BOZOVA « Türkiye Coğrafyası
Urfa iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.572 kilometrekare, nüfusu 31.448 dır. Urfa'nın kuzeyinde bulunan ilçenin yüzeyi çoklukla tatlı meyilli sırtlardan ibarettir.
İlçe merkezi olan Bozova 2.903 nüfuslu bir kasabadır. Kaza ve kasaba halkı çiftçilik ve hayvancılıkla geçinmektedir.
HAMAM « Bilim ve Sanat
Genel yıkanma yerleri (Evlerdeki yıkanma yerlerine de hamam denir). Hamam denilen genel yıkanma yerleri, eski Romalılar ve Bizanslılarda da yapılmışsa da buharla ısınan ve çok geliştirilmiş olan hamamlar asıl Türklerde yapılmıştır. Bu sebeple, buharla ısınan hamamlar ,genel olarak “Türk hamamı” adı ile anılır.
Türk hamamları ,başlıca üç bölümden meydana gelmiştir: Soyunma yeri, soğukluk, sıcaklık. Soyunma yeri, sokak kapısından sonra geniş bir avlu üzerinde sıralanmış yüksekçe soyunma sedirlerini ve bölümlerini ihtiva eder. Bu bölümün ortasında çoklukla bir havuz ve bir köşesinde de kahve ocağı bulunur. Soyunma yerinden küçük bir kapı ile soğukluk bölümüne girilir. Soğukluk orta derecede ısıtılmış bir bölümdür. Oturulacak ve uzanılacak sedirler vardır. Hamama girecekler vücutlarını sıcağa burada kurulanırlar. Soğukluktan asıl yıkanma yeri olan sıcaklığa girilir. Ortasında yüksekçe bir set olan “göbek taşı” bulunur. Çevrede kurnalar ve önlerinde yıkanacak setler vardır.
Hamamların çoğu, büyük sanat eserleri halindedir. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde ve İstanbul'da tarihî kıymeti olan pek çok hamam bulunmaktadır.
BERGİUS USULÜ « Kimya
Alman kimyacısı Bergius'un kömürden sentetik benzin elde etmek için kullandığı usul. Bu usulde ilkel madde olarak en fazla linyit kullanılır. Linyit öğütüldükten sonra belli oranda demir oksiti ile karıştırılır. Elde edilen bu hamur özel fırınlarda 150 atmosfer basınç altında 450 derecede hidrojen ile muamele edilir (hidrürleme). Bu olay sırasında gazlar, katı bir artık ve yağ kıvamında maddeler meydana gelir. Yağ kıvamındaki bu maddelerden, ayrımsal damıtma ile vurgu yapmayan ve aşırı derecelerde kaynayan benzin elde edilir.
ANAYASA « Hukuk
Bir memleketin devlet çatısını kuran yasama, yürütme ve yargı erklerinin (teşri, icra, kaza kuvvetlerinin) nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren ana kanun. Eskiden “Kanunu Esasi” denilen Anayasa Teşkilâtı Esasiye Kanunu adı ile de anılır.
Anayasa fikri, tarihte devletle beraber doğup gelişmiş bir fikirdir. Eski Türk hükümdarlıklarında, Yunan ve Romalılarda, Ortaçağın İslâm ve Hristiyan topluluklarında devlet teşkilâtının esaslarını ve hükümet usullerini tâyin eden anayasalar mevcuttur. Fakat XVIII. yüzyıldan sonraki ve zamanımızdaki anayasalar resmî birer devlet emri ve yazılı kaideler mecmuası halindedir.
Örflere ve dinî kanaatlere dayanan anayasalar, zamanımızın devlet hayatında, yerlerini, lâik ve daha belirli özelliklerde yazılı anayasalara bırakmıştır.
Kuzey Amerika'daki İngiliz kolonilerinin istiklâl savaşlarının başarı ile sonuçlanması üzerine 1789 da Amerika Birleşik Devletleri'nin yazılı Anayasası yürürlüğe girmiş, Fransız ihtilâlinden sonra, 1791 yılında Fransız Anayasası meydana getirilmişti. XIX. yüzyılda diğer Avrupa memleketlerine de yayılan bu hareket, Osmanlı İmparatorluğuna da geçmiş ve Türkiye'nin ilk yazılı anayasası olan Kanunu Esasi, Birinci Meşrutiyetin kabul edilmesi üzerine 1876 yılında ilân edilmiştir. Kısa bir zaman sonra Abdülhamid II. nin yürürlükten kaldırdığı ilk Anayasa, 1908 ihtilâlinde İkinci Meşrutiyetin ilânı ile yeniden yürürlüğe girmiştir.
