Nedir

RUBAİ « Edebiyat

Fars edebiyatının bir nazım şekli. 4 mısradan ibarettir. Birinci, ikinci ve dördüncü mısralar birbiriyle kafiyeli, üçüncü mısra serbesttir. Rubainin, aruz vezninde kendine mahsus 24 kalıbı vardır. Fars edebiyatında bu şeklin en ünlü şairi Ömer Hayyam'dır Türk edebiyatında ise rubai yazmayı meslek edinen şair XVII. yüzyılda yetişen Hâleti'dir.

DANG HASTALIĞI « Sağlık

Sıcak ülkelerde görülen bulaşıcı bir hastalık. Göz kapağı iltihabı, ateş, dermansızlık, kas ve eklemlerde ağrı, deride sivilcelerle kendini gösterir.

DÜĞÜN « Eğlence

Evlenmeyi kutlamak üzere yapılan bir tören ve eğlenti. Evlilik müessesesinin kurulduğu ilk devirlerden beri yapıla gelmektedir. Bugün çeşitli milletler tarafından yapıla gelmekte bulunan düğünler, eski çağlardan kalma bir gelenek olarak devam etmektedir. Eski çağlarda yapılan düğünlerin asıl özettiği, evliliğe kötü ruhların gelmesini önlemek amacı ile yapılmış elmalarıdır. Bu çağlarda düğünlerin, mümkün olduğundan fazla kalabalık ve eğlenceli olmasına dikkat edilmiş, kalabalığın ve eğlencenin çokluğu oranında, kötü ruhların evlilikten uzak kalacağına inanılmıştır. Tabiî olarak bu gelenek medeni toplumlarda, yeni bir yaşama müessesesini kutlama şekline geçmiştir. Bugün, medeniyetin ilerlemiş bulunduğu toplumlarda evlenmelerde düğün eğlenceleri düzenlemek, eski önemini kaydetmişse de yine de devam ede gelmektedir,

Türklerin de, düğün gelenekleri önemlidir. Bu gelenekler, birçok şehirlerde, çok değişik karakterler gösterir. Evliliğin başlangıcında yapılması genelleşmiş olan davranışlar dışında, düğün eğlenceleri, bu sebeple, her köyde, her kasabada, her şehirde çoklukla değişik karakterler göstermektedir.

ŞEKER « Kimya

Birçok meyve, sap ve köklerin öz suyundan ya da nişastasından çıkarılan, karbon (C), hidrojen (H) ve oksijen (O) den bileşmiş bulunan, beyaz, su da, erir mayalanabilir, tatlı maddelerin genel adı. Kimyasal ad bakımından “karbonhidratlar” dandır. Karbonhidratlara mono sakkaritler ve disakkaritler sınıf içinde bulunanları, genel olarak şekerleri içine alır (glikoz, levüloz, sakkaroz gibi. Bunlar da, sırasıyla üzüm şekeri meyve şekeri, kamış şekeri adları ile de anılırlar).

Bizim pratikte kullandığımız şeker özellikle Türkiye'de, şeker pancarından elde edilen şekerdir. Şeker pancarından şeker, şu yollarla elde edilmektedir:

Şeker pancarı kök kısımlarından kurtarılarak güzelce temizlendikten sonra özel makinelerde ince ince dilimlenir. Bu dilimler 80 - 90C arasında su ile muamele edilir. Bu takdirde şeker eriyerek suya geçer. Karışımı ısıtmaktan maksat, protoplazmayı öldürtmektir. Çünkü şeker canlı hücre çeperlerinden geçemez. Bu takdirde elde edilecek öz su miktarı beklenilenden az olur.

Bu şekilde elde edilen şeker eriyiği daha bir çok yabancı maddeleri ihtiva eder. Bunlardan kurtarmak için karışım kireç sütü ile muamele edilir. Organik asitlerle proteinli maddeler kalsiyum tuzu halinde çöker. Şeker ise kalsiyum sakkarat halinde çözülmüş olarak kalır, ayrılır. Daha sonra karışım içerisinde CO. gazı gönderilir. Aşırı Ca (OH)2 ve kalsiyum sakkarattaki kalsiyum, karbonat teşkili ile çökelir. Eriyikte serbest sakkaroz kalır. Tekrar filterpreslerden süzülür. Süzüntü vakum kazanları içerisinde düşük baskı altında buharlaştırılarak koyulaştınhr. Bu sırada şekerin büyük bir kısmı kristalleşir. Geride kristallenmeden kalan kısım % 50 şeker ihtiva eden "Melâs" tır. Melastan tekrar şeker elde edildiği gibi fermantasyona uğratılarak alkol de elde edilebilir. Fakat büyük bir kısım fabrika civarında hayvan yemi olarak kullanılır.

Ham şeker kristalleri alınır. Üzerine su veya şeker şurubu püskürtülerek yıkanır. Ve son melâs kısımlarından temizlenir. Sonra şurup haline getirilerek kemik külü ile rengi giderildikten sonra tekrar vakum kazanlarında koyulaştırılarak kalıplara dökülür. Böylece kesme şeker elde edilmiş olur. Yıkanmış ham şeker santrfüje edilerek sıvı kısmından ayrıldıktan sonra sıcak hava ile kurutulursa toz şeker elde edilir. Bu şeker elde edilişi büyük ve modem fabrikalarda yapılmaktadır.

Şeker fabrikaları, kampanya denilen senenin bir kaç ayı zarfında çalışır. Çünkü topraktan sökülen pancarlar derhal istenmelidir. Stok edilirse fermantasyona uğrayarak şeker kısmı bozulur.

SANSAR « Hayvanlar

Susamurgillerden küçük bir hayvan. Gelincikten büyüktür. Boyu başından kuyruğuna kadar 70 santimetreyi bulur. Kümes hayvanları ile geçinir. Derisi makbul bir hayvandır.

ENGİZİSYON « Hukuk

Orta çağda ,Avrupa'nın bazı memleketlerinde kurulmuş olan ve XIX. yüzyılın başlarına kadar süren Katolik mahkemelerine verilen ad. Mahkemeler, Katolik, mezhebine karşı gelenlere ve bu mezhebe aykırı hareket edenlere ceza vermek amacı ile 1183 yılında İtalya'da kurulmuştur. Papalar, kayıtsız şartsız ağır cezalar veren bu müesseseleri, kendi kudretlerinin bir vasıtası olarak kullanmışlar ve Orta çağda dehşet saçan müesseseler haline gelmesi sonucunu doğurmuşlardır. Bu mahkemelerin bütün dehşetleriyle hüküm sürdüğü memleketler, İspanya ve İtalya olmuştur, özellikle İspanya'da Müslüman olanlara ve Yahudilere karşı tatbik edilen bu mahkemeler Birinci Napoleon tarafından ilkin İspanya'da 1807 yılında kaldırılmış, 1834 te bütün Avrupa'da son bulmuştur.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy