Nedir

MONDROS MÜTAREKESİ « Tarih

Birinci Dünya Savaşı sonunda, büyük bir yenilgiye uğrayan Osmanlı İmparatorluğunun imzalamak zorunda kaldığı mütareke (30 Ekim 1918) Mütarekenin hükümleriyle Osmanlı İmparatorluğu fiilen sona ermiş bulunuyordu. Mondros Mütarekesi, Osmanlı İmparatorluğu'nu temsil eden Bahriye nazır Rauf (Orbay), Hariciye müsteşarı Reşat Hikmet ve askerî müşavir Sadullah Beylerden kurulu Türk heyeti ile İngiltere'nin Akdeniz filosu komutanı tarafından imza edilmiştir. İmza edilme yeri Limni'de Mondros limanında Agamennon zırhasıdır. 27 Ekim'de başlamış, ve üç gün sürmüştür. Şekle ait bazı değişimlerle, Müttefikler tarafından tespit edilen teklifler, Türk heyetince kabul edilmiştir.

RİGA « Dünya Coğrafyası

Letonya' nın başşehri. Riga körfezi üzerinde kurulmuş bir liman şehridir. Nüfûsu 565.000 dir.

NAVARİN DENİZ SAVAŞI « Tarih

20 Ekim 1827 tarihinde, güneybatı Mora'da Navarin koyunda, birleşik İngiliz, Fransız ve Rus donanmalarının Osmanlı donanmasına karşı yaptıkları âni baskın.Yunan ayaklanmasının Osmanlı kuvvetleri tarafından bastırılması karşısında özellikle Rusların teşviki ile birlik olan İngiliz ve Fransızlar, Yunanistan'da beklemekte olan Osmanlı donanmasına âni bir baskın yaparak top ateşine tutmuşlar ve Osmanlı donanmasının tamamen yok olmasına sebep olmuşlardır. Navarin Deniz Savası Osmanlı tarihinin en kötü olaylarından biri olduğu kadar, Avrupa devletleri için de bir yüz karasıdır.

ALŞİMİ (Simya) « Kimya

Eski çağların kimyasıdır. Bu işle uğraşanların en büyük gayesi değersiz maddeleri altın veya gümüşe çevirebilmek, bütün hastalıkları iyi edecek, insanı ölümsüz yapacak bir ilâç bulabilmekti.

Bu bakımdan, alşimiyle uğraşanlar başlıca iki konu üzerinde çalışıyorlardı. Filozof taşı ve hayat iksiri.

Filozof taşı: Alşimistler bunun kıymetli madenleri yapmaya yarı yan ana madde olduğunu kabul ederlerdi. Filozof taşı yapmak için birçok tertipler vermişlerdir. Tuz, sülfür ve civa filozof taşı yapmaya yarayan başlıca maddelerdendir.

Hayat iksiri (Abıhayat, bengisu) İnsanı hem hastalıklardan kurtaracak, hem de ölümsüz kılacak maddedir. Aynı zamanda altın ve gümüş yapmaya yarayacak maddeye bazen “iksir” denirdi.

Alşimi bugünkü kimyanın öncüsü sayılır. Bununla uğraşanlar yukarıda saydığımız iki gayeyi gerçekleştiremedilerse de kimya alanımda değerli keşifler saptılar.

Doğuşu hakkında birçok efsane vardır. Bir efsaneye göre alşimiyi Eski Mısır tanrılarından Hermes kurmuştur. Ancak, eldeki delillere, göre, alşiminin Mısır'dan çıkmış olması en kuvvetli ihtimaldir. Thebes'teki bir mezarda bulunan III. yüzyıla ait yazılarda altın yapılmasına dair bazı tariflere rastlanmıştır. Eski Yunanlıların geliştirdiği alşimi ile sonradan Araplar geniş ölçüde ilgilenmiş, bu ilmi İspanya'ya geçirmişlerdir Alşimi İspanyadan XI ve XII. yüzyıllarda bütün Avrupa'ya yayılmıştır.

Yunan filozofları alşimi üzerinde nazariyeler kurmaya çalışıyorlardı. Bu arada, bütün maddelerin dört elemandan meydana geldiğini iddia ettiler. Bu elemanlar toprak, hava, ateş ve su idi.

XVI. yüzyıldan itibaren Parceleus .alşiminin taştan altın yapmak demek değil, ilâç hazırlamak demek olduğunu anlatarak alşimiye yeni bir yön verdi. Zamanın en büyük adamlarının alşimi ile uğraşmış bulunmasa ve hayat iksirinin aranması birçok maddelerin İnsan vücudunda denenmesine sebep olmuştur. Hayat iksiri artık yerini insanlara faydalı ilâçları aramaya bıraktı.

BİBLİYOMANİ « Sözlük

Düşkünlük derecesine varan kitap merakı, kitap deliliği. Bibliyoman diye adlandırılan manyaklar, kitapları okumak ya da okutmak için değil, çoklukla kimsede bulunmayacak bir koleksiyon meydana getirmek için bir araya toplarlar. Bu merakla kitap hırsızlığı yapan, hattâ bulunması çok zor bir kitap yüzünden cinayet işleyenler bile olmuştur.

ARİSTOKRASİ « Yönetim Şekilleri

Sınıf farkı güden memleketlerde, soylu sayılan sınıfın idaresi. Yunanca bir kelime olan Aristokrasi (Aristocratie), “en iyinin saltanatı” anlamına gelir. Türlü zamanlarda, birçok bilginler tarafından çeşitli tarifleri yapılmıştır.

Yunan felsefesinde aristokrasi, hükümetin, insan olgunluğu ülküsüne en çok yaklaşan kimseler tarafından idare edilmesi, kafaca ve ahlâkça üstün olanların saltanatı demektir. Bir doktor nasıl hastalarının iyiliği için çalışırsa, aristokratlar da, idare ettikleri toplumun yararları için çalışırlar.

Aristokrasi; içine kolay girilemeyen kapalı bir müessesedir. Yabancıların içine girmesine izin verildikçe, asıl bünyesinin yapısını yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Zamanla, bu zümrenin bütün politik haklarında bir kaybolma görülüyor.

Eski Roma'daki ve Fransa'daki aristokrasi, bu sebeplerle ortadan kalkmıştır.

Aristokrasi, ilkel monarşiden başlayarak yavaş yavaş gelişmiş ve Orta Çağ ile Yakınçağlarda, kralların çevresindeki asilzadeler sınıfı ile son gelişmesine ulaşmıştır. Bugün, aristokrasi idaresinin, bir devlete uzun zaman hâkim olmasına imkân olamaz. Bu bakımdan bu kelime, bugün, siyasî bir anlam taşımaktan çok, sosyal bir anlam kazanmıştır ve asaletin ifade edilmesi için kullanılır.