Birinci Dünya Savaşında Osmanlı imparatorluğunun yenilmesi üzerine, 23 Nisan 1920 de Ankara'da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi 20 Ocak 1921 de “Teşkilâtı Esasiye Kanunu” adı altında yirmi üç maddelik Anayasayı kabul etmiştir.
İstiklâl Savaşının başarı ile sonuçlanması, saltanatın ve hilâfetin kaldırılması, Cumhuriyetin ilân edilmesi üzerine 35 maddelik Teşkilâtı Esasiye Kanunu yeni maddelerin eklenmesi ile 105 madde halinde 20 Nisan 1924 tarihinde Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir. Birinci maddesi (Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir) olan bu Anayasada, sekiz madde de toplanan genel hükümler ve yasama, yürütme ve yargı erkleri hakkındaki hükümlerden başka, vatandaşların hak ve vazifeleri konularında hükümler vardır. Anayasa ya göre, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin yegâne ve gerçek mümessilidir.
Yasama erki, yürütme erki Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır.
Milletin seçtiği temsilcilerin devlet merkezinde toplanması ile meydana gelen Büyük Millet Meclisi egemenliğin en yüksek ifadesi olan yasama erkini (teşri salâhiyeti) bizzat kullanır. Kanun yapma, savaş ve barış için karar verme, devletlerle antlaşmalar ve mukaveleler imzalama, genel ve özel af ilân etme, idam cezalarının infazına izin verme gibi egemenlik hak ve vazifeleri doğrudan doğruya Meclise aittir.
Yürütme erkini (icra yetkisi), kendi üyeleri arasından seçtiği Cumhurbaşkanı'na bırakır. Cumhurbaşkanı da bu yetkiyi yine Meclis üyeleri arasından tâyin ettiği ve Meclise karşı sorumlu olan, Meclisin kontrolü altında bulunan Bakanlar Kurulu yolu ile kullanır.
Yargı erki de (kaza kuvveti), Meclise ve hükümete karşı bağımsız olan, yalnız kanuna bağlı yargıçlardan meydana gelmiş mahkemelere bırakılmıştır.
Bu teşkilât ve yetkiler karşımda vatandaşlar, hürriyet, emniyet, eşitlik ve mülkiyet haklarına sahip, can, mal, ırz, mesken ve her türlü taarruzdan masumdurlar.
1924 tarihinde yürürlüğe giren bu Anayasa, 27 Mayıs 1960 günü, Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin yaptığı devrim harekatı ile yürürlükten kaldırılmıştır. 1924 tarihli Anayasa yerine, bunun bazı hükümlerini kaldıran ve bazı hükümlerini değiştiren Geçici Anayasa kabul edilmiştir.
9 Temmuz 1961 günü halkoyuna sunulan yeni Anayasa kabul edilmiş ve Geçici Anayasa, 15 Ekim 1961 tarihinde yürürlükten kalkmıştır.
TROLEYBÜS « Ulaşım
Şehirlerde elektrikle işleyen otobüslere verilen ad. Troleybüs, şişirme lâstik tekerlekli arabaların havada bir hattan verilen elektrik telinden elektrik akımı almak suretiyle işletilmesinden meydana gelmiştir. Gittiği yerler, ancak elektrik akımı veren tellerin gittiği yerlere kadar olur.
BİBLİYOMANİ « Sözlük
Düşkünlük derecesine varan kitap merakı, kitap deliliği. Bibliyoman diye adlandırılan manyaklar, kitapları okumak ya da okutmak için değil, çoklukla kimsede bulunmayacak bir koleksiyon meydana getirmek için bir araya toplarlar. Bu merakla kitap hırsızlığı yapan, hattâ bulunması çok zor bir kitap yüzünden cinayet işleyenler bile olmuştur.