olabilin Her ikisinde de gerekli olan İsa'nın adından medet ummaktır. Genel tapınmalar, Hıristiyanlık dinindeki tapınaklar olan “Kilise” lerde olur.Hıristiyanlığın Kutsal Kitabı “Tevrat"la “İncil” i içine alır.

Kuruluşu : Hıristiyanlık dininin kurucusu İsa'dır. Doğuşunun mucizeli öldüğüne Hıristiyanlıkta inanılan İsa Filistin'in Beyt Lehem kasabasında doğmuştur. Ailesi Nâsıralıdır. Kendi halinde bir ailedir. İsa, ilkin babası gibi dülgerlik yapar. Otuz yaşına geldiğinde, insanlara iyi bir haberi olduğundan söz etmeğe başlar. Tanrının bütün varlıkların, bütün insanların babası olduğunu, her yerde ona tapınılabileceğini, insanların da onu sevmeleri gerektiğini söyler. Bazen açık havada, bazen sinagoglarda söylediği bu sözler bir yandan İsa'nın beklenen “Mesih” olduğu inancını yayarken, bir yandan da düşmanlarının artmasını sağlar. Kendine sağlığında inanan 12 “havari” si ile, İsa Kudüs'e gitmeğe karar verir. Önceden adını duyanlar onu büyük bir törenle karşılarlar. Ancak, kurduğu yeni ahlâk, kendi peşin yargıları ve menfaatleri ile çarpıştığı için hahamlar, İsa'dan nefret ederler. Onu Romalıların valisi Pilatus'a şikâyet ederler. Pilatus tarafından İsa, çarmıha gerilmek suretiyle ölüme mahkûm edilir.İsa'nın ölümünden sonra, ona inançlarını devam ettiren “havari”leri,; İsa' ya kutsal bir kişilik vererek, İsa'nın beklenen “Mesih” olduğunu, yaşamaya devam ettiğini, insanlara yeni bir dünyanın, yeni bir inanışın, yeni bir yaşayışın müjdesini verdiğini yaymağa başladılar. Özellikle İsa'nın havarilerinden Aziz Paulus, Kilikya'yı, Makedonya’yı, Akdeniz adalarını dolaşmış, bütün dünyanın inancına katılmasını sağlamak düşüncesi ile Roma'ya gitmiştir.

Yayılışı : Roma'nın gerek sosyal, gerekse siyasal bakımlardan büyük buhranlar içinde olduğu bu zamanlarda; insanlar arasında eşitlik, herkese yardım etmek, şefkat göstermek gerektiğini Mesih adına, yani İsa adına söyleyen Aziz Paulus, özellikle Roma'nın fakir halkı arasında kendine taraftarlar bulmağa başladı. Artık Hıristiyanlık yeni bir din olarak bütün Avrupa'ya, her karşı koymaya rağmen yayılmağa başlayacaktır.

Roma'da çok uzun süren ve çok kanlı olan dayanmalardan sonra, Hıristiyanlığı benimseyenler ve ona inananlar çoğalmağa başladı. Sonunda, Hıristiyan askerlere dayanarak zaferler kazanmış olan Roma İmparatoru Constantianus, imparatorluğunda yeniden birlik kurabilmek ve kargaşalıkları önleyebilmek düşüncesi ile Hıristiyanlığı, İmparatorluğun resmî dini olarak ilân etti (313). Roma İmparatorluğu'nu ikiye bölen Büyük Theodosios da Roma’da ki bütün tapmakları kapattırmış, kiliselerin kurulmasına izin vermiş, piskoposlukların meydana gelmesini sağlamıştır.

Bundan sonra Hıristiyanlık, bütün Avrupa'ya yayılan ve çok taraftan olan bir din haline gelmeğe başlamıştır. Bütün Ortaçağ boyunca Hıristiyanlık, bütün kudreti ile dinî ve sosyal her işe karışmış, her işte başlıca söz sahibi olmuştur.

REFORMASYON HAREKETLERİ Roma'da kurulan “Evrensel Kilise” kurullar toplamış, kendi üyelerini denetleyip cezalandırmış, inanç meseleleri hakkında karar vermiş ve kendi başına gerçek bir egemen iktidar olmuştur. Bu kilisenin başında bulunan “Papa” nın tanrısal kökten olduğuna inanılmış, bu “ruhanî iktidarın cismanî iktidardan” üstün olduğu düşüncesi, bütün Ortaçağ boyunca söz sahibi olan tek düşünce olmuştur. Papadan sonra, kardinaller, başpiskoposlar, piskoposlar, rahiplerin meydana getirdiği “ruhban” sınıfı, Avrupa'daki kudret sahibi olan yeni bir sınıfın doğmasına yol açmıştır.

Daha sonraları, “Katolik kilisesi” adını alan Roma'daki Evrensel Kilise, Hıristiyanlık üzerindeki görüşlerini, inanışlarını, İsa hakkındaki tefsirlerini kendi açısından açıklamış; bu açıklamaları kendine göre tanımlayan ve Hıristiyanlık üzerinde başka başka görüşlere sahip olan “Doğu Kilisesi”; XI. yüzyılın ortasında, kendisine “Ortodoks” adını vererek, Katolik Kilisesinden ayrılmış, böylece Hıristiyanlıkta mezhep ayrılıkları baş göstermiştir.

Ortaçağ boyunca Roma'daki Katolik Kilisesinin ilkel kiliseden gittikçe ayrıldığını gören din adamları, bu durumdan üzülmeğe başlamışlar. XVI. yüzyılda da, bu gibi manevî sebeplerin yanı sıra politik ve ekonomik sebeplerden de kuvvet alan yeni bir “reform” hareketi doğmağa başlamıştır. Bu hareket de, Hıristiyanlıkta, yeni Kiliselerin, yeni mezheplerin çıkmasına yol açmış. Ortodoks, Katolik kiliselerin yanında, Protestan olan yeni kiliseler belirmeğe başlamıştır. Böylece, Almanya ve İskandinav ülkelerinde Lütherci Kiliseler; Fransa, İsviçre, Hollanda da Calvinist Kiliseler; İngiltere'de Anglikan Kilise: İskoçya'da Presbyterien Kilise

meydana gelmiştir.

SAKKAKOZ « Bitkiler

Şeker pancarında, şeker kamışında ve hurma gibi birçok bitkilerde rastlanan bir disakkarit. Kamış şekeri, çay şekeri adları ile anılır. Bir molekül levülozdan, bir molekül su çıkarmakla elde edilmiştir.

BUKALEMUNLAR « Hayvanlar

Kertenkelelerden bir familya. Vucutları yanlardan basık, yükseklikleri genişliklerinden fazladır. Kuyruk, bir tutunma organı olarak vazife görür. Ağaçlarda yaşarlar ve kuyrukları ile dallara tutunarak istirahat ederler. Dilleri çok uzun ve yapışkandır. Böcekleri, dilini avı üzerine fırlatıp çekmekle yakalar. Bukalemunların en önemli özellikleri, renk değiştirme kabiliyetlerinin çok gelişmiş olmasıdır. Bulundukları yere göre devamlı olarak renk değiştirebilmeleri mümkündür.

Bukalemunların pek çoğu Afrika’da, özellikle Madagaskar adasında yaşarlar. Kuzey Afrika'da ve İspanya'nın güney bölümlerinde yaşayanları da vardır. Bu arada, bazı Akdeniz çevresi ülkelerinde, bu arada yurdumuzun güney bölgelerinde de bukalemunlara rastlanmaktadır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy